KALİTE VE KALİBRE ÜZERİNE

Belki sayıca azdık...
Ama ne olursa olsun, kim olursa olsun fark etmezdi, doğruyu yapmak, doğruları konuşmak zorundaydık. İyi hatırlarım öyle zamanlardı ki; bir firmadan bir eşya aldığımızda bunu yıllarca kullanabiliyorduk. Şimdiki gibi sezonluk ürünlerin olduğu piyasalar yoktu. Alternatifler aslını aratmayacak özelliklerde, çoktu. Kalib-releri farklı da olsa insanlar bırak başkalarını çekiştirmeyi; ölmüşlerin arkasından bile kötü konuşmuyordu.
Evet biz de yazdık...
Kendi doğru ya da yanlışlarımızı, kendi bakış açımızla. Okurlar fazla bilgi ve görgü sahibi idi. Her kalem kendine ait bir kalibreyle ilerliyordu. Birbirini aşağılama, küçük görme, yoluna taş koyma kesinlikle yoktu. Bize çok şey katan değerlerimizin (Hasan Ögütçü, Naim Tirali, Dayımoğlu, Erden Menteşeoğlu ve Ahmet Kaçar) sohbetlerinde hiç kibrine rastlamadım.Her seferinde gençlere daha bir yol gösterici, yapıcı eleştirilerle; gerçek bir üstad edasıyla yaklaşmışlardır. (Emekleri büyüktür üzerimde, nur içinde yatsınlar)
Gazel okumazdık...
Her tür eseri, kim üretmişse üretmiş, kalibresine bakmaksızın dinlerdik, okurduk. Amaç en azından o konuda bilgi sahibi olmaktı. Veyahut bir kelime daha hazneye katabilmek.Ortaya konan emeğe saygı duyar, memleketimizin bir adım ileri gidebilmesi için sanatta, zanaatta hatta sporda bile aynı safları tutardık. Ettiğimiz dualar kendimizden çok ihtiyaç sahiplerini içerirdi.
Zaten fesatlık, haset, ego bu potada kendiliğinden erirdi.
Ayşe'nin kızı memur olmuş, benimki neden olmadı'larla vakit kaybedilmez, bir başkasını üst kademelerde görmek, hele ki tanıdıksa, bize gurur verirdi.
Kendimiz kazdık...
Bugün yarı bele kadar girdiğimiz çukurları. Cebimizdeki etiketli ekranlar, renkli sanal sayfalar hepimizi ayırana dek güzeldik. Beğenilme ve öne çıkma gibi düşünceler insan doğası gereği elbette vardı ancak bu kadar abartılmamıştı. Bu uğurda hayatını kaybeden, sakat kalan binlerce insan olduğunu öğrenince gerçekten kalite ve kalibre kavramlarını sorgulamak geldi içimden. Kalite etiket değildi; kalibre de takipçi ya da alkış sayısı.
Hepimiz bir ikazdık...
Tüm insanlık alemine, kötü gidişten mütevellit. Sudan sebeplerle oluşturduğumuz mesafeler; yalnızlığa, psikososyal bozukluklara ve karamsarlığa doğru hızla sürüklüyordu bizi. Oysa çözüm barizdi, bir o kadar da basit:
"Kaliteli bir hayata sahip olabilmek."
Bu, küresel firmaların işine elbette gelmeyecekti. Marka yarışlarından ziyade insanlığın yarıştığı; cinsi,dili,dini,ırkı bir kenara koyduğumuz yaşam biçimini benimsemek demekti; kaliteli hayat. Neticede kainat bizim değer yargılarımızla oluşan kalibremizden bağımsızdı. Düzeltmek gerekirse Dünya bize değil, biz Dünya'ya muhtaçtık.
Bana göre her insan hedefe atılmış bir mermiye benzer. Tek fark mermi belli bir kalibreyle üretilir lakin insan kendi kalibresini edinim ve kazanımları ile kendisi oluşturur. Kalite, Henry Ford'un dediği gibi "kimse bakmadığı zaman doğru olanı yapmaktır."
İşte kalibre de; tanımda bahsi geçen doğruyu anlama ve farklı pencerelerden bakabilme yetisidir.
İki bin yirmi birin geniş bir kalibreye sahip olabildiğimiz; sağlık, mutluluk ve kalite ile dopdolu bir sene olması dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Onur Ustaoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?