GİRESUN KİTAPLIĞINDA YENİ ESERLER (VI)

Yazımıza konu olan esere değinmeden önce, her zaman ki gibi kültür yüklü şehrimizin unutulan değerlerine hafif bir dokunuş yapmakta fayda görüyorum.
1910 yılında başlayan basın hayatımız, gazete ve dergilerin yanında yerel ve ulusal yazarlar tarafından yazılan şiirlerin, piyeslerin, romanların ve folklor araştırmalarının kitaplaştığı bir kültür yumağına dönüşmüştür.
Bir leyle-i vahdet 1327 (1911) yılında Giresun Matbaası’nda yayımlanmış eserlerden birisidir. Hatta araştırmalarıma göre Giresun’da basılan ilk roman olma özelliğini üzerinde taşımaktadır. Mehmed İzzet Bey tarafından yazılan eser 34 sayfadır1.
Giresun Matbaası’nda 1328 (1912) tarihinde yayımlanan “Tatbikat-ı Ziraiyye ve Kimyevi Gübrelerin Fındıklar Üzerindeki Tesir ve Muhassenâtını ve Suret-i İstimalini Rehber” adını taşıyan kitap 34 sayfadır. Osman Hilmi Bey tarafından hazırlanmıştır. Yazar kitabın kapağına bütün gelirini Giresun’da bir okula bağışladığını da not düşmüştür2.


Tirebolulu Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan Bey tarafından yazılan Trabzon İli Laz mı? Türk mü? Risalesi 1921 yılında yayınlanmıştır. 24 sayfa olan bu eser 10.000 adet basılmış ve ücretsiz dağıtılmıştır3.
Yukarıda sıraladığımız sadece üç eser bile; romanı, tiyatrosu ve folklor çalışması ile Giresun’daki renkliliğin önemli bir göstergesidir. Ancak bu renklilik basında olduğu gibi diğer alanlarda da uzun süre devam etmemiştir. Yol ve yol genişletme çalışmaları, yeni fiziksel alanlara gereksinimle tarihi özellik taşıyan eski binaların yıkılması. Kurumsal arşivlerinin muhafaza edilmemiş olması. Şehir adına birçok kültür varlığının unutulmasına veya tamamen yok olup gitmesine vesile olmuştur. Yerel araştırmacılara ve ürettiklerine önem verilmemiş olması da bu unutkanlığı ve vurdumduymazlığı hat safhalara taşımıştır. Daktilolarda yazılan yüzlerce sayfa kültür kırıntıları tavan aralarına kaldırılarak tozlanmaya bırakılmıştır.
Bu yazımızda sizlere tanıtmaya çalışacağım eser unutulan birçok şeyi sizlere yeniden hatırlatacağı gibi yok olanları da tarih sayfalarına yeniden taşımaktadır. Giresun Belediyesi Kültür Yayınları kapsamında yayınlanan kitabın “Takdim” bölümünde Belediye Başkanımız Sayın Av. Aytekin Şenlikoğlu’nun yukarıda yazdıklarımı doğrular mahiyetteki cümleleri şöyledir:


“Doğal güzellikleri ile ülkemizin cennet köşelerinden biri olan Giresun, tarihi değerleri ve kültür varlıkları bakımından da ayni derecede zengin bir miras gücüne sahiptir. Ancak antik çağlardan modern zamanlara kadar üzerinde var olmuş tüm medeniyetlerin izlerini taşımasına rağmen bu potansiyelini yeterince değerlendirememiştir. Oysa daha ileri seviyelere ulaşmaya; doğal güzellik ve kültürel potansiyelini enerjiye dönüştürmeye hakkı ve ihtiyacı vardır.
Geride bıraktığımız yıllar içinde Giresun ilinin ve şehrin kültürel alt yapısını ele alarak inceleme konusu yapan çeşitli etkinliklerle, özel bazı çalışmalarla çok kıymetli bir bilgi havuzu oluşturulmuşsa da bu alanda mevcut boşluk tam olarak doldurulamamış; şehrin tarihi derinliğini sergileyecek başka çalışmalara duyulan ihtiyaç devam etmiştir.
İşte bu yüzden göreve geldiğimiz günden beri yürüttüğümüz kültürel faaliyetler bağlamında şehrimizde halen mevcut ve fonksiyonel olan veya kalıntısı bulunan hatta tamamen ortadan kaldırılmış tarihi yapıların hikâyelerini ihtiva eden çalışmayı halkımızın ilgisine sunmaya karar verdik. Yıllar öncesinde oluşturulmuş özel koleksiyonlardan, resmi kurum ve ulusal arşivlerden elde edilen binlerce belgenin tam bir titizlik içinde incelenmesi ve yazıya aktarılması ile oluşmuş bu eser böyle bir kararın ürünü olarak ortaya çıkmıştır.4”
Belediye Başkanımızın da belirttiği gibi özel arşivlerinde taranması ile yedi ana bölümden oluşan ve metin yazımı bir yıldan fazla süren eserin “Önsöz” bölümünde Sayın Mehmet Fatsa yürüdüğü meşakkatli yolu söyle aktarmaktadır.
“Kitabın hazırlanmasında ilk olarak mahalli bilirkişilerin anlatımları ve sahada bulunabilen yapı kalıntıları tespit edilmiş, sonra da mahalli ve ulusal arşivlerden elde edilen materyaller değerlendirmeye alınmıştır. Konularla ilgili değerlendirme ve yorumlardan elde edilen bu verilerin sınır ve imkânları içinde kalmaya özen gösterilmiş; ancak bazı konuların daha önemli görülmesinden dolayı detaylı bilgi verilmesi tercih edilmiştir.5”

Giresun’da Osmanlı dönemi kurum ve yapıları üzerine daha önce Doç. Dr. Gazanfer İltar tarafından “Giresun Kültür Envanteri” isimli çalışma kitaplaştırılmıştır. Ancak bu çalışma mevcut bina yâda kalıntıları konu almaktadır. Yok olan ve hatırlanmayan değerler üzerine herhangi bir çalışma yapılmamış olması, Sayın Mehmet Fatsa’nın bu eserini son derece kıymetli kılmaktadır. Güvenlik ve Kamu Yapıları, Ticaret ve Ulaşım Yapıları, Eğitim ve Kültür Yapıları, Dini ve Sosyal Yapılar, Tarihi Yapı Kitabeleri, Su Yapıları ve Hamamlar, Sivil Yapılar - Sosyal Alanlar olmak üzere yedi ana bölümden oluşmaktadır. Gedikkaya ve Nizamiye kışlasından, tabyalara, telgrafhaneden, konsolosluklara. Sinemalardan tiyatroya, bankalardan, hanlara. Matbaalardan iskele ve antik limanlara. Caddelerden köprülere, adı ve yeri unutulmuş eğitim kurumlarından, cami, mezarlık ve türbelere. Kiliselerden hapishanelere hatta çeşme ve kuyulara kadar tam bir toponomi çalışması olduğu aşikârdır. Ulaşılabilen bütün Osmanlıca kitabelerin günümüz Türkçesine çevrilmiş olması da esere ayrı bir zenginlik kazandırmıştır.

İlk kez okuyacağınız birçok konunun yanında en ilginç olanlardan biride Muvakkıthane’dir. Kendine özgü binaları olmakla birlikte bazen de camilerin içinde yâda müştemilatında oluşturulan küçük odalar da bu amaçla kullanılmıştır. Küçük bir rasathane olarak nitelendirebileceğimiz bu odalarda; namaz, oruç, sahur ve bayram vakitleri hesaplanır ve halka duyurulurdu.
“1868 tarihli bir belgede Giresun’da masrafları Seldeğirmeni Köyü’nün zenginleri, tarafından karşılanacak kargır bir muvakkıthane inşa edileceği ve şehir halkından Karaibrahimzade Hasan ve Halit Bey’ler ile Cemalzade Hasan ve Komidzade Hacı Ali gibi ağaların da buna katkı sağlayacakları bildirilmektedir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi küçük bir rasathaneyi andıran muvakkıthanelerde; zaman tayini, yön bulma ve güneşin meridyen geçişini tespit etmek için “usturlap”, zaman tayininde önemli bir ölçüm aracı olan üçgen şeklindeki “rub’u tahtası”, ölçüm kapasitesi 90 derece olan “oktant”, güneşin yüksekliğini ölçen “muaddel” ve ayrıca küreler bulunurdu.
Günümüz teknolojisinden mahrum, ancak son derece titiz ve ustalık gerektiren bir çalışma ile namaz, oruç, sahur ve bayram vakitlerini hesaplayan kişilere ise “muvakkıt” denilirdi. Ramazan İmsakiyeleri de onlar tarafından hazırlanır ve halkın takvim bilgisi ihtiyacı giderilirdi. Giresun’da muvakkıt ve aynı zamanda imamlık görevini yürüten iki isim ise Şeyh Keramettin Cami imamı Hasanefendizade Ahmet (Öğütçü) Efendi ve yine aynı camide imam olarak görev yapmış olan oğlu Hafız Mehmet Avni (Öğütçü) Efendi’dir. Son muvakkıt olarak görev yapan Hafız Mehmet Avni Efendi’nin eski hükümet konağı (Merkez Rektörlük Binası) yanında bulunan ve selamlık olarak adlandırılan binada rasat çalışmalarını yaptığı torunu Ahmet Hamdi Öğütçü tarafından bildirilmektedir6.”
Hafız Mehmet Avni Bey aynı zamanda Giresun yöresinden “Al Tavandan Belleri” türküsünü ilk kez taş plağa okuyan sanatkârdır. Kendi sazı ve kendi sesi ile İstanbul’da “Sahibinin Sesi” Firmasında AX. 2028 kart numarası ile kaydedilen bu plak, Yeşilgiresun Gazetesi arşivinde yer almaktadır. Plak üzerinde “Kiresun Karşılaması” “Al Tavandan Belleri” ve “Kiresunlu Avni” ibareleri yer almaktadır.
Şehrin sosyal ve kültürel yapısını gözler önüne seren bu çalışma, alanında ilk olması nedeniyle son derece önemlidir. Titizlikle hazırlanmış ve uzun solukludur. Fotoğraflar konuyla ilişkilendirilmiş ve yok olan değerler görsel olarak okuyucuya sunulmuştur. Dipnotlar açıklayıcı bilgilerle donatılmıştır. Yerel arşivlere ve kaynak kişilere dayanan tespitler ulusal arşivlerle desteklenmiştir.
Bu önemli esere, Sayın Mehmet Fatsa ile yaptığımız muhtelif görüşmelerde, rahmetli babamdan kalan yayınlanmamış notların da küçük katkıları olmuştur. Ayrıca arşivimizdeki belge ve fotoğraflar da Sayın Fatsa tarafından ihtiyaç duyulan bölümlerde kullanılmıştır. Giresun’da; geçmişe ışık tutan bu çok önemli eseri Giresun Kitaplığına kazandıran ve imzalama nezaketi gösteren Sayın Mehmet Fatsa’ya çok teşekkür ediyorum.
Ayrıca Kültür Yayınları kategorisinde kitabı yayınlayan Giresun Belediyesi, takdire şayan bir çalışmayı hayata geçirmiştir. Belediyelerin bu tür çalışmaları benimsemesi ve desteklemesi son derece önemlidir. Belediye Başkanımızın da yukarıda belirttiği gibi “Giresun’un kültürel potansiyelini enerjiye dönüştürmeye hakkı ve ihtiyacı vardır.” Diğer kurum ve kuruluşların yanında bu dönüşüm sürecine katkı sağlayacak en önemli kurum, şehir adına belediyemizdir. Bu eseri yayınlayarak önemli bir adım atmıştır. Tek dileğimiz Giresun Belediyesi’nin kültür yayınlarının artarak devam etmesidir. İşte o zaman o potansiyel enerjiye dönüşecektir…
Giresun Belediyesi’ne, Emeği geçenlere, katkı sağlayanlara ve Sayın Mehmet Fatsa’ya saygıyla…


Kaynaklar
Kaynak Kitaplar:
(1), (2), (3), Hüseyin Gazi Menteşeoğlu Özel Arşivi
(4), (5), (6), (Kitap Kapak), Mehmet Fatsa, Kurum ve Yapılarıyla Giresun Şehri, Giresun Belediyesi Yayınları, Seçil Ofset, İstanbul, 2020 s. 3,10,218,219
Fotoğraf: Öğütçü Ailesi Arşivi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Gazi Menteşeoğlu --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?