Okuma, Öğrenme İsteğindeki Değişim!

Nitelik mi önemlidir, nicelik mi? Hiç kuşkusuz, her ikisi de önemlidir. Nicelik artışı olmadan nitelik dönüşümü olabilir mi? Silme dolmadan bardaktan su taşar mı? Derelerin olağan debisinde usul usul akan su, hiç kimsenin dikkatini çekmez. Yağmurun olağanüstü yağışının etkisi yansıyınca dereler taşar, sel olur…
***
Babam, Bulancak'ta İlkokulu bitirince ortaokula, Giresun'a gider. Evinden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki ilkokulu, yürüyerek gidip gelerek bitirmek kolay değildir. Her gün okula gitmenin olağan ve beklenen sonucu, ilkokulu bitirmektir. Nitel bir dönüşüm sağlanmıştır. Bir başka nicelik aşamasına geçilmiştir. Ama kolay değildir. Bulancak ilçesinde ortaokul yoktur. Giresun'da ev tutulmuştur. O zaman Cumartesi günü öğleye kadar öğretim vardır. Öğleden sonra yürüyerek Bulancak'taki eve gelir. Bir akşam kalındıktan sonra Pazar günü öğleden sonra sırtında yiyecek dolu şelekle Giresun'a yaya olarak hareket eder. Her hafta olmasa da üç yıl boyunca sürekli tekrarlanır. Şimdi, söylemek kolaydır. O zamanın koşulları içinde yol yok, iz yok. Şimdi 10 dakikada gittiğimiz yol, o zaman yürüyerek saatlerce süren bir yoldur. Sırtında şelekle yürümek kolay olmadığı gibi okumakta zordur. Bununla birlikte, o dönemde okuma isteği, okulu bitirme arzusu sonuç verir. Yaklaşık 80 yıl öncesindeki öğrenme, okuma, başarma isteğinin çok yüksek olduğunu hissediyoruz. Bugün öyle mi?
Yine, öğrenme, gelişme isteği, liseye gitme eylemini doğurur. Giresun'da lise yoktur, en yakın lise Trabzon'dadır. Ancak aile büyükleri izin vermez. İzin alamadığı halde Trabzon Lisesine kaydolmak için Gire-sun'dan Trabzon'a giden gemiye biner. Aile büyüklerinin haber alması üzerine gemiden indirilir. Liseye giderek nicelik birikimine izin verilmediği için niteliksel dönüşmenin önü kapatılmıştır. Lise bitseydi, nasıl bir aşamaya geçilirdi, bilinmez! İyi mi olmuştur, kötü mü yine bilinmez! Ancak, şunu söylemeden geçemeyiz: okuma, gelişme, okul bitirme, bir üst aşamaya çıkma isteği çok yüksektir. Sürekli nitel dönüşüm için çaba içinde olduğunun göstergesidir. Bugün öyle mi?
Babam, saatlerce süren yolculuğu yapmamış olsa idi, sanıyorum, benim ortaokula gitme olasılığım çok düşük olurdu. Benim üç dakikada elde ettiğim yeri, babam sırtında şelekle saatlerce yürüyerek elde etmiştir. Evimize üç dakika yürüyüş mesafesindeki ortaokulu bitirdikten sonra liseyi iki kilometre yürüyerek bitirdim. Engellenmiş olsa da babam, Trabzon Lisesine gitmek için gemiye binmemiş olsaydı, benim liseye gitme olasılığım çok düşük olmaz mıydı? Bugün öyle mi?
***
Bugün neredeyse herkesin evinin önünde ilkokul vardır. Ortaokul, lise de çok yakındır. Hatta yüksek okul, üniversite elinin altında denecek ölçüdedir. Neredeyse herkesin elinde de üniversite diploması bulunmaktadır. Buna karşılık, işsizlik had safhadadır. Üniversite diplomasına sahip buna karşılık ihtiyacın üzerinde öğretmen, iktisatçı, işletmeci, mühendis ve diğer mesleklerde genç insanlar yanı başımızdadır! Üniversitelerimiz, işsiz yetiştirme yeri olmuştur! Hiç kuşkusuz, sosyal devletin görevi hem eğitim planlaması yaparak ihtiyaç kadar eleman yetiştirmek, hem de bu insanlara iş bulmak zorundadır.
Bununla birlikte, bugün üniversiteyi bitirdiğini söyleyen gençlerin eğitim donanımlarına baktığımızda yetersizlik görmüyor muyuz? Özgeçmiş yazmasını bilmeyenler bilgisayar programı ile CV dolduruyor! Buna rağmen işe girilemiyor! Nitel dönüşüm gerçekleşmiş gibi diploma var ama nitelik yok! Yurttaşlık bilgisinin en ufak kırıntısına sahip olmayan, felsefenin, edebiyatın, estetiğin, sanatın ne olduğundan habersiz binlerce gencimiz üniversite diplomasını takdim ediyor!
***
Evet, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak insanlara iş bulmak zorunluluğu vardır. Ancak, ülkemizin gerçekliğini de gençlerin hissetmesi ve görmesi gerekiyor. Öncelikle günümüzde diplomanın nitel dönüşümü tek başına sağlamadığını söylemeliyiz. Üniversite diplomasının verdiği birinci mesleğin yanında bileşeni olabilecek başka bir mesleğe, mesleklere ihtiyaç vardır. Bu da yetmez, iyi bir felsefe, edebiyat, sanat, estetik, plastik sanat, müzik gibi alanlarda donanım ister. Bunlar dahi yetmez, iyi bir vatandaşlık bilgisine ihtiyaç vardır. Ülkemiz edebiyatçılarını bilmeyen birisi yüksek okul mezunu sayılır mı? Türkiye iktisat ve siyaset tarihini bilmeyen birisi işe girse başarılı olabilir mi? Yeni bilgileri öğrenme isteği olmayan birisi, hangi diplomaya sahip olursa olsun, bir süre sonra mesleğindeki diğer insanlardan geri kalır. Her şeyin çok kolay olduğunu söylemiyorum ama geçmişe bakıldığında gelişmelerin öğrencilerin lehine olduğu çok açıktır. Ancak, geçmişte var olan motivasyon, istek, arzunun bugün var olduğunu söylemek çok güçtür. Geçmişte sıkıntılara, yoksunluğa ve yoksulluğa rağmen insanlar okumuşlar, şimdi çok sayıda olanağa rağmen insanlar okumakta zorlanıyor. Okumak deyince yalnızca yüksek okul diploması sahibi olmak olarak anlaşılmasın. Nitel dönüşümü sağlayacak eğitimin tamamlanmasıdır. Bunu sağlamak ve başarmak bütün gençlere düşen görev ve sorumluluktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?