İLBER ORTAYLI'DAN ÖNEMLİ UYARILAR! (1)

Prof. İlber Ortaylı'nın “Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı” isimli kitabını okuduk. Sayın İsmail Küçükkaya sormuş, sayın Ortaylı cevaplamış. Soru-cevap şeklinde, rahat okunan bir kitap. Fakat, biz sayın Ortaylı'dan daha hacimli bir kitap beklerdik. Sayın Ortaylı, Atatürk'ten sonra, Atatürk'ün TARAFSIZLIK siyasetinin terk edilerek, ülkemizin Batı'nın vesayetine sokulması üzerinde hemen hiç durmamış. Bu önemli bir eksiklik. Ancak, kitapta Cumhuriyet'in ilk Yüzyılına bakışımızı zenginleştirecek bazı önemli tespit ve uyarılarda bulunulduğunu da belirtmeliyiz. Bu yazımızda, bu tespitlerden önemli bulduklarımıza, yer yer kendi yorumlarımızı da katarak değineceğiz.
CUMHURİYETE NASIL BAKILMALI?
Sayın Ortaylı, kimi tarih bilmezlerin 'diktatörlük' olarak nitelendirdikleri Cumhuriyetin ilk yılları için şu değerlendirmeyi yapıyor: “1920'lerin, 1930'ların dünyasına uygun bir otoriter toplum devlet sistemi kuruluyor. Fakat bu, insanları çok rahatsız etmemeli. Çünkü o devirde Polonya da, Avusturya da, İspanya da, İtalya da öyleydi. Hattâ Almanya gibi bir örnek bile demokrasinin getirdiği bunalıma tepki olarak ortaya çıktı” (S. 58).
Sayın Ortaylı'nın Almanya örneği çok önemli. Çünkü, I. Dünya Harbi yenilgisinin Almanya'da sebep olduğu yıkım ve siyasî istikrarsızlık, Hitler gibi bir demagogun iktidara gelmesine sebep oldu. Almanya, bu 'NAZİ SAPKINLIĞININ' bedelini çok ağır bir şekilde ödedi. Türkiye ise, Atatürk'ün önderliğindeki (asla Faşist İtalya ve Nazi Almanya'sıyla kıyaslanamayacak) insanî ve adalete önem veren bir Tek Partinin yönetiminde bir millî kalkınma hamlesi başlattı. Milletin huzur içinde yaşadığı istikrarlı bir yönetim kurdu. Sayın Ortaylı, kitabının 67. sahifesinde, Adnan Menderes'ten de şöyle söz ediyor: “Merhum Adnan Menderes, Fethi Okyar'ın partisinde (Serbest Fırka) Aydın İl Başkanıydı. Etrafta tutulan bir genç olduğundan, Atatürk biraz da sorgulamak ve tembih babında görüşlerini dinlemek için kendisini çağırtıyor. Menderes deyince, Birinci Cihan Harbi'nde yedek subaylık yapmış, konuşmasını bilen, İstiklâl Madalyası sahibi biri söz konusu. Anlatmaya başlıyor ve memleketin zenginlik istediğinden bahsediyor. İktisadî girişim hürriyeti istiyor ve bürokrasi ve hükümetin müdahalelerinden şikâyet ediyor. Atatürk bu gencin, 1931 milletvekili seçimlerinde CHP'den milletvekili olmasını sağlıyor!”
Sayın Ortaylı S. 143'te de, dönemin Türk siyasetçileri ve Adnan Menderes hakkında şu çok anlamlı bilgiyi veriyor: “Türk siyasetçisi karakteri dolayısıyla, hazineyi boşaltarak başka ülkelere götürmek gibi bir şey düşünemez. Meselâ, Adnan Menderes'in oğullarından biri alışveriş yapmak için borç almak yerine, yurt dışında bir hesap açtırmak istemiş. Bunu öğrenen Menderes herkesin içinde çocuğunu azarlamış ve 'Bir Başvekilin çocuğunun yabancı bankada hesabı olamaz' demiş. Türklerde bu zihniyet hâkimdir.”
Evet, gerçekten de, 1980'lere kadar, devlet adamlarımızda bu zihniyet hâkimdi!
I. İNÖNÜ ZAFERİ
Sayın Ortaylı, Atatürk'ün, I. İnönü Zaferi (9 Ocak-11 Ocak 1921) ile ilgili olarak Albay İsmet Bey'e çektiği telgraf hakkında şu önemli değerlendirmeyi yapmış: “O savaş (İnönü Savaşı) bir yerde, Atatürk'ün savaşıdır ve o telgraf sadece İnönü'ye çekilmemiştir, bir yerde herkese çekilmiştir. İçeride ve dışarıda herkese” (S. 87).
Albay İsmet Bey, I. İnönü Zaferi'nden sonra generalliğe yükseltilmiştir. Atatürk'ün bu zaferden sonra Albay İsmet Bey'e çektiği telgraftaki, “Siz orada milletin makus talihini yendiniz” ifadesi meşhurdur. Sayın Ortaylı, telgraftaki bu ifadeyi kast etmiş olmalı. Bu sözler bizatihi İnönü'yü hedef almıyordu. Çünkü, İnönü zaferinde, Albay İsmet Bey savaş meydanında değildi. Ordumuz bir yandan Yunan'la savaşırken, bir yandan da, düzenli orduya katılmayı reddederek, isyan eden Çerkez Etem kuvvetleriyle uğraşmaktaydı. Albay İsmet Bey bu kuvvetlerin başındaydı.
1924 ANAYASASI' NIN ÖNEMİ
Sayın Ortaylı, 1924 Anayasası hakkında S. 98'de şu çok anlamlı değerlendirmeyi yapıyor: “Atatürk'ün kafasında tam manasıyla Jean Jacgues Rousseau tipi bir cumhuriyet vardı. 1924 Anayasası'nda o cumhuriyet ortaya çıkıyor. Dikkat edin, orada “Türkler” diyor. Ben onun kalmasını istiyordum. Türklerden kasıt Türkler falan (etnik olarak) değil. O espriyle, o ruhu, o vatandaşlığı kaybettiğiniz için 'Türkiyeli' diye bir lâf çıktı. Abuk sabuk ne olduğu bilinmeyen, hiç tutar bir tarafı olmayan bir lâf. 1924 Anayasası'nı iyi korumalıydık. İhtiyaca göre tadil edilmeliydi. Bunu yapmadık maalesef.”
1924 Anayasası Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap veren bir anayasaydı. Bu anayasaya 1937'de, daha önce de CHP tüzüğüne giren, Devletçilik, Devrimcilik, Halkçılık, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Lâiklik ilkeleri konulmuştu. 1960 Askerî Darbesi'nden sonra yapılan ve yıllarca, 'En İlerici Anayasa' olarak alkışlanan 1961 Anayasası'ndan bu ilkeler çıkarılmış ve buna 'Atatürkçülerin' gıkı bile çıkmamıştır! Emperyalist sömürü çarklarını kırarak, dünyada başka bir örneği bulunmayan Plânlı Karma Ekonomi Modeliyle bir sanayileşme hamlesi başlatan Türkiye için bu Altı İlke önemliydi. Demokrat Parti'nin, iktidarı süresince dokunmadığı bu ilkelerin 1961 Anayasasından çıkarılmış olması ve bunun hiç sorgulanmaması gerçekten ilginçtir.
Sayın Prof. İlber Ortaylı, Prof. Tahsin Bekir Balta'nın da 1961 Anayasasına karşı olduğunu belirterek, 1924 Anayasası'nın, zamanın şartlarının gerektirdiği bazı değişiklikler yapılarak yürürlükte kalmasının doğru olacağı üzerinde duruyor. Ne yazık ki, bugün ' Yeni Anayasa' ihtiyacından söz eden bazı siyasetçiler, Millî Devleti esas alan 1924 Anayasası'nı değil, Bakanların Meclis tarafından seçildiği, savaş şartlarına özel bir Anayasa olan ve Abdullah Öcalan'ın da pek sevdiği 1921 Anayasasını referans almaktadırlar!
Siyaset, yeni bir Anayasayı, bütün sorunların çözümünün âdeta ilâcı olarak görüyor. Yeni anayasa ile Batı'nın siyasî ve iktisadî vesayeti kırılabilecek mi? Bu anayasa ülkemizin üretim ekonomisine geçmesini sağlayacak mı? Türkiye Tam Bağımsız bir devlet olabilecek mi? Bizim temel meselemiz asla, yeni bir anayasa değildir. Bizim temel meselemiz, bu ülkenin, Atlantik ötesine rampa ettikten sonra, bir borç sarmalına sürüklenerek, Cumhuriyetin temel ilkelerinden uzaklaşmasıdır.
Sayın Ortaylı şöyle devam ediyor: “1961 Anayasasının uzun ömürlü olmamasında, Türkçesinin ötesinde, noksanlıklarının da tesiri vardır. Yasamayı meydana getiren elemanlar ve mekanizmaların oluşmadığı ülkelerde Başkanlık Sistemi, ancak Güney Amerika'yı yaratır. Taşrada politikacı yetiştiremeyen bir toplumun başkanlık sisteminde ideal denetimden söz etmesi ve bunu beklemesi hayal kırıklığı ile sonuçlanabilir. Galiba bu alanda mutedil bir yarı başkanlık sistemine iltifat edilmesi daha gerçekçi olacaktır. Bence esas olarak, 1924 Anayasası'nın müesseselerini geliştirmekten başka çare yoktur.”
Sayın Ortaylı'nın, şu tespitleri de önemli: “Cumhuriyet maalesef büyük savaşların yıkımının yarattığı bir ortamda (Balkan Harbi ve I. Dünya Harbi) kuruldu ki, daha kötü de olabilirdi. Her şeye rağmen Kemalist deha, yani Atatürk, kendi dehasıyla bazı şeyleri kurtardı. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti, Batı Türkiye'ye sahip olmadan kurulabilirdi. Eğer komuta heyetinin başındaki Başkomutanın inadı olmasa, biz bugünkü Batı Türkiye'ye sahip olamazdık ve onsuz bir Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıkardı. Bu aşamadan sonrasını tahmin etmemiz fevkalâde zor. Hâlâ Türkiye'de, ülkenin sürekli yeni çıkan politikacılar tarafından yönetilmesi, tecrübeli kadroların bulunmaması ya da mevcut tecrübeli kadroların dinlenmemesi yüzünden çok garip projeler ortaya çıkıyor. Şöyle bir bakıldığında şu anki üç partide ortak politika götürecek bir insan yok.” ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?