DAHA MONTRÖ'YLE NE KAZANDIĞIMIZ BİLİNMİYOR !

İstanbul Sözleşmesi'nin bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlükten kaldırılması tartışmaları sonrasında sayın Meclis Başkanı, bir gazetecinin sorusu üzerine, Montrö'den de bir Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile çekilebileceğimiz anlamına gelebilecek bir cümle sarf etti. Tartışmaların büyümesi üzerine sözlerine açıklık getirdi ve Montrö'den çekilmemizin söz konusu olamayacağını açıkladı. Fakat muhalefete bir koz verilmiş olduğundan, sayın Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi olup olmadığı tartışılmaya başlandı. Bu arada sayın İYİ Parti Genel Başkanının şu 'uyarısına' şahit olduk: “Şimdiden uyarıyorum, aklınızdan bile geçirmeyin!”
Bu sözleri tebessümle karşıladık. Anlaşılan o ki, ne iktidar ne de muhalefet Montrö'nün ne olduğu hakkında yeterli bilgiye sahip değil. Bu gerçekten de çok vahim bir durum. Ne yazık ki, bu güzelim ülke, işte bu kadar çapsız bir siyasete mahkûm! Karşı karşıya bulunduğumuz tablo, bu iktidarın kesinlikle değişmesi gerektiğini ve fakat alternatifinin mevcut muhalefet olmadığını gösteriyor!
MONTRÖ'YE NEREDEN GELİNDİ?
Herkes konuşuyor fakat, “Lozan'da Boğazlar için nasıl bir statüyü kabul ettiğimiz ve Montrö'de neyin değiştiği?” konusunda net bir şey söylemiyor!
Lozan Antlaşması'na göre, Boğazlar askerden arındırılıyordu. Yani, olacak şey değil ama, Boğazlar bölgesine Türk askeri yerleştiremeyecek, burada tahkimat yapamayacaktık! Hem Çanakkale Boğazı, hem Karadeniz Boğazı silâhsız, askersiz, savunmasız bırakılıyordu. Bu bölgede hiçbir istihkam, hiçbir topçu birliği, hiçbir deniz üssü olmayacaktı! Yabancı işgal kuvvetleri Boğazlardan çıkarılmıştı ama, bölgeye Türk askeri de sokulamıyordu!
Yani sözün özü kendi toprağımıza giremiyorduk!
İkinci olarak, Boğazların yönetimi için bir Uluslararası Komisyon kuruluyordu. Dokuz devletin delegelerinden oluşan bu komisyonun başkanı Türk'tü. Türkiye bu komisyonda sadece bir oya sahipti. Boğazlardan savaş gemilerinin ve uçakların geçişini Türkiye denetleyemiyor; bu denetlemeyi komisyon yapıyordu.
MONTRÖ NASIL KABUL ETTİRİLDİ?
Türkiye, Montrö'deki tezini, Lozan'ın imzalandığı 24 Temmuz 1923'den sonra bölgede meydana gelen gelişmelere dayandırdı. Neydi bu gelişmeler? Akdeniz'de bir tehlike vardı. Mussolini İtalya'da iktidardı. Nazi Almanya'sı ile ittifak yapmıştı. Bu durum Sovyetler Birliği'ni de rahatsız ediyordu. Çünkü Türkiye'nin savunamadığı Boğazlardan düşman gemileri kolaylıkla geçebilir ve Sovyetler Birliği'ni tehdit edebilirdi!
Bu nedenle Sovyetler Birliği Türkiye'nin tezlerini desteklemiştir ve Montrö'nün kabul ettirilmesinde bu desteğin büyük etkisi olmuştur.
Türkiye Montrö Konferansı'na 6 delege ve 24 yardımcı olmak üzere toplam olarak 30 kişilik çok tecrübeli bir heyetle katılmıştır. Konferans 22 Haziran 1936'da toplanmış ve 20 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sözleşmeyi şu devletler imzaladılar: İngiltere, Fransa, Japonya, Sovyetler Birliği, Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye. İtalya da sonradan sözleşmeye katılmıştır.
Montrö'nün, Lozan'da taraf olan devletlere imzalattırılması o tarihteki Atatürk Türkiye'sinin gücünü de göstermektedir. Türkiye ne yazık ki, bugün, bu güce sahip değildir. Sebebi de, ABD ve AB'ye olan bağımlılığımızdır. Düşününüz ki, Türkiye, 25 yıldır aleyhimize işleyen AB ile imzaladığı Gümrük Birliği anlaşmasını bile iyileştirememektedir!
MONTRÖYLE NELER KAZANDIK?
Montrö'nün 24. Maddesiyle 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşmasına göre kurulmuş olan Uluslararası Komisyon'un yetkileri Türk Hükümetine geçiyordu.
Sözleşmenin Md. 8, 22. Fıkrası ile, savaş gemilerinin savaş ve barışta Karadeniz'e çıkışları düzenliyordu. Buna göre, Karadeniz'de kıyısı bulunan devletlere bir üstünlük sağlanıyor; Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlere ise çeşitli kısıtlamalar getiriyor; bu devletlerin savaş gemilerinden Karadeniz'e çıkmak isteyenlere en fazla 45 tona kadar izin verilebiliyordu. Savaş gemileri barış zamanında birer birer geçecek, gündüzleri geçecek, ön bildirimde bulunacaklardı.
Karadeniz'de kıyısı bulunan devletler ise önceden haber vermek şartıyla barış zamanında daha fazla tonajda savaş gemisi geçirebilecekler, denizaltılarını da su üstünden geçireceklerdi.
Sözleşmeye ek olarak düzenlenen !V No'lu Protokola göre, Türkiye, bu Sözleşmenin başında tanımlanan Boğazlar bölgesini derhâl yeniden askerîleştirebilecekti.
Atatürk, l Kasım 1936'da Meclis'te Montrö hakkında şu konuşmayı yapacaktır: “Tarihte birçok kez tartışma ve tutku konusu olan Boğazlar artık tam anlamıyla Türk hükümranlığı altında, yalnız ticaret ve dostluk ilişkilerinin ulaşım yeri hâline girmiştir. Bundan böyle savaşan herhangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçmeleri yasaktır.”
MONTRÖ NASIL DEĞİŞTİRİLEBİLİYOR?
Sözleşmenin 28. Maddesine göre, iş bu Sözleşme, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren 20 yıl süre ile yürürlükte kalacaktır. Bununla birlikte, işbu Sözleşmenin l. Maddesinde yinelenen geçiş ve ulaşım serbestliği ilkesinin süresi sınırsızdır. Sözü geçen yirmi yıllık sürenin bitiminden iki yıl önce, hiçbir Yüksek Akit Taraf Fransa Hükümetine fesih bildiriminde bulunmamış ise, işbu Sözleşme bir fesih bildirimi gönderilmesinden başlayarak iki yıl geçinceye kadar yürürlükte kalacaktır. Böyle bir bildirim Fransa Hükümetince Yüksek Akit Taraflara duyurulacaktır. İşbu Sözleşme, bu madde hükümlerine göre feshedildiği takdirde, Yüksek Akit Taraflar yeni bir Sözleşmenin hükümlerini saptamak üzere kendilerini bir konferansta temsil ettirmek hususunda anlaşmışlardır. (Yani görüldüğü gibi, tek taraflı bir çekilme söz konusu değildir!)
Montrö Sözleşmesinin 29. Maddesine göre de, Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her beş yıllık sürenin sonunda Yüksek Akit Taraflardan her biri, iş bu sözleşmenin bir ya da birkaç hükmünün değiştirilmesini önerebilecektir. Yüksek Akit Taraflardan birince yapılacak değişiklik isteğinin kabul edilebilmesi için eğer, Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlerin Karadeniz'de bulundurabilecekleri savaş gemilerinin tonajı ile ilgili 14. ve Karadeniz'de kıyısı olan devletlerin Karadeniz'de bulundurabilecekleri savaş gemilerinin tonajı ile ilgili 18. Maddelerin değişmesi isteniyorsa, diğer bir Yüksek Akit ve eğer başka herhangi bir maddenin değişmesi isteniyorsa diğer iki Yüksek Akit tarafından öneride bulunulmalıdır.
Böylece yapılacak değişiklik talebi cari beş yıllık sürenin bitiminden üç ay önce Yüksek Akit Tarafların her birine bildirilmelidir. Bu bildiri, önerilen değişikliğin niteliğini ve nedenlerini kapsayacaktır. Bu öneriler üzerinde diplomasi yoluyla bir sonuca varmak mümkün olmazsa, Yüksek Akit Taraflar bu konuda toplanacak bir Konferansta kendilerini temsil ettireceklerdir. Bu Konferans ancak oybirliği ile karar verebilecektir. Bu hükümden 14. Madde ile ve 18. Maddeyle ilgili değişiklik hâlleri müstesna olup, bunlar için Yüksek Akit Tarafların dörtte üç çoğunluğu yetecektir. Bu çoğunluk, Türkiye dahil, Karadeniz'de kıyısı olan Yüksek Akit Tarafların dörtte üçünü içine almak suretiyle hesaplanacaktır.
Demek ki, neymiş efendim? Montrö'den öyle tek taraflı olarak çıkmak, feshetmek mümkün değilmiş! Bir de görülemeyen şu önemli gerçek var: Montrö öyle her uluslararası sözleşmeye benzemiyor.
Bazı uluslararası sözleşmeler vardır ki, Türkiye'ye bazı yükümlülükler yükler. Montrö öyle değil; Montrö, hükümranlık haklarımızın teslim edildiği bir Sözleşmedir!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?