EĞER MÜMKÜN OLSAYDI…

Günümüzde, ruhumuzu okşayan, gönlümüze hoşnutluk veren güzellikler o kadar azaldı ki…
Yavaş yavaş birer makine dişlisine dönüşüyoruz…
İçinde duygu namına zerre kadar yük taşımayan dişliler…
Ömrümüzü en kolay nasıl harcayabiliriz, onun derdindeyiz…
Atalarımız, karşılarına çıkan zorluklarla ve engellerle güçlenip büyümüşler…
Çocuklarını hayata hazırlarken, hiç çekinmeden o çetin koşulların içine itmişler… Ayakları üstünde rahatça durabilsin, her zorluğu tanısın ve ona göre tedbir alabilsin diye…
Ağaç rüzgar yedikçe güçlenir… İnsan gamlandıkça demlenir…
Oturduğumuz yerden kalkmadan, bir damla ter akıtmadan iş bitirme peşindeyiz…
İnsan böyle bir varlık olamaz, olmamalı…
Harcadığımız enerji, akıttığımız ter, verdiğimiz emektir hayatımızı güzelleştiren… Bizi mutlu eden, coşturan, yaşama sevincimizi artıran…
Fakirlik, yokluk, çaresizlik bir kaderdir… Esaret ve bağımlılık bir kaderdir. Ancak o kaderi tersine çevirecek gücü vardır insanın…
Çalışması, nasibinin-rızkının peşinden koşması, araması, emek harcaması şartıyla…
Üç asır öncesine kadar yaşamış kralların bile bizim kadar kolay bir hayatı yoktu…
Ama tarih kolay hayat yaşayanları değil, zoru başaranları yazıyor…
Popüler kültürün de etkisiyle, neyimiz var neyimiz yok her şeyi kolay yaşam yolunda hızla tüketiyoruz.
“Hiç sıkıntı ve zorluk çekmeyelim, hayatımızı kolaylaştıran her şeye sahip olalım” düşüncesi en büyük hedef haline gelmiş…
Pek tabi böyle bir yolda, paraya olan ihtiyaç arttıkça artıyor…
Kimse elindeki ile yetinmiyor, hep daha fazlasına hücum ediyor…
Nitekim bugün, üçü kazanan dördü, dördü kazanan beşi istiyor… İhtirasların ucu açık, sınırı yok…
Ancak;
- Az kazanan da mutlu değil, çok kazanan da!
Mahallede, sokakta, evde barkta coşku yok artık… Duygu yok, güzellik yok…
- Herkes herkesle bir arada ama herkes herkese yabancı!
Sevgi mutasyona uğramış, hoşgörü kaybolmuş, merhameti kimse tanımıyor…
- Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış!..
Eğer mümkün olsaydı;
Ben, bu devirde dünyaya gelmeyi hiç arzu etmezdim…
Tadı, tuzu olmayan, her şeyin tümüyle sahteleştiği bu devir, gerçek mutluluğu yaşamak isteyenlerin devri değil…
Bir an önce zahmetsizce ömrümüzü tüketelim, hiçbir zorluk ve sıkıntıya düşmeyelim deyip, sahteyi gerçeğe tercih edenlerin devri bu devir…
Ruhsuz, hissiz, davranışları reflekse dönüşmüş, paylaşmaktan imtina eden, kimse için elini taşın altına sokmayan insanlarla yüz yıl yaşamak yerine; üç asır gerilere gidip, yokluklara, imkansızlıklara ve türlü çaresizliklere rağmen kahkaha atabilmeyi, el ele tutuşabilmeyi başarabilmiş insanlarla onun yarısı kadar bir ömür yaşamayı tercih ederdim…
Eğer mümkün olsaydı;
Sayıları milyarları bulan bugünün insanından pek çoğunun dünyaya gelmesini istemezdim.
Her şeyde olduğu gibi, insanda da sayı fazlalaştıkça değer hızla düşüyor!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?