Özel İdare Üzerine Genel Bir Değerlendirme

Milletvekillerinin açıklamalarından itibaren on beş makalede Giresun İl Özel İdaresi ile ilgili konuları yazıyorum. Yazdığımın dayanağı Sayıştay raporlarıdır. Bu yazılarda, 2012 ilâ 2018 yılı raporunda yer alan ve özellik taşıyan ödemeleri ve kalemleri irdelemiştim. 2019 yılı raporu da açıklanmış olsaydı, iyi olurdu. Ancak, bu güne kadar yayımlanmamıştır.
Bu aşamada elimizdeki veriler üzerinden genel bir değerlendirme yapabiliriz.
***
İl Özel İdareleri, yerinden yönetim kuruluşudur. İl bazında örgütlenmesi nedeniyle yer bakımından yerinden yönetim kuruluşu olarak anayasal bir kamu idaresidir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu uyarınca bütçe dışı harcama yapılamayacağı gibi bütçenin ekinde ayrıntılı harcama ve finansman tablosu da bulunması zorunludur. Vali ve harcama yetkisi verilen diğer görevliler, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumludur.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun amacı, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu malî yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve malî kontrolü düzenlemektir.
Sayıştay ise anayasal denetim ve yargı organıdır. TBMM adına kamu idarelerinin tüm gelir ve gideriyle mallarını denetler, hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar. Kesin hükme bağlanması kavramıyla ifade edilen şey, yargısal işlem yapılmasıdır. Bu çerçevede Anayasanın 160. maddesinin sınırları içinde Sayıştay Kanununda öngörülen inceleme, denetleme ve yargılama işlemini yaparak kamu idarelerinin TBMM'ne karşı hesap verme sorumluluğunun yerine getirilmesini sağlar.
***
Yukarıda belirtilen hukuki çerçevenin ne derece işletilmiş olduğunu anlamaya çalışalım. Özel İdare üzerine kaleme aldığım yazılardaki tespitlerin, genel bir değerlendirmesini yaptığımızda şunları söylemek mümkündür:
Hiçbir biçimde liyakatli personel sorunu bulunmaması gereken İdarede, muhasebe iş ve işlemleri ile kayıt ve defterlerinin usulüne uygun olmadığı tespiti, Sayıştay raporlarında yer almaktadır. Muhasebe, dengeler üzerine oturur. Hiçbir biçimde hesaplar, kayıtlar, defterler, tablolar, cetveller arasında en ufak dahi olsa fark olmasına izin vermezken neredeyse her yıl muhasebeye ve kayıtlara güvensizliği gösteren farklar vardır. Raporlara da yansıdığı gibi onaya sunulan ve onaylandığı öne sürülen tablolar geçersizdir.
Liyakatli personeli olan İdarede muhasebe yanlışlıkları olmamalıdır. Örneğin amortisman ayrılmamasının, kıdem tazminatı karşılığı ayrılmamasının savunulacak bir yönü yoktur. Taşınmazlarla ilgili muhasebe kayıtlarının, kiralamaya ilişkin kayıtların yapılmamasının kabul edilebilir özrü olamaz.
Acaba, muhasebe kayıtlarından doğan sorunlar bir liyakatsiz personel sorunu mudur? Nedeni, daha derinlerde mi aranmalıdır? Eğer, gerçekten personelin liyakati sorunu varsa vay halimize!
Bazı iş ve işlemlere ilişkin sorunların tek başına çalışanların liyakati ile de çözümlenemeyeceği anlaşılmaktadır. Siyasilerin baskılarına dayanamamaktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin tahsisli ödeneklerin başka amaçla harcanmasının başka türlü gerçekleşmesi mümkün değildir. Siyasilerin yönlendirmesi olmasa çalışanların kendiliğinden transferleri yapması da mümkün değildir. Yine, personel, kendiliğinden borç alma, kredi kartı alma gibi faaliyette bulunamaz. İç kontrol sisteminin kurulması için siyasi iradenin ortaya çıkması gerekir. Taahhüt sözleşmelerinin muhasebeleştirilmemesi de personelin tek başına yapabileceği işlerden değildir. Muhasebe kaydının yapılmamasının sonucunda açıklık ortadan kalkacaktır. Açıklığı siyasilerin tercih edeceğini düşünmüyorum.
Mevzuat izin vermediği halde bütün bunların yapılmış olması, iktidar partisi mensubu siyasilerin güç zehirlenmesi içinde olduğunu göstermez mi? Seçilmiş olarak istediğimizi yaparız düşüncesi hukukun dışına çıkmanın başlangıç noktasıdır! Muhalefetin de muhasebe kayıtlarını ve işlemlerini okuyamadığı gibi siyasi analiz yapma becerisine sahip olmadığını da göstermektedir! Deyim yerinde ise al birini vur ötekine!
***
Birkaç söz de Sayıştay raporları için söylemek gerekir. Sayıştay raporları yıldan yıla içerik farkı göstermekle birlikte niteliğinin, kapsamının ve içeriğinin sürekli zayıfladığı gözlenmektedir. En azından kamuya açıklanan kısmının bu izlenimi yansıttığını söylemeliyim. Bazı raporların içinde bazı raporların ekinde bulunan bilanço ve diğer tabloların ayrıntılarının sürekli olarak azaldığı görülmektedir. Deyim yerindeyse, gözden kaçırılmıştır. Örneğin, bir yılın dışında faaliyet giderleri tablosunda, dördüncü kademe muavin kayıtları yer almamaktadır. Bu durumun, yalnızca denetim işini yapan denetçiden kaynaklanmadığını, üst yönetimin talimatlarından kaynaklanmış olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, yasasında olmasına karşın yargılama kararlarından kaçınılmış olduğunu da düşünmekteyim.
***
Raporların bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda şunları da eklemeliyim. Bazıları art arda, bazıları aralıklı olsa da raporlarda tekrarlanan tespitler bulunmaktadır. Tekrarlanan tespitler, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal suçunun maddi unsurunun oluşması ihtimalini güçlendirmektedir. Tabi ki, suçun manevi unsuru ortaya konulmadan suç vardır denilmesi mümkün olmadığı gibi tersi de mümkün değildir. Maddi unsurların tespiti karşısında suç yoktur da diyemiyoruz. Bunun dışında bazı taşınmazların eksikliğinin aşırma eyleminin maddi unsurunun izlerini gösterdiğini de söylemek gerekir. Özellikle 2013 yılı raporundaki tespitler çok önemlidir. Bu hususlarda neler yapıldığını, gelişmeleri bilemiyorum.
***
Sonuç olarak, bir kamu idaresinin çökertilmiş olduğunu söylersek haksızlık yapmış olmayız! Bu ülkenin geçmişinde muhasebe kayıtlarında bir kuruşluk hata yapılmasına izin vermeyen bir birikim varken belirtilen muhasebe hatalarının varlığı, İdarenin, deyim yerindeyse omurgalarının, kemiklerinin kırılmış olduğunu gösterir! Karar verme, mevzuata uyma ve usule uygun hareket yeteneğini yitirmiş bir İdare, hiç kimsenin işine yaramaz! Öncelikle ve özellikle çoğunluğun işine yaramaz! Ancak, çoğunluk erkini kullananları hukuk dışına iten düşüncenin, sağlıklı bir muhalefetin olmamasında yattığı da unutulmamalıdır. Muhasebe kayıtları sağlıklı olmayan bir İdare envanter çıkaramaz, hedef koyamaz, plan yapamaz, bütçe oluşturamaz, giderler sağlıklı olamaz, mahallin müşterek ihtiyacı karşılanamaz. Onun için bir an önce muhasebe kayıtlarının hatasız olmasını sağlamak gerekir. Tabi ki, yalnızca muhasebeyi düzeltmekle sonuç alınamaz. Hukukun içinde kalmayı da içselleştirmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?