AB GERÇEĞİNİ ARTIK GÖRELİM!

13 Eylül 1963 tarihinde Ankara Antlaşmasını imzalayarak, o günkü adıyla AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) olan Avrupa Birliği'ne üye olmak kararı veren Türkiye, böylelikle, II. Dünya Harbi'nden sonra Batı'yla kurduğu bağımlılık ilişkilerine bir ilmik daha atmış oluyordu! 1970 yılında imzalanan Katma Protokol ile Türkiye'nin Batı'ya olan bağımlılığı daha da pekişecek; 1995 yılında Tansu Çiller'in imzaladığı Gümrük Birliği Antlaşması ile kenetlenme tamamlanacaktır! Hâlbuki, Gümrük Birliği Antlaşmasının sakıncaları konusunda, Devlet Plânlama Teşkilâtı, Tansu Çiller Hükümetine açıkça, hükümranlık hakkımızın devredildiği uyarısını yapmıştı! Kamuoyundan gizlenen bu raporun VI. Bölümünde iktidara şu uyarı yapılmaktaydı: “Topluluk bugüne kadar, Türkiye ile olan ticaret ilişkilerinde önemli bir dış ticaret fazlası kaydetmiştir. Bu ticaret fazlası, Türkiye'nin hâlen önemli bir seviyede olan gümrük vergileri ve ithalâttan Toplu Konut Fonu kesintilerinin kaldırılması ile daha da büyüyecektir!”
Fakat aldırış eden kim! Başbakan Tansu Çiller ve Başbakan Yardımcısı CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, yani 'Millî İrade' bir kere kararlarını vermişlerdi! 'Atanmış' Devlet Plânlama Teşkilâtı da kim oluyordu ki!
Gümrük Birliği'nin tehlikeleri konusunda, sağdan ve soldan millî hassasiyet sahibi yazarlar önemli uyarılar yapmışlardı. Prof. Ayhan Songar, Türkiye Gazetesinde yayımlanan 4 Mart 1995 tarihli yazısında şöyle diyordu: “Müjde, sonunda manda oluyoruz!”
Solun saygın isimlerinden Prof. Erol Manisalı ise yazdığı bir kitapla, Gümrük Birliği'nin Türkiye aleyhine işleyeceğini anlatmış; bununla da yetinmeyerek, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel vasıtasıyla aldığı bir randevuyla, bunu bizzat Tansu Çiller'e de izah etmişti! Fakat, iktidar hiçbir uyarıyı dikkate almadı ve bir teslimiyet belgesi olan Gümrük Birliği Anlaşması 6 Mart 1995 tarihinde imzalandı! Atılan bu imzadan, Avrupalılar kadar bölücüler de memnundular. Nasıl memnun olmasınlar ki, Gümrük Birliği ile, Avrupa Birliği'ne bağımlılığı daha da artan Türkiye'den tavizler koparmak çok daha kolay olacaktı!
Ne acıdır ki, milletimizin, 'Avrupa Birliği'ne girmenin çok önemli bir adımı' diye kandırıldığı bu sömürge anlaşması, tam bir gaflet içinde, tüm yurtta neredeyse bir bayram havasında kutlanmış; okullarda bayrak çekme törenleri yapılmış; aynı gece Ankara, İstanbul ve İzmir'de havaî fişekler patlatılmıştı! Bu vahim hatayı bir 'zafer' olarak değerlendiren Başbakan Tansu Çiller, “Bu bir başlangıçtır. Türklüğü çağa taşıyoruz. Bu bir millî mücadeledir. Haydi Türkiye'm İleri” şeklinde konuşmalar yapmıştı! Ülkenin geleceğini ilgilendiren böyle önemli bir konunun öncelikle Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmesi gerekmez miydi? Emperyalizme karşı verilen bir İstiklâl Harbi ile kurulan bu devlet, Millî Bağımsızlığı konusunda nasıl bu kadar duyarsız bir hale gelebilmişti?

HİKÂYE ÖZAL'LA BAŞLAMIŞTI!
Gümrük Birliği macerasının hikâyesi Turgut Özal dönemine kadar uzanır. Türk işçilerinin, 1 Aralık 1986 tarihinden itibaren, AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkının tanınacağına dair kararın engellenmesine ve 1989 yılında, Avrupa Birliği'nin üyelik başvurumuza olumsuz cevap vermesine rağmen, Başbakan Turgut Özal'ın ne Meclis'e ne de en yakın kurmaylarına bile danışmadan, “Biz de o zaman Gümrük Birliği'ne gireriz” demesi şaşkınlıkla karşılanmış olsa da, o tarihten itibaren Gümrük Birliği işi kotarılmaya başlanmıştı! Bu arada, Başbakan Turgut Özal'ın Avrupa Birliği'ne üyelik için yaptığı başvuruda kullandığı dil de, sahip olduğu Türklük şuurunun düzeyini göstermesi bakımından anlamlıdır.
Turgut Özal AB üyeliği için yaptığı başvuruda, l988 yılında Fransızca olarak yayımlanan “La Turguie En Europe” adlı kitabına ve danışmanlık da yapan, Yunanlı tarihçi Dimitri Kitzikis'in, “Osmanlı İmparatorluğu bir Türk-Yunan İmparatorluğuydu” tezine göndermeler yapar. Özal bu kitapta, “BİZİ TÜRK SAYARAK DIŞLIYORSANIZ BİLİN Kİ, BİZİM TÜRK DENECEK BİR ŞEYİMİZ YOKTUR. UYGARLIK ADINA NEYİMİZ VARSA HEPSİNİ YUNANLILARDAN ALDIK. BİZİM KÜLTÜRÜMÜZ YUNAN KÜLTÜRÜDÜR. OĞLUMUN ADI OLAN EFE BİLE YUNANCADIR; AVRUPA BİRLİĞİ'NE GİRMEMİZ İÇİN KÜLTÜREL ENGEL YOKTUR” demekteydi!

2004'TEKİ KUTLAMA REZALETİ!
Avrupa Birliği'nin 'Ucu Açık Müzakerelere' başlanacağı kararını aldığı 17 Aralık 2004 tarihini izleyen günlerde de, mandacı basınımızda sanki bir zafer kazanılmış gibi şu başlıklar atılmıştı: “MERHABA AVRUPA! KAPILAR AÇILDI! DİMDİK DURDUK! EN BÜYÜK DESTEĞİ YUNANİSTAN VE KIBRIS RUM KESİMİ VERDİ! BAŞARDIK! BÜYÜKSÜN TÜRKİYE! Bu büyük 'başarı' Ankara'da güpegündüz, havâî fişeklerle kutlanmıştı. Fakat aradan 16 yıl geçmesine rağmen bir adım ilerlenememişti!
Mandacı basında, bu karardan sonra hayatımızın nasıl değişeceği de şöyle anlatılmaktaydı “İşsizlik bitecek. Kokladığımız hava, içtiğimiz su daha temiz olacak. Açıkta yiyecekler satılmayacak. Otoyollar yapılacak. Köyler cazip hale gelecek. Cadde üzerindeki evlerin pencereleri ses geçirmez hale getirilecek. Şehirlerin altyapısı tamamlanacak. Hastane kuyrukları bitecek. Her öğrenci yabancı dil öğrenecek. Sadece kadın ve çocuk hakları değil, hayvan hakları da gelişecek.”
Ülkemizdeki, millî şuurdan mahrum güçlü AB lobisinin (bunların bir kısmı işbirlikçidir, bir kısmı da Batı hayranı olan gafillerdir) Avrupa Birliği'ne ne pahasına olursa olsun girmek tutkusu ve denetimleri altındaki medyayı kullanarak yaptıkları yanıltıcı propaganda, milletimizin gerçekleri görmesini engelledi. Son yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre, milletimizin yüzde 80'i AB'ye girilmesini destekliyormuş!
Bizi, terör örgütüyle müzakere yapmaya zorlayan, Kıbrıs'ın, 1960 Londra-Zürih Antlaşmalarına göre, Türkiye ve Yunanistan'ın aynı zamanda üye olmadığı bir milletlerarası kuruluşa üye olmasının yasaklanmış olmasına rağmen, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin 2004 yılında, adanın tamamını temsilen AB'ye üye yapılması gerçeği ortadayken, hiçbir zaman üye yapılmayacağımız Avrupa Birliği'nin, bizden koparacakları tavizlerle milli birliğimizi dağıtmayı amaçladığının anlaşılamamış olması gerçekten çok hazin bir durumdur.
Avrupa Birliği'nin 10 Aralık 2020'de, Türkiye'ye Yaptırımları görüştüğü toplantısında alınan kararlar iyi okunmalıdır. Avrupa Birliği, “Bundan böyle Doğu Akdeniz ve Türkiye konularında ABD yönetimi ile işbirliği yapacağını” açıklıyor!
Bunların Türk dostu olmadıklarını anlayabilmemiz için daha ne yapmaları gerekiyor?

BÖLGEMİZ YENİ GELİŞMELERİN EŞİĞİNDE!
Batılı 'dostlarımız', Türk Dünyasına yaklaştığımızda nelerin olacağını çok iyi biliyorlar. Bunun için de, Türkiye'yi, 'İmtiyazlı üyelik' gibi bir aldatmacayla AB kapısında tutmaya çalışıyorlar! Ermenistan işgalindeki Azerbaycan topraklarının kurtarılması için yapılan ve Azerbaycan'ın zaferiyle sonuçlanan savaş, hiç düşünülmeyen sonuçlar doğurdu. 10 Aralık'taki, zafer kutlamaları sırasında sayın Aliyev'in, “Türkiye-Azerbaycan birlikteliğinin Rusya, İran ve Gürcistan'ın katılımıyla daha da gelişeceği; hattâ buna Ermenistan'ın da katılabileceği şeklindeki açıklamasını sayın Cumhurbaşkanımızın da aynen paylaşması olağanüstü gelişmelerdir. Amerika'nın, AB'nin ve 'Eksen Kayması' saplantısı içindeki Atlantikçi Lobi'nin, bu gelişmeleri endişe ile izlemekte olduklarına şüphe yoktur.
Azerbaycan-Ermenistan savaşının bize apaçık gösterdiği bir gerçek de, PKK'nın Türklüğe karşı, Batı'lı 'dostlarımızın' kullandıkları bir araçtan başka bir şey olmadığıdır. PKK'lı teröristlerin Ermenistan ordusunun yanında, Azerbaycan ordusuna karşı savaştıklarını PKK sözcüleri de kabul ettiler. Hâlâ daha, bu vatan ve millet düşmanı beynelmilel terör örgütünü ve Meclis'teki uzantısını 'Özgürlük Savaşçıları' olarak görenler acaba, 'Özgür Düşünme Yeteneklerini' hepten mi kaybettiler?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?