İz

“ Derviş Yunus söyler sözün
Yaş doludur iki gözün
Bilmeyen ne bilsin bizi
Bilenlere selam olsun”

Hazır yeri gelmişken birkaç şey de ben söyleyeyim dilim döndüğünce, aklım erdiğince, gönlüm onayladığınca, köşe el verdiğince.
Eylemsizlik de bir eylemdir, zannımca. Bahsettiğim kayıtsızlık da değil tepkisizlik de. Bu üç maymunu oynamak olmadığı gibi kulağının üstüne yatmak da değil. Bu ne bir acizlik ne de bir korku hali. Bu sadece ama sadece olup bitene kocaman bir eyvallahtan fazlası değil.
Yorgunluk mu sanmıyorum, kırgınlık mı asla, bıkkınlık mı o da değil! Kadere rıza elbette, kedere müsaade bir yere kadar, olup bitene şüpheyle yaklaşmak daima! Aç parantez paranoyalaşmamak kaydıyla. Bilimsel şüphe, akademik merak bizimkisi, yoksa ne dedikodu ne de laf ü güzaf.
Biraz daldan dala gibi olacak ama dün akşam okuduğum bir kitaptan minik bir alıntıyla devam etmek istiyorum yazıya:
“ On bir yaşındaki oğlum geçenlerde yanıma geldi ve acı çeken bir hastanın sesiyle, 'Daha ne kadar okula gitmek zorundayım?' diye sordu.
'Yaklaşık on beş yıl' dedim.
' Aman Tanrım' dedi umutsuzca, 'buna mecbur muyum?'
' Korkarım mecbursun. Biliyorum, berbat bir durum ve sana berbat olmadığını anlatmaya çalışmayacağım. Ama sana şunu söyleyebilirim: Eğer şansın yaver giderse, bir öğretmen bulabilirsin ve bu şahane bir şeydir.'
'Sen buldun mu, peki?'
'Hem de üç öğretmen' dedi.” (John Steinbeck, …yakalanmış ateş böcekleri gibi)
Kitaptan bu pasajı okuduktan sonra düşündüm biraz. Eğitim- öğretim hayatımı şöyle bir gözden geçirdim. Beş yıl ilkokul, üç yıl ortaokul, üç yıl lise ve dört yıl da üniversite. Tamı tamına on beş yıl.
Sayısalcı arkadaşlar gönül koymasınlar;( 5+3+3+4=15) Ve üzülerek gördüm ki kişiliğimde üniversite son sınıftaki bir hocam hariç kayda değer olumlu bir iz bırakan öğretmenim olmamış! Yine aç parantez, akademik malumat meclisten dışarı!
Mesele öğretmen kelimesinde değil. Kelime ha öğretmen olmuş ha arkadaş, ha kitap olmuş ha film, ha anne baba olmuş ha konu komşu… Öğretmen kelimesinin yerine önemsediğiniz her türlü sözcüğü koyabilir ve koyduğunuz kelimenin hayatınızdaki yerini, o kelimenin hayatınıza yansımasını ve o kelimenin yaşamınızdaki karşılığını kendiniz tayin edebilirsiniz.
Burada önemli olan bizim kaç kişinin hayatına dokunabildiğimiz, kaç kişinin hayatında olumlu yönde katkı sunabildiğimiz, kaç kişinin kendisini farklı ve özel hissetmesini sağlayıp sağlayamadığımızdır, sanırım.
Yazıyorum, okuyorlar mı? Çiziyorsun, görüyorlar mı? Konuşuyor, duyuyorlar mı? Bakıyoruz, görüyorlar mı? Anlatıyorsunuz, dinliyorlar mı? Yoksa gülüyorlar, gülüyorlar mı?
İz, bu işte! İster kalp ağrısı de ister dinmeyen sızı isterse de kabuk bağlamayan yara. Ne bekliyor bizi günün sonunda; samimi bir teşekkür mü yoksa kırık dökük özürler mi? Kaç tebessüm düştü bugün payımıza, kaç kalbi kırık gözyaşı? Kaç zihinde ışık tayfı olduk, kaç gönülde hüsran sağanağı?
Sahi ne kalacak bizlerden geriye ya da kalacak mı hatırlanmaya değer bir şeyler, bizlerden de?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?