SÜZGEÇ...

Yüce Allah insanları farklı karekterle yaratmak yerine; birbirlerine tıpatıp benzeyecek şekilde can veremez miydi?
Torna makinesinden çıkan seri mamüller gibi her özelliği aynı olan, kadınlar ve erkekler...
Boyları, kiloları, renkleri, karekterleri, siması...
Böyle bir şeyin dünyayı ne kadar değersizleştireceğini görmek zor değil.
Yaşama arzusunu, çalışmayı, üretmeyi, paylaşmayı motive eden en önemli şey farklılıklarımız.
Sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, acıma duygusunu, merhameti bu farklılıklar doğuruyor...
“Çirkin” diye bir şey olmasaydı, “güzel” diye bir şey olur muydu?
“Zayıf” diye bir şey olmasaydı, “güçlü” diye bir şey olur muydu?
“Güzel” olanlar varlığını “çirkin”e, “güçlü” olanlar da “zayıf” a borçlu...
Bir şeye “büyük” diyebilmek için, karşısında küçüğünün olması şart...
Deyimi yerindeyse herkes varlığını zıddına borçlu bu dünyada...
Yaşamı değerli kılan, dünyayı anlamlandıran en temel faktör farklılıklarımız...
Bir açıdan şöyle yorumlamak da mümkün:
- Farklılıklarımız bizim için çök önemli bir nimet, çok önemli bir zenginlik...
O halde, bu farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmak ne kadar akıllıca?!..
Farklılıkları düşmanlık sebebi görmek, ne kadar doğru?
Fıtrattan kaynaklı bu durumu değiştirmeye kalkmak, Allah'a isyan değil mi?
O'nun hukukunu bozmak değil mi?
Başkasına zarar vermemek şartıyla, herkesin farklılıkları ile yaşamaya hakkı vardır... Hatta en temel haktır bu!...
Eskiler “haddini bil” derlerdi... Haddini bilip, kendi mahrem alanında kalıp, başkasına kötülük etmeden, başkasını mağdur etmeden yaşamaya kimsenin itirazı olamaz...
Hiç kimseye aynı gen verilmemiş... Hatta aynı ışık, aynı hava nasip edilmemiş...
Dünyaya ikiz gelenler, günün yirmidört saatini saniye saniye aynı yaşasalar bile aynı insan olamıyorlar... Her zaman aynı şeyden hoşlanmıyorlar. Aynı şeye üzülüp, aynı şeyden korkmuyorlar...
Genetik kopyalama üzerine çalışıyordu bi ara bilim adamları... Bunun kısa sürede dünyanın sonunu getireceğini gördüler, kıyametin düğmesine basmış oluruz deyip, vazgeçtiler...
Kabul etmek gerekiyor ki;
- Evren bizim değil... Dünya babamızın çiftliği değil... Yalnız yaratılmadık, etrafımızda milyarlarca farklı canlı ile birlikte yaşamak zorundayız...
- Haddimizi bilip, sınırı aşmadan... Başkasının mahremine saldırmadan...
- Ölüm salt bir gerçek; nasıl geldiysek, öyle gidiyoruz. Geride sadece eylemlerimiz kalıyor...
- Evrenin, dünyanın yaratılışına aykırı davranmak, bu farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmak, fıtratı engellemeye, bozmaya kalkmak... Bizi “suçlu”, bizi “kötü” yapan günahlar... Sadece dünyada değil, ilahi mahkemede de ölçü bu!
Sokağa çıktığınızda, sizinle aynı elbiseyi giymiş birini gördüğünüzde bu hoşunuza gitmiyor...
Kendinizi farklı kılmak, farkedilmek istiyorsunuz... En doğal hakkınız... Aynı tepkiyi düşünceler için de verebilsek keşke... Farklı düşünen, farklı tepki veren insanları kendimize benzetmeye çalışmasak!...
Herkes aynı şeyi düşünürse, kim yeni bir şey ortaya koyabilir ki?
Bilimde, sanatta dünyaya çağ atlatan isimler diğerleri ile aynı düşünceye sahip olsalardı, başarabilirler miydi?
- “O bizim mahallede ama bizim gibi değil”...
- “O bizim partide ama bizi sevmiyor”
Bu yakınmalar bir mağduriyete yol açmadıkları sürece önemli bir değerdir, zenginliktir... Hem de en başta yakınanlar için...
İnsanları değerlendirirken, kullanılan “süzgeç”lere dikkat etmek gerekiyor bu yüzden...
“Süzgeci” değiştirmezseniz aynı tür insanları toplarsınız karşınıza... Sayıları binleri bulan ama değeri sadece “bir” olan...
Delikleri tek tip olmayan, köşeli, köşesiz hepsine yer veren, hepsini bir değer olarak tutan süzgeçleriniz olsun...
Sadece size benzeyen, sizin giydiğinizi giyen, sizin gibi düşünüp, sizin gibi tepki veren insanlarla hayatınızı daha değerli kılabilmek mümkün değildir...
Dost acı söyler!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?