GAZETECİ

Kıyametin ilk kopması diğildir memlekette.
Eskiden de kopmuştu!!!
Ben çocuktum o zamanlar, orta sonda mıydım, liseye yeni mi başlamış, neydim? Güya, sakallı bebek doğmuş'muş Anadolu'nun bi yersinde; kutsal kitapta bahsi geçen kıyamet alameti imiş bu?
Türkiye Cumhuriyeti zıvanadan çıktıydı birdenbire. En ciddi takılan gazetelerde bile manşetten yer aldıydı haber:
''Bu perşembe, akşam ezanını müteakiben kıyamet kopması bekleniyo''!.. Sanırsın meteorolojik tahmindir... Yer yerinden oynamış idi elbette.
****
Çok şükür ki Giresun çocuğuyuz. Öyle beklenen bi panik havası oluşmamıştı asla şehrimde.
Aksine, akşam ezanı civarı, şehir tarihinde eşi benzeri görülmemiş bi kalabalık, Giresun Kalesi'nde toplanıvermişti bi hışım.
Kulaklar ezanda. Gözler ufukta. Millet, kıyameti izlemeye çıkmıştı!!! Asalete-keyfe-estetiğe bakar mısınız? Madem kıyamet kopacakmış, yüksekçe bi yerden izleyelim bari biçiminde bi ''zevk'' yalnızca Giresun insanında olur!!
Keşke, yaşça biraz büyük olup daha bi dikkatle takip etseydim gidişatı; mangal yapıp rakı içeni bile vardır garanti, o esnada hemşerilerimin.
****
Eğer şu beş dakka içinde kafamdan ben uydurmadıysam;
-''Her canlının kıyameti kendi ölümüdür'' gibisinden bi deyim anımsıyorum. Ne kadar da doğrudur. Ne kadar da hurafeden uzak, salt gerçektir.
Dinsiz-imansız damgası yemek istemem, çünkü inançlı bi insanım ben. Doğdum doğal içimde taşıdığım merhametli ''Allah'' duygusunu yitirmeye niyetim yok. Din tacirleri ne denli sarssa da yüce değerlerimizi, güçleri yetmez bazı şeylere...
Allah hep bizimdir. Bizimledir. Düzgün insanların yanındadır.
Yalnızca temiz olanların...
****
Böyle çocukça sözler edip bilimden uzak bi karacahil gibi görünmeye ise hiç gelemem. Bilim ne diyorsa, günü geldiğinde ne diyecekse, doğru olan odur elbet.
''Herkesin kıyameti kendine'' diyip işin içinden çıkayım bari, yoksa mevzuyu bağlayamayacak gibiyim. Söz gelimi benim kişisel kıyametim yazarlığımla ilgili olabilir ancak... Gazetecilikle alakalı kopar, kopsa kopsa beynimdeki kıyamet...
Koptu da zaten geçtiğimiz 2012 yılında.
****
Yüksekçe bi mesire yerinden bakıp, aşağıları izler gibi bi duyguydu aynen.
Nasıl tarif edeyim başka? Gördüklerim, inanılır türden değil idi ki.
Nefret ettim yazı yazmaktan, gazetecilikten, gazete adı verilen kağıttan, basın denen kavramdan, kalemden, daktilodan, klavyeden. İğrendim o an herşeyden.Hayatımdan, ömrümden.
Bi avuç onurlu büyüğüm dışında, Türk medyasını oluşturan ne kadar uyduruk herif varsa, Başbakan'ın karşısına dizilmiş, ellerinde kağıt-kalem not tutuyordu. Bi başka deyişle, devrin muktedir başbakanı bunlara ayar çekerken, ne yapmaları, nasıl yazmaları gerektiğini not alıyordu bu adam müsvetteleri.
Nasıl bu duruma düşersin yahu? Nasıl düşersin? Nasıl, nasıl, nasıl? Ne kadar önemliymiş aldığın maaşın, primin, ödeneğin falan, oturduğun koltuğun filan?
Hiç mi yoktu gururun ulan, nasıl çıktın o huzura, nasıl? Ne öğrendin başbakandan, neyin notunu tuttun o gün? Eve gidip nasıl baktın eşinin-çocuğunun suratına o gece?
Seni köşe yazarının kıytırığı seni. Seni genel yayın yönetmeninin uyduruğu seni. Seni mütareke basınının önde gideni seni...
Senden öte kıyamet mi olur?
****
Besbelli ki Uluslararası bi kuruluştur.
Neyin baş harfleri olduğunu bi türlü çözemedim, ama gazetecilikle ilgili bir cemiyet olduğu gayet aşikar; ismi CPJ...
İşte bu CPJ'nin yaptığı açıklamaya göre, yeryüzünde en çok tutuklu gazeteci ülkemizde imiş. İlk defa bi konuda kainat şampiyonu olduğumuza mı sevineyim, dünya kamuoyu nezdinde düştüğümüz hallara mı yanayım, bilemedim?
Misal, İran'da bile 45 tutuklu gazeteci var iken, bizde daha çokmuş bu sayı. Kimi konular, elimizde türlü çeşitli veriler-grafikler olmasına gerek duyurmaz. Herhangi bi alanda İran'dan beter olmak yeterince acıklı bi durumdur adam olana.
Bu güzel kalemli insanlar için kılını kıpırdatmayıp, muktedirin karşısında esas duruşta duracaksın. Söylediklerini tek tek not alacaksın.
Ve en acısı: bir gözün de O'nda olacak hep;
-''Acep not tutarkenki titizliğimi görüyo mu, bana bakıyo mu, gözüne girdim mi acaba'' der gibi. Sonra da adamım diye gezineceksin ortalıkta.
Maya'ların işaret ettiği kıyamet sensin.
Sen!!!
****
(Bütün gerçek gazetecilerin, onurlu-dik duruşlu-Atatürk sevdalısı basın erbabının 10 Ocak Gazeteciler Günü'nü kutluyorum)
(Daha çocuk yaşta elimize kalem, göynümüze gazete köşesi veren, Hasan Öğütçü, Haluk Aktan ve Zeki Akdağ başta olmak üzere, tüm cennette uyuyanlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Ali - Sözlerinizde haklısınız. Bir zamanlar

Bende kamuda çalışmışdım.gördüklerimin

İçersinde en çok sevilen,tabiri caizse

Yalaka kısmı idi.zannedersiniz bu işin

İhtisasını görmüşler.Böyle bir okuldan

Mezun olmuşlar.öyle profesyoneldiler.

İşin daha acıklı kısmı,bunların şeflerin

Ve amirleri tarafından seviliyor olmaları idi.

Liyakatın hiç önemi yoktu.

Daha fazla tahammül edemeyip ben

İstifa etmişdim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 21:15
01

yunus demirtaş - o sakallı bebek hikayesini ortaya atan rahmi turan adındaki adam tan gazetesine yayınlamıştı sözde olay samsunda geçiyordu

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ocak 17:11


Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?