SERBEST PİYASA MI SERBEST SOYGUN MU?

1838 yılında, İngiltere ile imzalanan Baltalimanı Antlaşması, ülkemizin Batı'nın Açık Pazarı durumuna gelmesinin de milâdıdır. Bu antlaşmayla, ithalâtta gümrük vergisi oranı yüzde 3'e düşürülmüş, yabancı malları piyasayı kaplamış ve Osmanlı Ekonomisi iflâsın eşiğine gelmiştir. Gümrük vergilerinin ancak, 1929 yılında %45.7 'yükseltilebildiğini hatırlatalım!
Baltalimanı Ticaret Antlaşması ve akabinde ilân edilen 1839 Tanzimat Fermanı, Türklerin ticarette gerilemelerine ve yabancıların himayesindeki azınlıkların güçlenmesine yol açmıştır.
Prof. Haydar Yazgan 6 yıllık Serbest Ekonomi uygulamasının şok edici sonuçları konusunda şu önemli bilgiyi vermektedir: “1844 yılına gelindiğinde, Osmanlı ülkesindeki mevcut bütün altın ve gümüş stoklarının eridiği görülmüştür. Bunun üzerine, Galata Bankerlerinden Alleon ve Baltazzi tarafından, hükümetin desteği ile Bangue de Constantinople kurularak, bu bankanın aracılığıyla Londra ve Paris üzerinden Tret çekmek sureti ile ithalata birkaç yıl daha devam edilmesi sağlanmıştır. Fakat bu da uzun sürmemiş ve bu banka 1848 yılında, biraz da Fransa'da çıkan ihtilâl sebebiyle faaliyetini tatil etmek zorunda kalmıştır. Böylece 1848 yılından, ilk dış borcun alındığı 1854 yılına kadar İmparatorluğun dış ticareti en krizli günlerini yaşayarak, geri kalan altın ve gümüş stoklarını elden çıkararak ancak yürütülebilmiştir (“Galata Bankerleri”, s. 174).
İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası, 1880 yılında, yerli yatırımcıların korunması için gümrük duvarlarının yükseltilmesini ister! Maxıme Rodınson, ithalât gümrüğünün, tepkiler üzerine önce yüzde 8'e, daha sonra 1911'de yüzde 11'e yükseltildiğini; fakat bunun hakiki bir himaye için gene de yetersiz olduğunu belirtiyor (“İslâmiyet ve Kapitalizm”, s. 175)!
1875 yılında Sadrazam Mahmud Nedim Paşa'nın, devlet harcamalarının karşılanabilmesi için, borç faizlerinin yarısının ödenmesi tedbirini alması, bir yıl sonra (30 Mayıs 1876), Sultan Abdülaziz'in, İngiltere destekli bir askerî darbe ile tahttan indirilmesine ve sonra da katledilmesine kadar giden olayların başlangıcı olmuştur.
Atatürk Dönemi hariç, Yeni Osmanlılar da, İttihatçılar da, Atatürk'e muhalif askerlerin kurduğu, Kâzım Karabekir Paşa'nın Genel Başkanı olduğu “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” da Serbest Piyasa Ekonomisi ile ülkenin kalkınacağına inanmışlardı!

DOĞAN AVCIOĞLU JÖN TÜRKLERİ ELEŞTİRİYOR!
Doğan Avcıoğlu Abdülhamid'i devirmek için uğraşan Jön Türklere çok ağır eleştiriler yöneltmektedir! Ne yazık ki, Jön Türk hayranlığı bu eleştirilerin görmezden gelinmesine yol açmaktadır. Hâlbuki, Sultan Abdülhamid değerlendirilirken mutlaka Jön Türklerin hayâl dünyası da çok iyi bilinmelidir. Meselâ, Ahmet Rıza Bey'in, kaybettiğimiz bazı toprakları, 1897 Türk-Yunan Harbi'nde yeniden ele geçirmemize rağmen, bu toprakların Batılıların baskılarıyla iade edilmesi üzerine savunduğu şu düşünceleri, Jön Türklerin akıl dışı bakış açılarını anlamamız bakımından hazin bir örnektir: “Avrupa, kaybedilen eyaletlerin hiçbirinin Osmanlı İmparatorluğu'na iadesine muvafakat etmiyor ve Türkiye, bir galibin haklarının hepsinden istifade edemiyorsa, bunun sebebi, yabancı hükümetlerin amme efkârının (Abdülhamid'in) idaresinin, meş'um ve hâkimiyeti altına giren milletleri en derin manasında bedbaht addettiklerindendir. Abdülhamid'in meş'um idaresinden bir kurtulsalar, milletlerin mutluluğu için çalışan emperyalizm, iyilik meleği kesilecektir” (“Türkiye'nin Düzeni”, 1969 Baskısı, s. 117)!
Jön Türklerin Batı'ya bakışı, günümüzün Batıcılarından pek de farklı değil ve emperyalizmi hiç tanımadıkları da belli! Avcıoğlu bu konuda şu ibretlik örneği veriyor: “1902 yılında Paris'te toplanan ilk Jön Türk Kongresi iki nokta etrafında dönmüştür: 1. Yalnız propaganda ve yayınla devrim yapılamaz. Askerî kuvvetlerin de ihtilâl hareketine katılmaları gerçekleştirilmelidir.
2. Yabancı devletlerin müdahalesi sağlanmalıdır.
Birinci noktada görüş birliğine varmak kolay olmuştur. İkinci noktada, yabancı müdahalesini isteyenlerle bunu reddedenler çarpışmıştır” (“Türkiye'nin Düzeni” s. 119)!
Bizim notumuz: Aydın aymazlığını görüyor musunuz? Abdülhamid'i tahttan indirebilmek için, Türklüğü tarihten silmek amacını taşıyan emperyalist devletlerle bile işbirliği yapılması düşünülebiliyor ve zannediliyor ki, Türkiye'ye daha demokratik bir yönetim geldiğinde, Avrupa bize daha insanca, daha şefkatli davranacak!
“Türkiye'nin Düzeni” kitabının “Jön Türkler” başlıklı bölümünde, Jön Türklerin entelektüel fakirliğine ilişkin şöyle bir bölüm var: “Mekteb-i Mülkiye'de iktisat dersini Sakızlı Ohannes Efendi, Maliye dersini Portakal Mikael Efendi okutmaktadır. Bu kişiler, emperyalizmin pençesinde her geçen gün eriyen bir ülkede, ekonomik liberalizmin şampiyonluğunu yapmaktadırlar. Milletlerarası iş bölümü gereği, Türkiye için tarımda ihtisaslaşmak avantajlıdır. Serbest Ticaret bu avantajı Türkiye'ye sağlayacaktır. Devletin bayındırlık ve demiryolu işlerine dahi ele atması doğru değildir. Yerli-Yabancı özel teşebbüs bunları gerçekleştirecektir!”
Doğan Avcıoğlu, gençlerin bu ekonomik fikirlerle yetiştirildiklerini; işin tuhafı, bu hocaların ekonomik alanda devrin 'büyük otoriteleri' olarak kabul edildiklerini belirtiyor!
Yine Avcıoğlu'nun belirttiğine göre, ancak, Ahmet Mithat Efendi gibi bir iki kişi 'bu büyük otoritelerin' karşısına dikilmeye cüret etmiştir. Ahmet Mithat Efendi, Serbest Piyasa masalcılarına şu eleştirileri yöneltir: “Bizim mekâtib-i âliyemizde (yüce mekteplerimizde) Adam Smith ekonomisinin güya, bir kanun, bir düstur-ul amel suretinde telâkki edilmesi üzüntü ile karşıladığımız bir durumdur. Ticaretimizin dahiliyesi de, hariciyesi de ellerindedir. Hâl böyle iken, Serbest Ticaret nerede, biz neredeyiz! 'Siz ekonomi politik bilmiyorsunuz' diye bize de ders vermek istiyorlar. Fesübanallah” (“Türkiye'nin Düzeni”, s. 116)!
Sultan Abdülhamid devrileli yüz yıl geçmiş; fakat bugün bile, Serbest Piyasa Ekonomisi ile kalkınacağımız sapkınlığı muhalif ve muvafık aydınlarımıza hâkimdir! Hem de, Atatürk'ün 1933-1938 yılları arasında uygulanan o müthiş I. 5 Yıllık Plân uygulaması ile başarılanlar meydandayken!
Doğan Avcıoğlu “Millî Kuruluş Tarihi” isimli dev araştırmasının birinci kitabında şu alt başlığı kullanmış: “Emperyalizm Karşısında Türk Aydınının Aymazlığı ve Tam Bağımsızlık” .
Ne yazık ki, aynı aymazlık günümüzde de devam ediyor…
Peki, Serbest Piyasa Ekonomisinde bu ısrar nedendir?
Hemen söyleyelim: Çünkü Batılı 'DOSTLAR', içimizdeki devşirilmiş aydınlar ve maaşlı elemanlar gece-gündüz, 'çağdaş-medenî ve Batılı bir ülke olmamızın ancak Serbest Piyasa Ekonomisi ile mümkün olacağı' masalını anlatıyorlar!
Turgut Özal'la başlayan 'Çılgın Özelleştirmeler' ve Serbest Döviz Esasının kabulü bu masaldan ne kadar etkilendiğimizi kanıtlamıyor mu? ' Artık kimse, cebinde üç kuruş döviz yakalandığı için takibata uğramıyor' diye sevinenler var! Bankalardaki döviz mevduatının nerede ise yüzde 60'ının yabancı para olması kimin umurunda!
2020 yılı Kasım ayı dış ticaret rakamları açıklandı. İhracat 16 milyar dolar, ithalât ise 21 milyar dolar! Sadece bir aylık açık 5 milyar dolar!
Serbest Piyasa mı Serbest Soygun mu? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır ki, yakın geçmişimizde, Atatürk'ün o muhteşem, Plânlı Karma Ekonomi başarısı olduğu hâlde, ülkemizi Batı'nın haysiyetsiz vesayeti altına sokan Serbest Piyasa Ekonomisinde nasıl bu kadar ısrarlı olunabiliyor? Gerçekler nasıl görülemiyor? Demek ki, kapana çok fena yakalanmışız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?