DÜNYAYI DİZAYN EDEN ÜST AKIL! (4)

Sayın İsmail Tokalak, eski İngiliz istihbarat görevlisi Dr. John Coleman'ın açıklamalarını kaynak göstererek şu bilgiyi veriyor: “150 yıldan beri, dünyayı 300 kişinin teşkil ettiği bir komite yönetiyor. Bu komite içinde, uluslararası bankerler, güçlü aileler ve yöneticiler var. Bunlar, “ Yeni Dünya Düzeni” peşinde koşuyorlar. İllüminati, Rothschildler, Warburglar, Federal Reserve bankerleri ve bunların dahil oldukları 300'lük Komite için, insan hayatının bir önemi yok! Bu güçlerin hayâli, Yeni Dünya Ekonomisi (maskesi) altında pompalamaya çalıştıkları Tek Dünya Para Birimi, Tek Dünya Merkez Bankası, sonra da Tek Dünya Hükümeti'ni gerçekleştirip, insanları tek merkezden yönetmek! Ne var ki, bu küresel plânların gizli kalması mümkün değil! Artık, toplumlarda farkındalık, eskiye nazaran artmaktadır. Nitekim, bunun tehlikesine Brzesinski de dikkat çekmektedir! 14 Haziran 2007'de Amerikan PBS kanalındaki Charlie Rose'un programında şunları söyleyecektir: 'Şu anda bizim için en büyük tehlike, dünyada küresel olarak politik farkındalığın oluşmasıdır!'
Bugüne kadar bu güçler, sermayenin yönlendirdiği plânları yapıp, kolayca uygulamaya koyuyorlardı ve dünya üzerindeki çok büyük çoğunluk da bu plânların farkında değildi. Çok az kişi bu oyunları seziyor ve bunu ortaya koyup söz konusu bozuk düzene direnmeye çalışıyordu.”
Bizim notumuz: Bunların satın alamadıkları namuslu ve yürekli insanlar, 'Dünyayı Demokratikleştirmek' maskesi altında, dünyaya hangi felâketleri yaşattıklarını bir bir açıklıyorlar! Dünyaya nizamat verme heveslisi bu karanlık güçler, Demokrasi çuvalının içine her şeyi dolduruyorlar! Milliyetçiliğin-Vatanseverliğin karşısına Demokratlığı oturttular! Etnikçiliğin ve Mezhepçiliğin tahrik edilmesi, cemaatlerin yaygınlaştırılması, çok kültürlülük altında bölünmenin teşvik ve tahrik edilmesi, milletleşmenin temel gereği olan asimilâsyonun 'ırkçılık' olarak yaftalanması bunların temel ilgi alanlarıdır. Sözde, devletlerin 'Demokratikleşmesi' adına istikrarsızlaştırılmaları çabası içindeler! Bunun için, dünyada ve ülkemizde, Batı'dan fonlanan STK'lar da devredeler!

ROTHCHİLD'LER BU GÜCÜN MOTORU!
Dünyayı yöneten, finansı kontrol eden ailelerin en başta geleni Rothchlid'ler. Mayer Rothschild (1744-1812) şöyle demiş: “Bana bir ülkenin parasının (ekonomisinin) kontrolünü verin, ülkenin kanunlarını kimin yaptığı umurumda bile olmaz!”
İşte, Tam Bağımsızlığın ve Millî Ekonomi'nin hayâtî önemi burada meydana çıkıyor.
ABD'li yazar, iş adamı ve politikacı Colin Harvey, Rothchild'lerin hâkimiyeti hakkında şunları söylüyor: “Rothschlid Bankası vantuzlarını dünyanın etrafına dolamış dev ve kara bir ahtapottur.”
ABD'li ekonomist Jeffry Sachs'ın Amerikan sistemi ve dünyaya dayatılmak istenen sistem hakkındaki kanaati şudur: “Böyle bir sistem demokrasi değildir; şirket oligarşisinin hâkim olduğu Şirketokrasidir!”
Bizim notumuz: Dünyaca tanınmış yazar John Perkins de, “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabında, dünyaya 'DEMOKRASİ' diye yutturulan bu sistemin 'ŞİRKETOKRASİ' olduğunu belirtiyor! Çok iddialı bir lâf olacak ama; Çok Partili Sistem, bu Devletlerüstü Güçlerin, Millî Devletleri istikrarsızlaştırma aparatından başka bir şey değil. Çünkü, İç Cephe böylelikle parça parça ediliyor!
İsmail Tokalak'ın belirttiğine göre, Rothschildler ayak oyunları ve sinsi plânları ile, kendi yaşadıkları ülkeleri bile soymaktan çekinmezler. Peter Mandelson 1953 Londra doğumluydu. Üniversitede ekonomi politika ve felsefe okumuştu.
Televizyon endüstrisinde çalışırken, 1985'den itibaren İngiliz İşçi Partisi'nde halkla ilişkiler sorumlusu olmuş, 1992 yılından itibaren de on yıldan fazla İngiliz İşçi Partisi Milletvekilliği yapmış; 1998 yılından itibaren yıldızı daha da parlayarak, birkaç kere bakanlık görevinde bulunmuştu. Rothschildlerin sadık bir adamıydı. 2004-2008 yılları arasında Avrupa Birliği Ticaret Komiseri idi. Geçmişinde solcu görüşlere sahipti fakat zenginlerle bereber olmayı, onlar gibi yaşamayı ve parayı seviyordu. 2005 yılı Ocak ayının son günlerinde, Nathaniel Rothscild'den bir telefon alır almaz, işi gücü bırakıp Moskova'ya gitmişti. Moskova'da onu yalnız Rusya'nın değil, dönemin en büyük alüminyum üreticisi Rusal şirketinin sahibi olan Deripaska karşıladı. Moskova'daki yemekte alüminyum işi konuşuldu. Mandelson'un orada bulunmasının sebebi, AB Ticari Komiseri olarak nüfûzunu kullanıp, Rusya'da daha ucuz üretilen alüminyum'un, AB gümrük duvarlarından içeri kolaylıkla girmesini sağlamaktı. Bu büyük soygun Rothchildlerin aracılığı ve çıkarı olmadan yapılamazdı. Peter Mandelson Rusya'dan döndükten sonra, Avrupa Birliği'nin dışarıdan alüminyum ithaline karşı koyduğu engelleri yumuşattı. Bu durum Deripaska'nın milyon dolarlar kazanmasına, İngiliz ve Avrupa alüminyum üreticilerinin büyük paralar kaybetmelerine ve fabrikaların kapanmasına neden olmuştu!
Bizim notumuz: Mandelson İşçi Partisi milletvekiliydi. Bu parti, işçi haklarını savunan bir parti olarak tanıtılır. İngiliz 'Demokrasisi' üzerinde biraz duralım. Çünkü, aydınlarımız bu ülkeyi, 'Demokrasinin Beşiği' olarak görürler! İngiltere'de Tory ya da Whig temsilcilerinin oluşturduğu parlamentoyu halk seçmiyordu. Bu iki küme oy verme hakkını, kendilerine uygun gördükleri yüksek gelirlilerle sınırlı tutuyor ve halk üzerinde baskı uygulayarak sırayla yönetime geliyorlardı. 1689'dan 1760'lara kadar Whig'ler, 1760'dan 1820'e kadar Tory'ler yönetimdeydiler. Kaynağını İngiltere'den alan iki parti sistemi, temsil ettiği kesimlerin çıkarlarını her zaman koruyarak, Amerika başta olmak üzere, tüm gelişmiş ülkelerde uygulanan siyasî sistem olacaktır. Parlamentodaki temsilciler, tümüyle mülk sahiplerinin ve kentli tüccarların seçtiği kimselerdi. O dönemde, gelişmekte olan sanayiciler bile, parlamentoda temsil edilmiyorlardı. Bu hakkı 1832'de elde ettiler. 1867 yılında ileri bir demokratik reform olarak kabul edilen yasaya göre, o tarihte 33 milyon nüfusu olan İngiltere'de ancak 2.5 milyon kişi oy verebiliyordu. İngiltere'de, 1872 yılına kadar, oylar seçim kurullarının önünde sözle bildiriliyor, bu durum oy verenler üzerinde büyük bir baskı uyandırıyordu. 1850-1860 yılları arasında Tory'ler ve Whig'lerin politik mirası üzerinde iki yeni parti kuruldu. Yapılan şey gerçekte yeni partiler kurulması değil, yönetimi ellerinde bulunduran hükümranların, ellerindeki politik örgütleri, gelişmekte olan yeni koşullara göre yeniden teçhiz etmeleriydi! Ekonomik olarak eski güçlerini yitiren tüccarların azalan desteği yerine, güçlenmekte olan sanayi burjuvalarının desteğini alan Whig'ler, kendilerine yavaş yavaş 'liberal' demeye başladılar. Buna karşılık Tory'ler kendilerine muhafazakâr diyorlardı. Bu iki parti, öncesinde olduğu gibi, sonrasında da ve bugüne kadar (1900 yılında kurulan ve daha sonra Liberal Parti'nin yerini alan İşçi Partisi dahil) sırayla yönetime gelerek, İngiliz siyasetine yön verdiler. Mülkiyet ve sermaye hükümranlığına dayanan ve sömürgecilikten güç alan kurulu düzeni, âdeta tek parti gibi yönettiler. Bunların bir de Lordları ve Avam Kamaraları var. 795 üyeli Lordlar Kamarasının en kalabalık grubu Kraliçe tarafından ömür boyu seçilen 681 üye. Mart 2007'de bu üyelerin tamamının seçimle göreve gelmeleri esası kabul edildi. Fakat daha sonra, seçimle kalitenin düşeceği gerekçesiyle bundan vazgeçildi! Avam Kamarası ise seçilen 650 üyeden ibaret.
İşte bizim Jön Türkler İngiltere'nin, içyüzünü hiç bilmedikleri bu sistemine hayrandılar! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?