BENİM SİNEMALARIM

Film isimleri paylaşır, dostlarımın izlemesini isterim. Sinemaya düşkünlüğüm babadan miras, bizi alıp sinemaya götüren bir babaya sahiptim. İş parası karşılığı sinemaya gittiğimizi bilirim. Babam sinemacı Muzaffer'e selam gönderirdi, iş tamam. Biz "iyi, kötü, çirkin"i böyle izlemiştik. Elde ufuk gazozu, macunlu pasta, ver elini şehir sineması. Giresun'un en popüler sinemasıydı. Havası da vardı; bütün avangard, serüven, kovboy filmleri orada oynardı. Bu kadar film geçmişimden sonra, sadede gelelim. İnsan niye yedinci sanata aşıktır? Niye sinema filimi ya da dizi izleriz. Bu sorulara cevap aramaya çalışalım. Film izleme imkanları o kadar arttı ki, sinema salonuna gitmeye gerek bile kalmadı! Elektronik yaşam, filmleri de teslim aldı. Netfliks, Bulutv, exsen, dsamart vb.
Sinema iyi bir eğitim aracıdır. Görsel sanatların en aktif aracı filmlerdir. Salgında sinemakolik olmamız bundandır. İyi bir drama, sizi bir başka aleme götürür. Kısa da olsa uçarsınız. Sinema varlığını hissettiren bir alemdir. Sanal gerçeklik lafı, tam da film gerçeğine tekabül eder. Selvi Boylum Alyazmalım'dan aşk seramonisi almayan bir ruh var mıdır? Romanın yazarını bile hatırlamaz yığınlar bilirim. Film, romanın önünde yürür. Belki de filmden dolayı Cengiz Aytmatov okuyan bir kitle vardır? Film büyüsü de böyle bir şeydir, tıpkı Yaprak Dökümünden sonra Reşat Nuri okuyan kitle gibi! Metnin önüne geçen film gerçeği de böyledir. İstemesek de durum budur. Sinema bizi teslim almıştır. Sinema, eseri ortadan kaldırmaz ama, sinemasız da olmuyor. Metni sinemaya, sinemayı da metne feda edemeyiz.
Sinemanın iyi bir eğitim aracına dönüştüğüne de şahit oluyoruz. Her ne kadar, muhayyilemizi yönetse de durum budur. Sinema gerçeği diye itibari bir alem oluştu. İnsanlar filmleri tanık gösteriyor. Salgını tarif eden bir sinema gerçekliği oluştu. Önce filmlerle koşan bir yaşantımız var. İzlediğiniz bir film, tekabül ettiği hakikati size sunar gibi yapıyor! Siz de o aleme doğru yönlendiriliyorsunuz. Yeşil Yol, Potemkin Zırhlısı, Diriliş Ertuğrul gibi filmlerle oluşturulan yarı gerçeklik bir duruma şahit oluyoruz. Bizimkiler gibi yapımlarla mahalle gerçeğini yaşıyoruz. Rahmetli Barış Manço'nun gezi programlarıyla dünyayı gezmemiz gibi. Endüstriyel olmayan film ve sanat gerçeği daha insani ve eğitici oluyor. Mesela Titanik filmi, ne kadar da sahici bir dramı anlatırdı. Kelebek filmi nasıl bir yaşama arzusu aşılar. Karakterlerin de eğitici olduğunu düşünüyorum. Raskolnikof'u romandan iyi anlatan bir sinema gerçeği vardır. Quasimodo sendromu, kişilerin vücudunda gerçekte var olmayan kusurlar bulmasıdır. Quasimodo sendromu, adını ise Victor Hugo'nun ünlü eseri Notre Dame'ın Kamburu'ndaki Quasimodo'dan alıyor. Sendromun diğer bir adı da 'beden dismorfik bozukluğu'dur. Bir filmden bu sendromu öğrenen onlarca insan var.
Sinemanın en uyarıcı taraflarından birisi de, iyi bir empati aracı olmasıdır. Kısa bir Sinan Çetin'in filmi bile, size mutluluk aşısı yapmıştır. Kara mizah olan Kemal Sunal filmleri dahi, izleyici inek şaban kompleksine sokar. Hepimizin bir inek şaban adayı olduğunu anlarız. Davaro'daki salaklıklarımızı anmıyorum bile! Diğerkam veya empatik olmak, biraz da sempati istemez mi? Evet. İzlediğiniz filmdeki her karakter, biraz da sizin tipiniz olmalıdır. Acaba dedirtmeyen film, sizi empatiye sevketmez. Benden Feride olur mu sorusu, kışkırtıcı ve empatik bir sorudur. Sorulmayan değer, sizin olamaz. Charles Bronson'un Apaçi filmi, size bir kovboyu sevdirmeye yeter diye düşünüyorum. Daeş'in katlettiği Mustafa Akkad'ın Çağrı filmi, sizi İslamı anlamaya götürmez mi? Hatta Anthony Ouinn'i müslüman yapan bir zihinsel algıya bile kapılmışsınızıdır. Sinema bu kadar öteki tarifi yapar. Siz, ötekini sinemayla anlarsınız.
Sinema gerçeğinin en bariz yansımalarından birisi de muhayyile yaratmasıdır. Yani siz hayal edersiniz, sinema sizi o alem götürür. En iyi itibari alem yaratıcısı sinema diye düşünüyorum. Kurmaca alem, sinemada başka bir hale dönüşür. Belki roman bile ona yetişemez diye düşünüyorum. Romanın önüne geçen bir sinema alemi vardır. Edebiyata aracı olan sinema, aslında ilişki yoluyla edebi de inşa eder. Siz ondan yaşam unsurları öğrenirsiniz. Hayalinizdeki aşkın unsurları, sinemada ete kemiğe bürünür. Şule Yüksel Şenler romanı olan Huzur Sokağı, onlarca kızımıza hidayet yolu açmadı mı? Yasak Elma veya Sadakatsiz izlersen de, başka bir edepsizlik örneğine tanık olursun. Yani ne yersen osun gibi, ne izlersen o olursun. Cinsiyetsiz filmleri de izleme. Mesela, Kore çizgi filmleri gibi. Mehmet Akif'in "..kimi hindu, kimi yamyam.." dediği batı medeniyeti transhümanizm afyonu yoluyla film faşizmi ihraç ediyor. Bunu da bilmelisin ey okur.
Sinema gerçeğine böyle bakan yazımıza, benim filmlerimle nokta koyalım: cesur yürek, leon, alageyik, baraj, malkoçoğlu, gladyatör, normandiya çıkarması, çeşme, mandela, herry potter vb.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsa Çolaker - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?