DERSİM'DE NE OLMUŞTU? (2)

Cumhuriyetimizi hedef alan dış odaklar; içerideki 'İşbirlikçi Koro'yla birlikte hareket etmektedirler. Ne yazık ki, tarih bilmez ve Türklük hassasiyetleri pek de yüksek olmayan bazı gafiller de, bu kara propagandadan etkilenerek, Türk Milletine karşı yürütülen bu Asimetrik Psikolojik Harekâtta figüran olarak yer almaktadırlar! Şunu da özellikle belirtmek isteriz ki, demokrasi, insan hakları gibi kavramlar, milletimize karşı yürütülen bu saldırıların kamuflaj malzemeleri olarak kullanılmaktadır. Türklerin, kurdukları onlarca devleti, demokrasiyle değil, adaletle yönettiklerini hatırlatırız!
Batı'nın Türk Milletine karşı tarihî bir öfkesi ve nefreti vardır. Sebebi de, bir türlü, Türk Milletini sömürge durumuna getirememeleridir. I. Dünya Harbi yenilgisi sonrasında tam da bunu başarmış ve önümüze Sevr'i koymuşlardı ki, ortaya Mustafa Kemal Paşa çıktı ve bütün hesaplarını alt üst etti! Meşhur banker Rothchild, “Mustafa Kemal'in yüzünden Orta Doğu'daki plânlarımızı yüz yıl ertelemek zorunda kaldık” dememiş miydi?
Fakat, Batılı 'dostlarımız' tabiî ki, Türklükle uğraşmaktan vazgeçemezler. Çünkü biliyorlar ki, bu millet kontrol altına alınmazsa, başlarına büyük belâlar açabilir! Biz, Batı düşmanlığı yapıyor değiliz. Sadece bir gerçeği dile getiriyoruz. İnanmayanlar Romen devlet adamı T. G. Djuvara'nın “ Türkiye'yi Parçalama Plânları, 100 Plân” isimli kitabını okumalıdırlar. Bu söylediklerimizin kuru bir iddia değil, Batı'nın kadim bir projesi olduğu görülecektir.
Atatürk'ün, 1933 yılında, Büyük Zafer'in yıldönümünde, zafer meydanında yaptığı konuşmasında da, Anti-Emperyalist kararlılığının sürdüğünü görüyoruz: “ Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin uyanışını da öyle görüyorum. Bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşacak olan pek çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, kuşkusuz ki, ilerlemeye ve refaha yakın olacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere karşın muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletlerarasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı hâkim olacaktır” (Tek Adam, Cilt III, s. 424).
Mazlum Milletlere karşı bu kadar asil bir anlayışa sahip Atatürk'ü, kendi ülkesinde 'katliamcı' olarak nitelendirenlerin emperyalizme hizmet ettikleri muhakkaktır. Bu gafillerin bunu görememeleri ise bunların ya çok derin bir zihin kontrolü altında olduklarının ya da bir ihanete ortak olduklarının kanıtı değil midir?
Atatürk, bütün dünyanın saygı duyduğu ve hayran olduğu dâhi bir devlet adamıdır. Böyle olmasa UNESCO, yüzüncü doğum yılında O'nu 'Büyük Devlet Adamı' olarak anar mıydı? Fakat bu gerçek, Emperyalist odakların Atatürk'e öfke duymalarını engelleyemez çünkü, Büyük Atatürk, sadece bu coğrafyada değil, dünyanın her tarafındaki bütün mazlum milletlerin emperyalizme karşı başkaldırışlarının en büyük dayanağı ve moral gücü olmuştur. Milletimiz, bu emperyalist odakların onca tezgâhına ve içimizdeki işbirlikçilerin bunca ihanetine rağmen hâlâ daha ayakta kalmayı başarabilmişse, kuşkusuz bunu Atatürk'ün kendisine verdiği yüksek moral gücüne ve tarih bilincine borçludur.
DERSİM HAREKÂTI'NIN KAYIPLARI
1937-1938 yıllarındaki I. ve II. Dersim Harekâtı sırasında 50-100.000 arasında sivilin katledildiği iddia edilmektedir! Necip Fazıl Kısakürek'e göre bu sayı 50.000'dir. İsmail Beşikçi'ye göre 50.000'in üzerindedir. Şerafettin Halis Bey'e göre 70 binle 90 bin arasındadır. Meşhur 'tarihçimiz' Ayşe Hür Hanımefendi, bir rakam telâffuz etmemekle birlikte, 110 bin nüfuslu Dersim'de 72 bin kişinin ülkenin değişik yerlerine sürüldüğünü iddia etmektedir! Sayın Cumhurbaşkanımız ise Başbakanlığı döneminde bu konuda şu ifadeleri kullanmıştır: “Vergi vermediler diye Dersim'in köylerini kim bombaladı? Zamanının, o zamanki Cumhurbaşkanının emriyle (ki, Atatürk oluyor!)… Kimdi? İsmet İnönü, CHP'nin başındaydı. Yani, CHP bombaladı. 20 bin, 30 bin 40 bin, 50 bin kişinin yargısız infaz edildiği söylenir. İnsaf ya! İşte sizin cemaziyelevveliniz bu!”
Sayın Erdoğan CHP'yi suçluyor ama, devir Tek Parti devridir. Ülkede başka parti yoktur. CHP aynı zamanda devlettir!
Ah bu ayrımı bir yapabilsek! Ayrıca, Dersim Harekâtının büyük bölümünde, Başbakan, Demokrat Parti'nin de kurucusu olan Celâl Bayar'dır! İşte, Tek Parti nefreti bu vahim yanlışların yapılmasına da neden oluyor! O Tek Parti, Cumhuriyetin Kurucu Partisidir. Atatürk'ün ölümü ile birlikte işlevi de bitmiştir. Devam edebilirdi. Fakat Millî Şef İnönü Kemalizm'i rafa kaldırmayı tercih etmiştir. Atatürk Dönemini de dâhil ederek, CHP'yi suçlayanlar şu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdırlar: CHP Tek Partiydi ve aynı zamanda devletti! CHP'yi suçlayanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hedef aldıklarını da bilmelidirler.
GELELİM RAKAMLARA!!
Ordu Müfettişliğinin yaptığı açıklamaya göre, belgelere göre, Dersim Harekâtı sonrasında bu bölgeden ölü ve diri olarak 7954 kişi çıkarılmıştır. Bunların 5 ilâ 7 bin kadarı Batı bölgelerine sürülmüştür. Bu rakamlara göre, Dersim Harekâtı sırasında ölenlerin sayısı en fazla 2.500 kadardır. 1935 Genel Nüfus sayımına göre, Tunceli nüfusu 101.099 kişidir. 1940 nüfus sayımına göre ise nüfus 94.636 kişidir. 1940 sayımının özellikle yüksek gösterildiği iddiaları da vardır. Fakat bu iddialarda bulunanlar ortaya ciddi kanıtlar koyamamaktadırlar! Sivil kayıpları konusunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 23 Kasım 2011 tarihinde 8 Ağustos 1939 tarihli Jandarma Komutanlığı raporunu kaynak göstererek, toplam ölü sayısının 13.806 kişi olduğunu açıklamıştır. Fakat araştırmacı Serap Yeşil Tuna, bu belgenin doğruluğunun şüpheli olduğunu belirtmektedir.
1937 yılına ait İngiltere Büyükelçiliği raporuna göre, Dersim Harekâtı sırasında isyancılardan 265'i öldürülmüş, 20'si yaralı ele geçirilmiş, 27'si yakalanmış, 849'u teslim olmuştur. Bu harekâtta bir subayımız ve 28 erimizi şehit olmuş, 3 subay ve 46 asker de yaralanmıştır. I. Dersim Harekâtı sonrasında yapılan yargılamada idamı istenen 72 kişiden, aralarında Seyit Rıza'nın da bulunduğu sadece 7 kişi idam edilmiştir. Bu harekât isyanları durduramamış, bu nedenle 1938 yılında II. Dersim harekâtı yapılmıştır. Bu harekât sırasında ölenlerin sayısı da takriben 1.500 ila 2500 arasındadır. Ancak, ayrılıkçı harekete taraftar kazanmak amacıyla kayıplar çok yüksek gösterilmekte ve ordumuza hak etmediği iftiralar atılmaktadır. Meselâ Baytar Nuri isimli hâinin hâtıralarından verdiğimiz şu özet, bunun çok çirkin bir örneğidir: “Türkler Tujik dağı eteklerini tamamen işgal etmiş ve buralarda ellerine geçen Kürt halkını merhametsizce öldürmüşlerdi. Tujik dağı eteklerinden İksor vadisindeki büyük mağaralara sığınmış olan binlerce çocuk, kadın ve kızlar bu mağaraların menfezleri Genelkurmay'ın emir ve murakabesi altında çimento ile kapattırılmak suretiyle mahvedilmişlerdi. İntikam! İntikam! İntikam! Kürt namusuna sürülen lekeyi temizlemek için intikam! Süngülenen yüz binlerce Kürt evladının feryadını dindirmek için intikam! Girdaplara atılan, ateşlerde yakılan gelin ve kızlarımızın Kürdistan afakında uğuldayan iniltilerini teskin için intikam!”
İşte bu aşağılık yalanlarla Kürt gençlerini devlete karşı kışkırtıyorlar. PKK'ya eleman sağlamaya çalışıyorlar! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?