DÜNYAYI DİZAYN EDEN ÜST AKIL! (1)

Sayın İsmail Tokalak'ın yazdığı, “Dünyada Gıda ve İlâç Terörü” isimli kitabı yıllar önce okumuştuk. Kitapta çok değerli bilgiler var. Okumayanlara tavsiye ederiz.
Milletlerarası Tekellerin dünya ölçeğindeki ilâç sömürüleri ve insanlığın GDO'lu ürünlerle zehirlenmesi vahameti olanca hızıyla devam ediyor!
“ÜST AKIL DENEN ACIMASIZ DÜZEN”, sayın İsmail Tokalak'ın bir başka önemli kitabı. Bu yazı dizisinde, yeni okuduğumuz bu kitaptan, önemli bulduğumuz bazı bilgileri, yer yer kendi yorumlarımızı da ekleyerek okurlarımızla paylaşmak istedik. Ara başlıkları biz koyduk.

DÜNYAYI SARAN ZEHİRLİ SARMAŞIK!
Sayın Tokalak kitabın önsözünde özetle şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Bugün dünyayı yönetenler teknolojinin, enerjinin, küresel finansın arkasında bulunan inanılmaz bir kapital birikimine sahip ve dünyanın ekonomik, siyasî sisteminin nasıl çalıştığını çok iyi bilen ve onu yönlendiren Batılı birkaç ailedir. Bu çemberin dışında kalanlar siyasî, ekonomik, teknolojik, ticarî olarak önemli köşe başlarını tutsalar bile, bu bir avuç güce hizmet etmek, en azından onların kurduğu düzenle işbirliği yapmak zorundadırlar. Bu güçler; sevgi dolu, duygulu, tabiat ve insanlık âşığı karakterler değildirler. Bu adaletsiz düzeni devam ettirebilmek için katı, duygusuz ve acımasız hareket etmek zorundadırlar ve öyle de yapmaktadırlar. Dünyanın kompleks çalışma sisteminin ipleri, tam olarak bu grupların elinde olduğundan, bunların kurdukları dünya düzenine elini ayağını kaptırmış, bağımsızlığını kaybetmiş olanlar bir çıkış yolu bulamamaktadırlar.
Üst Akıl yalnız birkaç aile değildir. Dünya Bankası'dır; Dünya Ticaret Örgütü'dür; Dünya Sağlık Örgütü'dür; CFR'dir; Bilderberg'dir; Trilateral'dir; binlerce irili ufaklı düşünce kuruluşları Yahudi lobileridir; ABD Merkez Bankası'dır ve hepsinin silâhlı örgütü bu sistemin tetikçisi NATO'dur. 800'den fazla ABD-NATO askerî üsleri ile ülkeler, içinden ve dışından çevrilmiş durumdadırlar. Bunların ve ABD yandaşlarının yaydıkları en büyük yalan da, ABD'nin küresel terörle mücadele ettiği ve dünyaya demokrasi getirmeye çalıştığı iddiasıdır.”
Bizim notumuz: Amerika dünyayı işte böyle, âdeta bir zehirli sarmaşık gibi sarmalamıştır! Ülkelerin içindeki devşirilmiş Atlantikçiler ve Batı'ya çalışan STK görünümlü yapılar da bu ağa dahildir. Demokrasi, Millî Devletlerin bütün Millî Kurumlarının içlerini boşaltmanın bir aracı olarak kullanılmakta; müthiş bir Algı Mühendisliği ile bunun görülebilmesi de engellenmektedir. Bir Amerikalı yazar olan William Blum, “Emperyalizmin En Ölümcül Silâhı DEMOKRASİ YALANI” isimli kitabında, bu demokrasi oyununun, Amerika ve arkasındaki güçlere nasıl hizmet ettiğini ortaya koymuş. Bu, dünya ölçeğindeki sömürü mekanizmasının nasıl çalıştığı konusundaki önemli bir kaynak da, yine bir başka Amerikalı yazar olan John Perkins'in, “Bir Eknomik Tetikçi'nin İtirafları” kitabıdır.
Sayın Tokalak, Amerika'nın dünya ölçeğindeki vesayeti konusunda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Dünya bu sistem içinde sürdürülebilir bir hayat vaad etmiyor. İstediklerini elde edemeyince, daha çok şiddete başvuran ABD'nin saldırgan dış siyasetinin önüne, bir şekilde bir set çekilmek zorunluluğu var.”

BU SALDIRGANLIĞI ANCAK AVRASYA BLOĞU DURDURABİLİR!
Diğer taraftan, 'Dünya Hâkimiyeti' peşindeki güçlerin merkezi konumundaki Amerika, aynı zamanda, gittikçe artan bir borç batağı içindedir (Yaklaşık 20 trilyon dolar)! Karşısında da, Avrasya gibi güçlü bir blok oluştu. Artık, ÜST AKLIN acımasız saldırgan komuta merkezi güç kaybediyor. Küresel oyunların nasıl plânlanıp oynandığı artık bir sır olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle, ABD'ye tepkiler artıyor.
ABD'nin tek taraflı olarak Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilân ettiği (16.12.2017) karara karşı, ABD'nin Kudüs kararını geri almasını öngören tasarı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 21 Aralık 2017 tarihinde oylandı. 172 ülkeden 128'i ABD'nin kararını onaylamadığını beyan etti. 35 ülke çekimser kaldı. Kadim dostu İngiltere bile, ABD'nin karşısında yer aldı. ABD'nin yanında yer alanlar Guatemela, Honduras, Togo, Micronezya, Nauru, Palau ve Marshall Adaları gibi ülke statüsüne bile sokulamayacak minik devletler!
2014'te yapılan bir araştırmaya göre, Türk halkının yüzde 74'ü ABD'yi sevmiyor.
Bizim notumuz: Bu oran bugün daha yüksek! Buna rağmen medyada, iktidar ve muhalefet kanadında, Atlantikçiler nicelik ve nitelik olarak oldukça güçlüler!

BU BAĞIMLILIĞI KIRMADAN MİLLÎ BİR SİYASET MÜMKÜN DEĞİL!
Sayın İsmail Tokalak kitabının önsözünde okura özetle şöyle sesleniyor. “Eğer sizin yüz milyarlarca dolar dış borcunuz varsa, devamlı olarak milyarlarca dolar cari açık veriyorsanız, kontrolsüz ve sınırsız bir şekilde bankalarınızı, borsanızı, sigorta sektörünüzü yabancı sermayeye açmışsanız ülkenin ekonomik kontrolünü zaten elinizden kaçırmışsınız demektir. Bunun sonucu olarak siz ve Merkez Bankanız, ülkenizdeki enflâsyonu ve faizleri kontrol edemez bir duruma gelirsiniz. Yaşadığımız dünyayı doğru analiz etmemiz için, kirlenmemiş, çarpıtılmamış doğru bilgilere ulaşmak ve doğru sorular sorarak, buna doğru cevaplar alabilmek mümkündür. Bu da bağımsızlığımızı kazanıp bilimin yol gösterici ışığı altında hareket etmek, hayata ve çevreye ilgili olmak ve çok araştırıp okumakla mümkündür.”
Bizim notumuz: Hamdolsun! Turgut Özal'la başlayan süreçte biz de neyimiz var neyimiz yok özelleştirdik! Kamu Kurumlarımızı 'Babalar Gibi' sattık!
Yapmamız gereken, okuyup, araştırmak, bizden saklanan gerçekleri öğrenmek ve öğrendiklerimizi paylaşarak; insanlarımızı sürekli bir zihin kontrolü altında tutan milletlerarası güç odaklarının ve ülkemizdeki işbirlikçilerinin aşağılık sömürü düzenlerini yıkarak, “insanca ve hakça” bir düzen kurmaktır. Bu o kadar da zor değil. Fakat önce uyanmak lâzım!
Sayın Tokalak en ciddî tehlike olarak borçlanmaya dikkat çekiyor ki, açıklanan Kasım 2020 Dış Ticaret rakamlarımız insanı ürkütüyor. İhracat 16 milyar dolar, İthalât 21 milyar dolar! Sadece bir aylık dış ticaret açığı 5 milyar dolar!
Böyle bir borç yüküyle Millî Ekonomi kurulabilir mi?

SÖMÜRÜYE, YOZLAŞMAYA VE ÇÜRÜMEYE AÇIK SİSTEM!
Sayın Tokalak, kapitalizmin yüzyıllardır sürdürülen 'Alicengiz Oyunu'nu şöyle açıklıyor: “İşleyebilir ve sürdürülebilir olması için, devleti aradan çıkartarak, sermayenin özel mülkiyete aktarılması gerekmektedir. Bu da zenginliğin giderek daha az sayıda insanın elinde toplanmasına sebep olmaktadır! Bu durumda, devletin, eğitim, ulaşım, sağlık ve stratejik tarım ürünlerinin satın alınması gibi belli alanlarda devreye girerek, vahşi kapitalizmi dengelemeye çalışmasına bile belli güçler karşı gelmekte; 'Piyasa Ekonomisine Müdahale Ediliyor' eleştirileri gelmektedir. 1980'lerden itibaren Batı'da özelleştirme hızlanmıştı. Medyada en çok duyulan kelimelerden biri özelleştirme, ikincisi ise devletin piyasa denetimini kısmen veya tamamen kaldırması anlamında İngilizcede tek kelime ile ifade edilen 'deregülâsyon' idi. Kapitalist düzenin tepesindekiler, devletin denetiminden kaçmak, piyasayı daha rahat soyup, hesap kitap vermemek için devlet regülâsyonlarının minumum seviyeye indirilmesini istiyorlardı. Sonunda da istedikleri oldu. Finans şirketlerine, borsalardaki kağıtlara, finansal türevlere para yatıranlar, paralarının arkasında bir devlet garantisinin olmadığını, ya da çok önemsiz bir miktarda olduğunu, aslında paralarını yöneten menajerlerin insafına kalmış olduklarını paraları buharlaştıktan sonra anladılar. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?