İLBER ORTAYLI'DAN ÖNEMLİ UYARILAR! (2)

ÇOK HIZLI KENTLEŞTİK!
Sayın Ortaylı, hızlı kentleşme ve eğitim sistemimizdeki sorunlar konusunda özetle şu önemli tespitleri yapıyor: “Çok kısa bir zamanda yani 50 yıl içinde Türkiye, sanayileşmiş Türkiye oldu, kentleşti. Bu çok kısa bir dönem. Bir toplum, bu gibi değişimlerde çok büyük sarsıntılar geçirir, çok büyük acemilikler sergiler ki, bugünkü Türkiye'de de bunu görüyoruz. Eğer eğitim konusunda ciddi bir elitist politika izleyip, zeki ve akıllı çocukları tespit edip, bunların eğitimine yönelmezsek sonumuz iyi değil. Bugünkü üniversiteye giriş sistemi âdildir fakat deha sahibi çocukları değerlendirecek bir sistem değil. Üstün zekâlıları tespit edip, bunların yetiştirilmesini temin edemeyen bir toplum sistemi ayakta kalamaz.”
En zeki çocuklarımızın çok özel bir sistemle eğitilmeleri amacıyla 1964'te Ankara Fen Lisesi açılmıştı. Buradaki öğretmenler de en iyi öğretmenlerdi. Kenan Evren Paşa'nın devri iktidarında önce 1982 yılında İstanbul'da, sonra da 1983 yılında İzmir'de birer Fen Lisesi daha açıldı. En zeki Türk çocuklarının çok özel bir eğitime tabi tutulmalarının tehlikesini görenler (ki burada da dış odakların devrede oldukları muhakkaktır!), Türkiye'nin dört bir tarafında, ilçelerde bile Fen Liseleri açtırdılar! Bu, Köy Enstitüleri gibi önemli bir projeydi. Gelin görün ki, 'Görünmeyen bir elin' müdahalesinden kurtulamadı!
CUMHURİYET KENDİ AYDININI YETİŞTİREMEDİ!
Sayın Ortaylı'nın aydınlarımız hakkındaki şu tespitleri de, bir gerçeğin ifadesidir: “Türk entelijansiyası bir kültür ortamı yaratacak bir muhit değil maalesef. Bir dönem solcular 'Ne varsa bizde var' derlerdi. Şimdi sağcılar öyle olduklarını zannediyorlar. Evvelâ, her iki taraf da donanımsız. Bunun düzeltilmesi, hatta yenilenmesi gerekiyor. Dünyaya açılan, dünyayı tetkik eden, kendine bakmayı bilen, değerlerine sahip çıkan, maziye bakan insanlara ihtiyacımız var. Maalesef Türk halkı için büyük babasının kullandığı yazı Çince gibi. İnsanlar dedelerinin ninelerinin mektuplarını okuyamıyorlar. Artık bu kopukluğu gidermemiz lâzım. Bu, bir Japon ya da Rus ailesinde tasavvur edilemez. Eski edebiyatı gönüllü olarak ve bazı yerlerde mecburî olarak öğretmemiz lâzım. 1920'lerde, 1930'larda Türkiye'de sol fantezidir. Bir ciddî tehlike teşkil etmediği şuradan belli ki, devlet sola karşı hakikaten haylazlık yapan çocuğa davranan baba pozisyonundadır. Pekâlâ, gördüğünüz gibi, içeri girip çıkan mahkûm edilen Komünist denen kimseleri alıp istihdam ediyor, genel müdür de yapıyor. Bunu hep biliriz; Şevket Süreyya ortada. Vedat Nedim (Tör) Bey ortada. Sola sempatik görünen yazarlar ara sıra tevkif edilse de, gene devletin içindeler! Kadro hareketine katılanlar. Burhan Belge, hiçbir zaman gözden çıkarılmış değil.”
Bunlar doğru. Atatürk Döneminde devlet sola, gerçekten de sayın Ortaylı'nın tespitlerindeki gibi bakmıştır. Fakat, Millî Şeflik Döneminde ve sonrasındaki Demokrat Parti iktidarında çok kaba bir Anti-Komünist siyaset uygulanmıştır! Baskılardan yılan büyük hikâyecimiz Sabahattin Ali'nin 1948 yılında, Bulgaristan'a kaçmak isterken bir fanatik tarafından hunharca öldürülmesi hazin bir hikâyedir.
İKİNCİ CUMHURİYET SAÇMALIĞI!
Sayın Ortaylı'nın, bir zamanlar oldukça popüler olan 2. Cumhuriyet tartışmaları konusundaki şu tespitleri de oldukça önemli ve öğretici: “İkinci Cumhuriyet: Bunlar boş tasniflerdir. İnsanlar daha evvel solcuydu, bu hareketleri çıkmaza girince başka sloganları başka hedefleri benimsediler. Bunların hiçbirini ciddî olarak benimsedikleri kanısında değilim. Politika çalışmak ister ve disiplinli çalışmak ister. Bunu yapamayan insanlar cumhuriyeti sıralarlar. Öyle birinci, ikinci üçüncü cumhuriyet olmaz. Bu numaralama (Örneğin Fransa) önemli olaylar silsilelerine tekabül eder. Türkiye'de öyle bir şey yok. Türkiye'nin olayı, 'Birinci Cumhuriyet'le bitmiştir. Ankara Meclis Hükümeti 1923 ilânı ile biter. Arada siz cumhuriyeti numaralayacak hangi büyük olayı gerçekleştirdiniz? Efendim, Çok Partili Demokrasiye geçtik. Geçtik de ne değişti? İdareciler mi değişti, coğrafi yapı mı değişti? Hatay'ın katılmasıyla 1939'da son şeklini alan bir Türkiye vardı. Hepsi bu. 1960'da anayasa ile devrim yapmışlar! Ne olmuş? Bana sorarsanız 1961 Anayasası'ndan daha önemli bir devrim, 1970'lerde tamamlanan Türkiye'nin elektrikifikasyonudur. İnsanlar uzak köylerden televizyonlarla, telefonla dünyaya açıldılar. Matbuat değişti. Dolayısıyla, Türkiye'deki değişimler cumhuriyet numaralamasıyla alâkası olan şeyler değil. Anayasalar yaptık; daha da yaparız. O işin de tadını kaçırdık. Anayasa yapmak yakında neredeyse herhangi bir değerli müzik kompozisyonu yapmaktan daha kolay ve yaygın hâle gelecek. İnsanlar basit tadilatı, maalesef büyük gürültülerle bütün anayasa metnini değiştirerek yapıyorlar. Türkiye'nin bu konudaki faciası aslında 1924 Anayasası'na sahip çıkamamaktan ileri gelir. Rahmetli Tahsin Bekir Balta Hoca, o anayasa çalışmaları sırasında bunu açıkça söyledi. 'Değişiklikler yaparsınız' dedi. 'Ne diye 1924'ü değiştiriyorsunuz, üslubu harika, felsefesi harika'. Orada 'Türkler' dendiği zaman, o ırkçı görüşle çizilen Türkler değil, vatandaşlık anlamında Türkler kastediliyor. Bunu düzenlemek yerine yeni bir anayasa getirdiler. “
ÇOK PARTİLİ HAYATA ERKEN GEÇİLDİ!
Sayın Ortaylı da, tarih şuuruna sahip birçok aydınımız gibi, çok partili hayata erken geçtiğimizi düşünüyor.
Ne yazık ki, Türkiye II. Dünya Harbi sırasında takip ettiği hatalı siyasetler nedeniyle Çok Partili Sisteme geçmek zorunda kalınca, yatırımların, bir plân ve program dahilinde gerçekleştirilmesi esası da terk edilerek, oy verenleri memnun edecek popülist bir siyaset tercih edildi. Bu da çok büyük bir kaynak israfına, büyük borçlanmalara ve bu suretle Batı'nın vesayetinin pekişmesine ve ülkemizin millî politikalar uygulamakta büyük zorluklarla karşılaşmasına sebep oldu.
BİRİNCİ DÜNYA HARBİ HAKKINDA
Sayın Ortaylı'nın en can alıcı tespitlerinden biri de I. Dünya Harbi hakkındadır. Ne yazık ki, bu konuda bugün bile tam bir kafa karışıklığı yaşanmaktadır. Kitabın 236. Sayfasında, “Lawrence ve Arap ayaklanması, Birinci Dünya Harbi'nin felâketi ve zaafı içinde ortaya çıkmıştır. Bir Arap ayaklanması, Birinci Dünya Harbi'ne katılmasak veya Britanya tarafında olsak söz konusu olmazdı” deniliyor ki, buna biz de aynen katılıyoruz. Bu harpte İngiltere ile birlikte olmamız mümkün değildi. Fakat harbe girmeyip., tarafsız kalabilirdik. İngiltere'nin, “tarafsız kaldığımız takdirde toprak bütünlüğümüzü garanti edeceğini bildirmesine rağmen”, o tarihte iktidarda olan İttihat ve Terakki Partisi, ülkemizi bu harbe sokmuş ve milletimize o büyük felâket yaşatılmıştır.
AVRUPA HAKKINDAKİ TESPİTLER ÇOK ÖNEMLİ!
Aydınlarımız Tanzimat'tan bu yana dünyaya hep Avrupa Merkezli bakarlar. Avrupa'ya hayrandırlar. Sayın Ortaylı bu konuda da son derece çarpıcı şu tespitleri yapmış: “Avrupa nüfusu yaşlı ve az, reprodüksiyonunu yapamayan, yani nüfusunu yeniden üretemeyen, eğitemeyen bir toplumdur. Onun için, üretim ve tüketim uçurumları başlamıştır ve daha da artacaktır. Bunları lütfen hesaba katın. 'İnsanlığın Nihai Hedefi' diyerek, yanlış bir Hegelyen yorumla Avrupa'yı değerlendirmeyin. Şu ana kadar öyle yapılmış. İnsanların kafasına bunun 'Nihaî Hedef' olduğu, insanlığın gelişiminin en yüksek noktası olduğu yerleştirilmiş. Öyle bir şey yok. Beşeriyet istikbalde daha mı iyiye gidecek, daha mı kötüye gidecek, onu düşünen yok” (Bkz: S. 212).
Ne yazık ki, bugün, iktidar da, muhalefet partileri de, Avrupa Birliği üyeliğini bir 'Millî Hedef' olarak görmektedirler. Bu derin zaaf, siyasetimizi AB'nin baskılarına açık bir hâle getirmektedir. Avrupa Birliği'nin FETÖ ve PKK'ya verdiği destek nasıl unutulur? ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?