“BİZ BABADAN BÖYLE GÖRDÜK”…

Bu lafı söyleyebilmek herkese  nasip olmuyor…
Göğsünü gere gere, “benim babam işte böyle biriydi “ diyebilmek…
Çocukları için baba bir yoldur, baba bir dağdır, baba bir candır…
Baba güçtür, baba ışıktır, baba ocaktır…
Baba rızıktır, baba servettir, baba huzurdur…
Ananın yokluğu acındırır, babanın yokluğu utandırır… 
Ancak, var olduğu halde babasından söz edemeyen, adını bile anamayan niceleri var...
Çünkü “babalık” her yiğidin harcı değil… Her erkeğin altından kalkabildiği bir yük değil…
- “Yiğit” başka bir şey, “babayiğit” bambaşka bir şey…
Bu konuda çok şanslı olduğumu şimdi şimdi görebiliyorum…
“Babalığını” hakkıyla yapan birine baba dediğimi; kendi babalık görevimde tökezlediğim anlarda fark edebildim…
“Çok bilmiş” geçindiğim dönemlerde kulak asmadığım, önem vermediğim baba nasihatlerinin hayatımın sonraki evrelerinde ne kadar işe yaradığını çok geç anladım… 
Yirmili yaşlarda, babamın altın tepside önüme koyup da benim  kıymet vermediğim bir çok şeyi,  kırklı yaşlarda tabiri caizse çöplükte bile aradım…
Keşke bu yazıyı o yıllarda yazabilseydim… Babamın davranışlarını yargılamak yerine, tümüyle nasihatlerini tutabilseydim…
- Kırk yılı aşkın esnaflık döneminde, her alışverişinde kılı kırk yararcasına kul hakkı gözetebilmeyi,
- Yalan, hile ve sahtekarlığın bir zerresini bile hayatına bulaştırmamayı,
- İnsanların yüzüne her daim emin bir şekilde bakabilmeyi ve baktırabilmeyi,
- En yüksek kariyerin“adamlık” olduğunu, “adam gibi” kalarak bu kariyerin nasıl korunduğunu,
- Allah korkusuyla yaşamanın, her kötülüğü nasıl savuşturduğunu,
- Her koşulda, riyadan uzak, ihlas içinde bir ibadetin nasıl sürdürülebildiğini,
- Doğruya her zaman doğru, yanlışa her zaman yanlış diyebilmeyi,
- Emaneti korumanın, fakiri-kimsesizi gözetmenin, mağdura yardımcı olmanın çok büyük bir insani sorumluluk sayıldığını,
- Ticaret hayatında, kazanılan paranın değil, kazanılan itibarın kıymetini,
- İş ilişkilerinde en büyük sermayenin “güven” olduğunu,  o “güven” sayesinde her kapının nasıl açılabileceğini,
- Diploma sahibi olunmasa bile, iyi bir “usta”, iyi bir “zanaatkar” olunabileceğini,
- Toplumda kazanılan statünün dayanışma ve yardımlaşma ile sürdürülebileceğini,
- Üstlenilen sorumluluğu yerine getirmenin en büyük erdem olduğunu,
- Her sabah namazında günahlardan arınıp, o günü hem hayatın ilk gün gibi, hem de hayatın son günü gibi yaşayabilmeyi,
- Akraba, eş-dost hatırı gözetmenin sosyal hayatta bir kazanca nasıl dönüştürüldüğünü,
- Seksen yıla yakın bir ömür çizgisinde, sağa sola sapmadan nasıl aynı kalınabildiğini, nasıl dik durulduğunu;
“Babamızda gördük” çok şükür…
“Gördün ama, onun gibi olabildin mi” diye sorarsanız, cevabım hayır… Başkalarının beceremediği bir çok şeyi başardım ama, babamın başardığı şeyi başarmamın mümkün olmadığını da anladım…
Şu anda hasta yatağında şifa bekleyen babama ve biz çocuklarına armağan olarak gönderdiği anneme Allah sağlıklı uzun ömürler versin, eksikliklerini göstermesin…
“Biz babadan böyle gördük” şarkısını dinlerken, bu yazıyı yazmama vesile olan; “Müslüm Baba” yı da canı gönülden yad ediyorum.
Şehit babaları başta olmak üzere, “adam gibi baba” olan tüm babaların gününü kutluyor, ebediyete gidenlere de Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?