ÖNCE EMPERYALİZMİ VE KENDİMİZİ TANIMALIYIZ! (4)

Ne hazindir ki, -artık dağılmakta olmasına rağmen- Emperyalist Almanya ve Fransa'nın öncülüğünde kurulan ve bir Hıristiyan Birliği olan Avrupa Birliği'ne üye olmak hedefi Milliyetçi, Atatürkçü, Liberal ve hattâ Muhafazakâr bütün partilerimizin millî hedefidir! Avrupa Birliği'nin hedefinin, Türkiye'yi parçalamak olması kimin umurunda!
Kimse bu sözlerimizi abartılı bulmasın. İnanınız bu çok iddialı bir lâf değildir. Yakın tarihimiz iyi incelendiğinde bu somut olarak görülecektir. Ne var ki, dünyaya ve kendi ülkelerine, batılıların gözlerine taktıkları gözlükle bakanların bu gerçeği görmeleri mümkün değildir. Kendilerinin görememeleri neyse; fakat bir de milletimizi de kendileri gibi bakar kör yapmaya kalkmaları vahimdir.
AB'ci lobi, sayın Cumhurbaşkanının Ak Parti il kongreleri sebebiyle yaptığı bir konuşmada sarf ettiği, “Kendimizi başka yerde değil, Avrupa'da görüyoruz ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” sözleriyle pek mutlu oldular!
Hürriyet Gazetesi'nde sayın Ertuğrul Özkök şu yorumu yapmış: “Sanılanın aksine ben, AB üyesi olma konusunda Türkiye'nin daha güçlü olduğunu düşünüyorum!”
Yandaşları bile işte bu kadar 'millî' olan bir zihniyetle ABD ve AB'nin vesayetinden kurtulmak ve yerli ve millî bir ekonomik siyaset takip etmek mümkün müdür?
Hâlbuki, konuşmanın tamamı okununca ortaya bambaşka bir gerçek çıkıyor. Konuşma şöyle:
“AB'den bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz. Kendimizi başka yerde değil, Avrupa'da görüyoruz. Geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz. Amerika ile müttefiklik ilişkilerimizi bölgesel ve küresel meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız. Rusya ve İran gibi köklü tarihi münasebetlerimizin bulunduğu ülkeleri asla göz ardı edemeyiz. İslâm Âlemi ve Türk Dünyası ile çok derin ilişkilerimiz var. Bölgesel paktlar ile işbirliğimizi geliştirme arayışındayız. Müdahil olduğumuz her yerde toprak bütünlüğü ve siyasî birlik temelinde çözümler için çalışıyoruz. Hiç kimsenin Türkiye'yi yalan-yanlış argümanlarla itham etmeye, tecrit etmeye hakkı yoktur.”
Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında açıkça, Avrupa ve Amerika'ya 'sizinle ilişkilerimizi önemsiyoruz. Fakat Rusya, İran ve bölge devletleriyle olan tarihî ilişkilerimizi de göz ardı edemeyiz. Bölgesel paktlar ve işbirliğini geliştirme arzusundayız” diyor. Fakat ne var ki, devletin Anadolu Ajansı bile sayın cumhurbaşkanının konuşmasını cımbızlıyor!

AB BİZİ SADECE OYALIYOR!
Avrupa Birliği bizi, AB'ye üye yapmak havucu ile oyalıyor ve kendi yörüngesinde ve kontrolünde tutmak istiyor. Bunu anlayamamak için ya aptal olmak ya da Batı'nın tam kontrolünde olmak gerekir. Angela Merkel'in, “Türkiye'ye sürekli olarak umut verdik, dürüst olmamız lâzım” şeklindeki sözleri, AB'nin Türkiye'yi oyaladığının itirafıdır. Merkel, Ankara'da 16 Şubat 2004 günü Başbakanla yaptığı görüşmeden sonra düzenlenen basın toplantısında, Türkiye'nin AB'ye tam üye olamayacağını, Türkiye için ancak 'İmtiyazlı Üyelik' düşünebileceklerini, Başbakan Erdoğan'ın şaşkın bakışları arasında bildirmişti! Başbakan nasıl şaşkın olmasın ki, Angela Merkel'in, AB'ye tam üye olamayacağımızı televizyonlar önünde açıkça itiraf etmesi, Tam Üyelik Görüşmelerinin, aslında milleti oyalamaya yönelik bir oyun olduğunu da meydana çıkarmaktaydı! Fakat gözleri Batı aşkı ile kör olanların bu gerçeği görmeleri ne mümkün!
Alman Dışişleri Bakanı Fischer'in, Danimarka Dışişleri Bakanına, “Türkiye hiçbir zaman üye olamayacak... Onları önce uyutalım sonra da unutalım” derken mikrofonlara yakalandığını ve bunu yakalayan gazetecinin ödül aldığını da hatırlatalım!
AB'ye Tam Üyeliğimiz söz konusu değil; adamlar bizi sadece oyalıyorlar. Bizim için tasarladıkları 'İmtiyazlı Üyelik'tir ki, bu da, sömürge statüsünün sürdürülmesi için göz boyayıcılıktan başka bir şey değildir. Peki, ne demektir bu İmtiyazlı Üyelik? 'Avrupa Birliği'nin hiçbir karar organında bulunmayacaksın fakat AB'nin aldığı bütün kararlara uyacaksın!'
Ülkemizdeki AB'ci lobiye göre, 'İngiltere Avrupa Birliği'ne girmemizden yanadır!' Acaba öyle mi? 2005 yılında Dönem Başkanı olan Avusturya'nın Türkiye'ye karşı takındığı menfî tavır üzerine İngiltere Avusturya'ya şu telkinde bulunmuştu:
“Ayının derisini yüzmek istiyorsan evvelâ tuzağa girmesini sağlamalısın!”
İngiltere'nin gerçek yüzü budur! Kaldı ki, İngiltere AB üyeliğinden ayrılmıştır! Peki, İngiltere'nin gerçek düşüncesinden bizim AB sevdalılarının haberleri yok mudur!
Ne yazık ki, Batı hayranlığı ile sakatlanan idrakler gerçekleri bir türlü göremiyor. Müttefik bellediğimiz Batı'nın amacı, Türkiye'yi iliklerine kadar sömürmek ve Türkiye'nin bir bölge gücü olmasını önlemektir. Akdeniz'de, Ege'de bulunmamızdan rahatsızlar. Kıbrıs'ta bütün güçleriyle bizi sıkıştırarak, Birleşik Kıbrıs'ı bize dayatan Avrupa Birliği ve ABD; utanmadan Türkiye'ye dönerek, bize bölünmeyi tavsiye ediyor! Daha dün, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Türkiye hakkındaki karanlık niyetlerini açıklamadı mı?
Türkiye'ye gelmeden önce uğradığı Fransa'da, Cumhurbaşkanı Macron'a, Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ'daki etkinliğine dikkat çekerek; ABD'nin, sorunların uluslararası hâle getirilmesini zararlı bulduğunu belirten Pompeo'nun, “Türk askerî kapasitesinin artan şekilde kullanılması bizi endişelendiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, bu tür eylemlerin halkının yararına olmadığına ikna etmek için, Avrupa'nın ve ABD'nin birlikte çalışması gerekiyor “ diye konuştuğunu unuttuk mu? İşte, sayın Kılıçdaroğlu, 'Demokrasi Mücadelesinde' bu güçlerden destek bekliyor ki, büyük talihsizliktir. Bunlardan nasıl ve hangi idrakle demokrasi mücadelesine katkı beklenir?

ATATÜRKÇÜLER ATATÜRK'Ü ANLAYAMADILAR!
Atatürk'ün 1933 yılında, Büyük Zafer'in yıldönümünde, zafer meydanında yaptığı şu çok anlamlı ve yol gösterici konuşma nasıl da unutuldu: “Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin uyanışını da öyle görüyorum. Bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşacak olan pek çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, kuşkusuz ki, ilerlemeye ve refaha yakın olacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere karşın muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletlerarasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı hâkim olacaktır” ( Tek Adam, Cilt III, s. 424).
Bu aynı zamanda büyük Atamızın Türk aydınlarına ve Türk Gençliğine vasiyetiydi. Ne yazık ki, Atatürk'ün ölümünden sonra, bu yüce idealler terk edildi ve Türkiye, dünyanın mazlum milletlerini ezen Batı emperyalizmi ile ittifakı tercih etti ki, hiçbir mazereti yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?