ATATÜRK’ TEN SONRA NELER OLDU? (8)

DEMOKRAT PARTİ KURULUYOR
7 Ocak 1946'da kurulan Demokrat Parti'nin Genel Başkanı Celâl Bayar, Sabiha Sertel'e siyasî inancını şöyle açıklar: “Size şunu kesin olarak söylerim. Kemalizm ve onun hedef aldığı millî hâkimiyete bağlılığım saf ve samimidir. Kemalizm'den başka herhangi bir ideoloji ile hiçbir alâkam yoktur. Zaten Kemalizm deyince, bunun demokrasi mefhumunun tam ifadesi olduğunu biliyorsunuz. İlk günden beri içinde bulunduğum ve zaman zaman mesuliyetini üzerime aldığım inkılâbımızın esaslarından ayrılabilmek benim için mümkün değildir” (“Roman gibi”, s. 306).
Prof. Niyazi Berkes, Demokratların, bu 'Kemalizm' açıklaması hakkında, pek bilinmeyen şu önemli bilgiyi verir: “Demokratların CHP'den ayrılmalarına sebep olan Dörtlü Takrir'de istenen şey, 'Kemalizm Anayasasının ruhuna uyulması' isteğiydi fakat Millî Şef Yönetimi artık, 'Kemalist Rejimin ruhuna dönülmesini istemekten, Sovyet Rejimini istemeyi anlıyordu!' Kaldı ki, Demokratların bu 'Kemalizm rejiminin ruhuna dönülmesi' düşüncesi de samimî değildi” (Prof. Niyazi Berkes, “Unutulan Yıllar”, s. 316)!
'KURTARICIMIZ' ARTIK AMERİKA!
1946 başlarında, CHP iktidarını ve Demokrat Parti muhalefetini heyecanlandıran 'mesud bir hadise' gerçekleşecektir. Amerikalıların en gözde harp gemisi ünlü Missouri (Missuri) zırhlısı, Montrö'yü delerek İstanbul'u ziyaret eder. Bahanesi, bir yıl önce Amerika'da vefat eden Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Mehmet Münir Ertegün'ün cenazesinin getirilmesidir! 5 Nisan'da büyük törenlerle karşılanan Missouri'nin gelişinden sonra, Büyük Millet Meclisi'nde ilginç konuşmalar yapılır. Ünlü hatip, eski Türk Ocakları Başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver; “Milletler hâlâ yarına endişe ile bakıyorlar. Işık nereden geliyor? Bu ışığın bir menbaı var. Amerika'dan geliyor. Güven nereden geliyor? Amerika'dan geliyor” sözleri ile, Amerika'yı bir 'Hürriyet Havarisi', bir 'Koruyucu Melek' olarak alkışlamaktadır! Muhittin Baha Pars ise şöyle konuşmaktadır: “Bugün bu büyük milletin insanlara yaptığı yardımı hatırlayıp teşekkür ederken, peygamber gibi temiz ve kusursuz Roosevelt'i ve onun halefi olan kıymetli devlet ve millet adamı Truman'ı hürmetle selâmlarım...” (Hikmet Bilâ, “CHP Tarihi”, s. 156)!
İnanılır gibi değil ama, Falih Rıfkı Atay gibi bir Kemalist bile, Missouri'nin ziyareti hakkında şu hazin değerlendirmeyi yapabilmiştir: “Misisouri'nin Boğaziçi sularına kadar gelmesine türlü manalar verilmiştir. Bu zırhlı bir deniz devidir. Ve taşıdığı bayrak, bugünkü dünyanın en yüksek askerî kudretini temsil etmektedir. Fakat, onu Akdeniz kıyılarındaki bütün milletler, Türkler gibi barışçılığın ve hürriyetçiliğin bir sembolü ve müjdecisi gibi selâmladılar. Amerika'nın ne istediğini biliyoruz. Hür ve eşit hâkim milletlerin ortaklaşa güvenliğine dayanan, harpsiz, saldırısız, sadece ahlâk ve kanun bağlarının ve anlaşmalarının hüküm sürdüğü bir dünya. Böyle bir dünyada yaşamak isteyen herkes, Amerikan bayrağında kendi talih yıldızını da görür. Missouri'nin seferinde ne gösteri, ne gösteriş aramak doğrudur. Ancak, Amerikan azminin saldırıları önlemek, milletleri hürriyet içinde barış ve güvenliğe kavuşturmak olduğunu bilenler, sadece bu azmi selâmlayan kuvvetin yenilmez örneğini seyrederek, itimatlarını arttırmakta haklıdırlar” (Sabiha Sertel, “Roman Gibi”, s. 349)!
Falih Rıfkı, Kore'ye asker gönderme kararı alınmasından sonra, 'özgürlük sarhoşluğundan kurtulmuş olmalı ki,' bu kez şunları yazacaktır: “Amerikan zırhlıları demirini Türk halkının kalbine değil, Türk halkının bağımsızlığına atmıştı. Kore'de dökülen kanlar, tümsek tümsek yükselen mezarlar, Amerikan dolarlarına ödediğimiz karşılıktı” (“Roman Gibi”, s. 379)!
Ne ise ki, Falih Rıfkı kısa sürede Amerikan gerçeğini görmüş. Peki, ya hâlâ uyuyanlar? Onlar da acaba bir gün Amerika'nın gerçek yüzünü görebilecekler mi?
MAREŞAL ÇAKMAK DEMOKRATLARI DESTEKLİYOR!
Cihat Baban, Demokrat Parti'nin yurt sathında tanınmasında ve kabul görmesinde, bu partiyi destekleyen Mareşal Fevzi Çakmak'ın büyük bir payı olduğunu yazıyor. Baban'ın belirttiğine göre, Mareşal, 12 Ocak 1944 tarihinde, 68 yaşındayken yaş haddinden emekli edilmesine çok alınır. Hâlbuki, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç, kendisi ile aynı durumda olduğu hâlde, onun süresi uzatılmıştı! Demokratlar bu önemli ismi kazanmak için, Cihat Baban'ı aracı yaparlar. Şükrü Saracoğlu'nun; milletvekilliği ve arkasından da Meclis Başkanlığı teklifini reddeden Mareşal, Cihat Baban'ın teklifini kabul ederek İstanbul'dan, Cihat Baban'la birlikte Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olur. Mareşal'in DP listesinden seçimlere katılması bütün ülkede yankı yapar. 10 Haziran 1946'da Meclis, seçimlerin yenilenmesine karar verir. 22 Temmuz'da seçimler yapılır ve her ikisi de seçilirler. Bu arada, Mareşal'in İnsan Hakları Derneği'nin kuruluşunda yer alması söz konusu olur. Cihat Baban, bu girişimi aşırı solcu bir hareket olarak gördüğü için, Mareşal'in bu hareketten ayrılmasını ister ve bunu da sağlar. Bu konuda aralarında ilginç ve oldukça anlamlı bir diyalog yaşanır. Cihat Baban'ın 'sol cereyanların bu derneği kendilerine basamak yapmak istediklerini' söylemesi üzerine Mareşal, Baban'a şu cevabı verir: “Cami (Baykut) benim kırk yıllık arkadaşım. Onun aşırı solcu olduğunu hiç duymadım!” Baban, Mareşal'i ikna etmek için açıklamalarını sürdürür. Mareşal ona tekrar “Cami aşırı solcu mu?” diye sorar. Baban şu ilgi çekici cevabı verir: “Ne kadar solcu olduğunu bilmem, yalnız İkinci Dünya Savaşı'nda Rus taraftarlığı yaptı!…” Mareşal'in cevabı şu olur: “Bir adama hüküm giymeden Komünist damgası vurulur mu?”
Cami Bey, Falih Rıfkı'nın hücumlarına karşılık Akşam Gazetesi'nde şu savunmayı yapar: “Atatürk'ün açtığı yolda yürümekten başka bir yol düşünmeyenlerle, başka bir yol bulmuş olanlar veya bulmak isteyenler veya bulduklarını sananlar vardır. Her şekilde herkesin niyeti memlekete hizmet etmek olsa gerektir. Ben ilerlemeyi, memleketimize şimdiye kadar başarılar sağlamış olan Kemalizm'de görenlerdenim” (“Roman Gibi”, s. 362).
Fakat, bu ülkede Kemalizm artık, 'Sovyet Yanlılığı' olarak görülmekteydi!
Cihat Baban, Sovyet aleyhtarlığı yapılmasına karşı çıkanları Sovyet politikası gütmekle suçlayan bir anlayışa sahip! Hâlbuki, 1938'de Atatürk ölene kadar Sovyetler dostumuzdu! Atatürk ölünce, birden Sovyet aleyhtarlığının parlaması anlaşılır gibi değildir ve bu Sovyet düşmanlığının nelere mâl olduğu da meydandadır. Ne var ki, Baban dürüst davranmış ve Mareşal ile aralarındaki bu diyalogu açık yüreklilikle yazmış. Diğer taraftan, Komünizme karşı olan tavrı bilinen Mareşal'in, 'özgürlük mücadelesi vermek için siyasete atılan' Cihat Baban'a verdiği cevap, bu ülkede yıllarca, insanları 'Komünist' diye yaftalayarak büyük mağduriyetler yaşatan siyasetçiler için, bir demokrasi dersi niteliğindedir.
Cihat Baban, Mareşal'in, âdeta devlet adamlarına ders niteliğindeki, Komünizm hakkındaki düşüncelerini şöyle değerlendiriyor: “Kendisi şiddetle Komünistlik aleyhindeydi. (…) Onun için, Komünizm evvelâ insanî değildi. Ama, Komünist düşmanı olmak başka; Türk Milleti'nin yüce menfaatleri uyuştuğu zaman Sovyet Rusya'yla işbirliği yapmak yine başkaydı. Bunları birbirinden ayırmak lâzımdı. Millî Savaş içinde, biz, Ruslarla anlaşmıştık. Komünist olmamıştık, dostluk yapıyorduk. Rus altınıyla subaylara maaş verdiğimiz olmuştu. Hatır için Komünist partisi bile kurmuştuk. Zekeriya, Cami, Tevfik Rüştü Komünist olmadan Rus dostluğu gütmüş olabilirlerdi. Atatürk'ün Millî Mücadelede yaptığı gibi…” (“Politika Galerisi”, s. 108). ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?