TEK PARTİ DÖNEMİ ÜZERİNE BİR İNCELEME (8)

ATATÜRK'ÜN KATILDIĞI BAKANLAR KURULU TOPLANTISI
Yusuf Kemal Tengirşenk'in anlattığı şu hadise, Atatürk'ün karşılaştığı güçlükleri anlayabilmek açısından aydınlatıcıdır: “1931 yılı Eylül ayında, Başbakanlıkta yapılan bir Bakanlar Kurulu toplantısına, Atatürk Başkanlık etmektedir. Atatürk toplantıyı bir konuşma ile açar. Cumhuriyet kurulmuştur. Saltanat kaldırılmış; Hilâfete son verilmiştir. İstiklâl Mahkemeleriyle rejim savunulmuştur. Tekke ve Zaviyeler kapatılmış, Lâik bir idare düzeni kurulmuş, şapka devrimi, harf devrimi ve ötekiler yapılmış, denk bütçe kurulmuş, yurtta huzur ve asayiş sağlanmıştır. Şimdi kalkınmaya gelmiştir sıra. Demiryolu politikasının yanı başında bir karayolu politikasına emek harcamak gereklidir. Atatürk, bunun için toplamış bulunuyor Bakanlar kurulunu. Bunları bir bir anlatıyor, sonra da Bakanların bu konularda ne düşündüklerini, ne hazırladıklarını öğrenmek istiyor. Bakanlar Atatürk'ün bu konuşmasını sessiz bir saygı içinde dinlerler. Önce İktisat Vekili Mustafa Şeref Bey söz alır. O güne kadar yapılmış hazırlıkları sayıp dökmeye başlar. Atatürk'ün elinde bir kalem önünde bir kağıt, söylenen rakamları alt alta yazıyor. Bakanlar konuşmalarını bitirdikleri zaman, Atatürk de rakamların altına çizgiyi çekmiş, toplamı yapmıştır: 500 milyon lira! Atatürk, Maliye Bakanına döner: “Arkadaşlarınız memlekete gerekli işlerin yapılabilmesi için sizden 500 milyon lira istiyorlar. Ne dersiniz?” Maliye Bakanı önüne bakmaktadır. Hiç ses yok! Atatürk yeniden aynı soruyu tekrarlar. Bakan, ağır ağır konuşmaya başlar. Bütçe rakamlarını sıralar. Geliri gideri döker ve “Değil 500 milyon, 5 milyon lira verme gücüm yok” der! Atatürk, öteki Bakanlara döner: “Maliye Bakanı arkadaşınızın söylediğini duydunuz… Param yok diyor. Fikriniz?” Derin ve kesin bir sessizlik… Atatürk, sinirlendiği zaman daima yaptığı gibi parmaklarıyla masaya vurmaya başlar. Bir süre bekler, sonra yeniden sorar: “Fikriniz Beyler… Para yok diye oturacak mıyız?” Atatürk iyice sinirlenmiştir. Gözlerinde öfke parıltıları dolaşmaktadır. Kabinede ölüm sessizliği vardır. “Peki, Beyefendiler! 500 milyon liramız yok. Çaremiz yok! Öyleyse iş yapmayacağız, oturacağız!” Bunu söyler söylemez, kapıya yürür ve kapı kanadını hızla çarparak dışarı çıkar. Bakanlar Kurulunda, dakikalar boyu süren bir sessizlik… Neden sonra, İsmet Paşa Başkanlık yerine oturur ve normal bir sesle: 'Şimdi günlük işlerimize bakalım' der!”

İNÖNÜ BAŞARILI OLAMADI!
Cemal Kutay, Atatürk-İnönü çekişmelerinin patlak verdiği, 1932 yılı Ağustos ayındaki memleketin iktisadî durumu hakkında şu önemli bilgileri veriyor: “Dünya buhranı iki yaşına girmiştir. Dünya Buhranının etkilediği Türkiye'de, para dalgalanmaları başlamış, imar hareketleri durmuş, vergi toplanamaz olmuş, memur maaşları vaktinde ödenememeye başlamıştır. Devletçilikten yana olan İsmet Paşa hükümetleri ciddî bunalımlar içindedir. Hazinede para olmadığı için, devletin sanayi kurması fikri yerinde saymaktadır. İthal mallarının azlığı karaborsa yaratmıştır. Memleketin ihraç ürünleri büyük stoklar hâlinde kabarmakta, maliyetinin altında bile müşteri bulamamaktadır. 1929 yılında 220 milyon 546 bin lira olan devlet bütçesi, 1932 yılında 169 milyon 355 bin liraya düşmüştür!”
Atatürk, Cumhuriyetin 10. Yılına gözle görülür eserlerle çıkmak istiyor ve bunun için çırpınıyordu. Fakat hükümet bütçesi takatsizdi. Dünya buhranı Türkiye'yi ağır biçimde etkilemişti. Kabinede pratik yollarla iş becerebilecek Bakanlar yoktu. İktisat Bakanlığı sandalyesinde Sakızlı Ohannes Efendi'nin iktisat bilgisiyle dolu Mustafa Şeref Bey oturuyordu. Başbakan İsmet Paşa ise, daha yeni iktisadî problemlere eğilmeye başlamıştı. Atatürk'ü de üzen işte buydu. O akşam, sofra sabaha kadar sürecek, Atatürk zaman zaman Celâl Bayar'ın İş Bankası'ndaki başarısından, İzmir'de, İttihat ve Terakki Parti'sinin Kâtib-i Mesulü olarak bulunduğu günlerde iktisadî işlere akıllıca el attığından söz açacak ve gün ışırken de arkadaşlarını, İsmet Paşa'ya bir tariz niteliğindeki şu nükteli sözleriyle uğurlayacaktır: “Haydi Beyler! Hükümet, nerede ise uyanacak ve Vekil Beyler sandalyelerine oturup kâğıt imzalamaya başlayacaklardır. Öyle ise biz yatabiliriz!”
Atatürk, sofradaki bu konuşmaların, ertesi günü İsmet Paşa'nın kulağına gideceğini biliyordu. Ekonomik işlerin canlanması için, Kurtuluş Savaşında, Ankara'da top sesleri duyulurken, masasına oturup, Havza-i fahmiyye (Kömür Havzaları) kanununu kaleme alan o günlerin Umur-u İktisadiye Vekili Celâl Bey'i iş başına getirme zamanı geldiğini belki düşünmüştür. Fakat, hükümetin ekonomiyi canlandıracak atılımlar yapamayacağına iyice kanaat getirdikten sonradır ki, İsmet Paşa ile arasında ciddî bir gerginlik yaratma pahasına, ekonomik fikirlerinin İsmet Paşa'nın ekonomik fikirleri ile uyuşmadığını gördüğü hâlde, Celâl Bayar'ı İktisat Vekilliğine getirecektir.

İNÖNÜ'NÜN ANLAŞILMAZ MÜDAHALELERİ!
İsmet Bozdağ'ın “Bir Çağın Perde Arkası” kitabında belirtildiğine göre, İş Bankası, Türkiye'de bir kağıt fabrikası kurmak teşebbüsü ile ortaya çıkar. Almanya'da ve Fransa'da kağıt sanayisi üzerinde ihtisas yaptıktan sonra memlekete dönen Mehmet Ali Kağıtçı adındaki genç bir mühendis, İstanbul'da makaleler yazarak, Üniversite'de konferanslar vererek, “Bu toprağın ekmeğinin yanına, bu toprağın kağıdını koymak” ülküsünü savunur. Cumhuriyetin kağıt fabrikası yoktu, kağıdı döviz karşılığı dışarıdan getiriyorduk! Ülkemize kağıt ihraç eden yabancı fabrikaların Türkiye'de temsilcileri vardı. Bunlar kağıt ithalinden büyük kazançlar sağlamaktaydılar. Bu yüzden kağıt fabrikasının kurulmasına karşıydılar. Fakat buna rağmen, Tekel Bakanı, bir kağıt fabrikası kurmaya karar verdi ve Mehmet Ali Kağıtçı'ya plânlarını çizdirdi. Projeler hazırlandı ve ihaleye çıkıldı. Fakat, Maliye Bakanlığı işin yapılmasına karşıydı. Bakanlığa göre, hem fabrikanın kurulması için bütçeden para gidecek ve hem de büyük bir gümrük resmi gelirinden mahrum kalınacaktı! İhalenin yapılmasına üç gün kala, ihale dosyası İsmet Paşa'nın önüne geldi ve Paşa'nın emri ile ihale iptal edildi (Cemal Kutay, “Bilinmeyen Tarihimiz”, s 111)!

CELÂL BAYAR KAĞIT İŞİNE GİRMEK İSTİYOR!
Fakat o günlerde, İş Bankası'nın başında bulunan Celâl Bayar, ilkel maddesi odun olan bir fabrikanın, Türkiye'de kurulduktan sonra zarar edebileceğine inanmıyordu. Mehmet Ali Kağıtçı'yı Ankara'ya davet etti ve kendisi ile konuştu. Fabrika'yı İş Bankası kuracaktı. İdare Kurulu'nun Bayar'a güveni büyüktü. Hemen istenen karar alındı ve çalışmalar hızlandırıldı. Fabrika için İktisat Vekilliğine başvurulur. Fakat bir türlü bir cevap gelmez! Uzun bir süre sonra, Sanayi Ofisi bir tezkere ile İş Bankası'nın müracaatına cevap verir. Birkaç satırdan ibaret olan bu cevapta, Kağıt Sanayisinin devletin yapacağı işlerin arasında olduğu, bu nedenle de Bankanın bu fabrikayı kurmasına izin verilmediği belirtilir (Kutay, age s. 113)!
Celâl Bayar Kağıt Fabrikasi kurulmasına izin vermeyen kararın arkasında İsmet Paşa'nın olduğunu biliyordu. Bir fabrika için Hükümet Başkanı ile karşı karşıya gelmek istemedi. Fakat olay, Büyük Millet Meclisi üyelerine ve nihayet Atatürk'e aksetmişti.
Bir akşam sofrada, Siirt milletvekili ve İş Bankası İdare Meclisi Başkanı Mahmut Bey, olayı Atatürk'e anlattı. Atatürk, Mahmut Bey'den, Celâl Bey'in tepkisini öğrenmek istedi. Mahmut Bey, kelimelere dikkat ederek, Celâl Bey'in konuşmasını şöyle özetledi: “Ben Hükümetin yerinde olsaydım, böyle bir karar vermezdim. Madem ki, bir banka bana bir fabrika yapmak istiyor, bu işi ona devreder, Hükümet olarak yerine başka bir fabrika yapardım. Böylece memleket bir yerine iki fabrika kazanmış olurdu!” ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?