ÇIKIŞ YOLU...

Çok arzu etmemize rağmen, ülkemiz elindeki tüm kaynakları etkin ve verimli kullanmayı bir türlü başaramıyor...
Uygarlık seviyesi bizden hayli yüksek ülkeler bu sorunu çok kısa bir zaman içinde çözebildiler... Hem de herşeyin yerle yeksan olduğu İkinci Dünya Savaşından çıktıkları halde... Mağlup olan da bizi geçti, galip gelen de...
İsveç gibi hiçbir kaynağı bulunmayan, buzul çölü sayılan bir ülke bile dünyanın en müreffeh, en zengin, en mutlu ülkelerinden biri oldu bugün...
İklim ve coğrafya açısından çok şanslı bir ülke olmamıza rağmen, avrupalılar gibi bunu bir avantaja çeviremedik...
Geçenlerde kaybettiğimiz Doğan Cüceloğlu'nun bu konuya ilişkin cevabı oldukça anlamlı:
-Ne “ben” olabildik, ne de “biz”...
Gelişmiş ülkeler “birey” olabilmeyi başardılar, bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engelleri kaldırdılar... Kurdukları tüm sistemleri, bireyin din, vicdan, düşünce ve ifade özgürlükleri üzerine inşa ettiler...
Maalesef bizim gibi toplumlarda, bu kavramlar gelişmenin ve ilerlemenin araçları olarak kabul görmüyor!
Bu yüzden, coğrafi zenginlikleri kat be kat fazla olan Pakistan ile bir bataklığın üzerine kurulu İsveç arasındaki farkı anlamamız da zorlaşıyor...
Olaya bizim gibi bakanlar, bireysel hak ve özgürlükler, sosyal adalet, toplumsal eşitlik gibi kavramlara kalkınma planlarında öncelik vermiyor, “sonra hallederiz” deyip, sümen altına itiyorlar...
Öncelik şatafatlı binalara, kaliteli yollara veriliyor. Bu yollarda iyi arabalara bindiğimizde kalkınacağımızı, gelişeceğimizi zannediyoruz...
Temel eğitim müfredatımızda “birey” olarak yetişebilmeyi sağlayan bir perspektif yok!...
Kendi ayaklarının üzerinde duramayan, kendi hayatını kuramayan, kendi geleceği ile ilgili kararları kendisi veremeyen bir nesilden geleceğe ilişkin hangi beklentiye girebiliriz?
Avrupa toplumları bugünkü seviyeye tesadüfen gelmediler... 15.yüzyıldan sonra başlayan aydınlanma hamleleri, bireysel hak ve özgürlükler, sosyal adalet, sosyal eşitlik ilkeleri üzerine inşa edilen yeni yapılar ve sistemler sonucunda vardılar bu noktaya...
Gerçekler bazen acıtır, incitir...
İnsanımızı sürünün bir parçası olarak değil, bütünü oluşturan bağımsız bir parça olarak görmeli ve öyle yetiştirmeliyiz...
Bireyselliği, bireyin temel hak ve özgürlüklerini bir türlü sindiremiyoruz. Bu anlamda bir çok davranışı olgunlukla karşılayamıyoruz...
Her şeyi tartışamıyor, konuşamıyor, eleştiremiyoruz... Kendi ayaklarımıza kendi ellerimizle vurduğumuz prangalar sebebiyle, yarışa gerilerden devam ediyoruz!..
Bizi çıkışa götürecek, yarışın ön safına taşıyacak şekilde bireyin özgürlüğü üzerindeki tüm gölgeler ortadan kalkmalı...
Bireyin gelişmesine kim mani oluyorsa; başta devlet kurumları, yasalar, cemaatler-cemiyetler, aile, mahalle, lider, yönetici baskılarının tamamını yok etmek zorundayız...
“Biz” olabilmenin yolu “ben” olmaktan geçiyor!..
“Ben” olabilmek için de bu temizliği yapmamız şart...
Bireyin tüm hakları ve özgürlükleri, yasama, yürütme ve yargı erklerinin tamamı ile “ama” demeden, “fakat” demeden, listeye ekleme ve çıkarma yapmadan koruma altına alınmalıdır...
Proaktif bir ülke olabilmenin, dünyanın geleceğini iyi görüp ona göre pozisyon alabilmenin, söz dinleyen değil, sözü dinlenen bir ülke olmanın yolu da buradan geçiyor...
Yani çıkış kapımız bu...
Bugüne ve yarına ilişkin umutlarınız bitmişse, “geçmişe heveslenmekten” gayrı yapabileceğiniz bir şeyiniz kalmaz!.. Yolun yarısında geriye dönmeyi düşünürsünüz...
Kaynaklarımızın her zerresini kullanarak gelişmek, ilerlemek, büyümek istiyorsak, şapkamızı önümüze alıp tekrar düşünmek zorundayız...
Tarihimizden ders alarak, hedeflerimizin önündeki her engelle yüzleşmek zorundayız...
Acıyacak diye iğne yaptırmaktan vazgeçemeyiz...
Ertuğrul Gazi, Fatih ve Atatürk gibi ecdatlarımızın anladığı şekliyle dünyayı anlamalı, büyük bir cesaret ve kararlılıkla yolumuzdaki her engeli aşabileceğimize inanmalıyız...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?