Suskunluğu Paylaşmak

Küçük dar bir sokağa bakan mavi-beyaz badanalı bir evin ahşap çerçeveli yarı açık penceresinden sokakta oynayan çocukları seyreden iki çift gözdüler önce.
Gözlerinin yaşlı, gönüllerinin yaslı oluşundan aynı vurgunun kader ortağı oldukları belliydi. Suskunluğun kuşattığı yürekleri, sokağın cıvıltısı yavaş yavaş canlandırsa bile hala ne olacağının belirsizliği, yüzlerdeki kaygı kırışıklıklarının tamamen dağılmasını önlemekteydi.
Kader, keder olarak çıkmıştı şimdi karşılarına. Adı imtihan olunca kaderin, kimi neyle, niçin sınadığı hiç belli olmadığı gibi sizi nerede, ne zaman ve nasıl yakalayacağını da asla kestiremiyordunuz.
Hani bazen kelimeler dilinizin ucuna kadar geliverir de ete kemiğe bürünemezler ya da gözleriniz dolar da aniden gözyaşlarınız, akmakla akmamak arasında nihai bir karara varamadıklarından bir emanet gibi asılı kalıverirler ya kirpiklerinizde.
Ne siz ilk kurbanısınızdır bu gizemi bir türlü çözülemeyen hayat muammasının ne de son düş kırıklığı yaşayanı. Bu, ne ilk yarım kalan tebessümünüz olacaktır yüreğinizi dağlayan ne de son gözyaşınız olacaktır saklamaya çalıştığınız birbirinizden.
Hikâyeyi geri sarmadan evvel, yani küçük dar bir sokağa bakan mavi-beyaz badanalı bir evin ahşap çerçeveli yarı açık penceresinden sokakta oynayan çocukları seyreden iki çift yaşlı gözün, o anda orada ne yaptıklarına gelmeden önce bu hikâyeden kendi payımıza düşenleri hiç kimseleri kırıp dökmeden ve dahi kendimizi de daha fazla üzmeden gönül rızasıyla kabullenelim ki ruhumuzdaki onulmaz yaralara yenilerini eklemeyelim.
İnsan en çok kendine söz geçiremiyor ve çokça da kendini affedemiyor! Ne kadar kaçarsa kaçsın insan kendisinden yine de fazla uzağa gidemiyor! Hep olur olmadık yerlerde hep olup olmadık zamanlarda kendisiyle karşılaşıp duruyor. İster dejavu diyelim biz buna ister mütemadiyen tekrarlayan bir kısır döngü!
Bu, kimi zaman masmavi bir göğün altında ansızın yüzünü yalayıp geçen rüzgârın hatırlattığı bir kokuyla olabildiği gibi kimi zaman da yağmur bulutlarını kovalayan kuşların kanat çırpışlarında gizli olabiliyor.
Kimi zaman kalın bir kitabın sayfalarını çevirirken kendine rastlıyor insan kimi zaman da birdenbire çalmaya başlayan bir şarkının sözleriyle kendisiyle yüzleşmek zorunda kalıyor sığınacak bir yer ararken.
Bütün bunların, küçük dar bir sokağa bakan mavi-beyaz badanalı bir evin ahşap çerçeveli yarı açık penceresinden sokakta oynayan çocukları seyreden iki çift gözle ne alakası var diye soranlara, ben de diyorum ki her şeyin bir şekilde o, küçük dar bir sokağa bakan mavi-beyaz badanalı bir evin ahşap çerçeveli yarı açık penceresinden sokakta oynayan çocukları seyreden iki çift gözle ilgisi olmadığını kim söyleyebilir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma

# Bir, gibi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?