YIKILAN OCAKLAR, TÜTMEYEN BACALAR…

Ateş, bizim kültürümüzde çok önemli bir yere sahiptir.
Eski İran'lıların yaptığı gibi ateşe tapmayız.
Ama ateşi, Tanrının kullarına verdiği en önemli hediyesi diye kabul ederek büyük bir saygı duyarız…
Ya da artık duyardık diyelim… Zira bu anlayış şimdilerde unutuldu.
İslam öncesi kültürümüzde, ateşte, Tanrı'nın gücünden bir parça olduğuna inanılır. O gücün kaybolmaması için ateşin hiç sönmemesi gerekir. Ateş o yüzden kötü ruhları kovar. Hastalıkları yok eder.
- Ateşle oyun oynanmaz, şaka yapılmaz.
- Ateş su ile söndürülmez.
- Ateşe tükürülmez…
- Ateşe saygısızlık eden hastalanır, sakatlanır…
Ateşin yakıldığı yere de “ocak” denir. Ocağın kutsallığı ateşten gelir.
Eski tarihte tedavi merkezlerine bu yüzden “ocak” denmiştir. Hatta günümüzde kullanılan “sağlık ocağı” ifadesi buradan kalmadır…
Ana kucağı ne kadar kutsalsa, “baba ocağı” da o kadar kutsaldır…
Zira o ocak dirliği, birliği, gücü ve sağlığı temsil eder…
Askerlik mesleğini de kutsamak için, askerin barındığı yere “asker ocağı” deriz bugün bile…
Şehrimizde yıllar önce savaşın söndürdüğü ocaklar, sonradan fındık ile hayat bulmuş, fındığın köküne de “ocak” demiş kutsamışız…
1980'lere kadar yetişen nesilde baba ocağını tüttürmek, orayı terk etmemek önemli bir sorumluluk sayılırdı…
Kardeşlerden mutlaka birisi, genelde en küçüğü o ocakta kalırdı… Diğerleri ayrılıp, uzaklaşsa bile ocağı teslim alan evlat, orayı terk etmeyi aklından bile geçirmezdi…
Ocak kültürünün yoğun bir şekilde yaşandığı o son günlere çocuk da olsak şahit olduk…
Aile büyükleri önemli bir mesele konuşacağı zaman ocak başında toplanırdı… Sofralar ocak başında kurulurdu…
Hasta birisi varsa, ocak başına yatırılırdı… Misafir ocak başında yüceltilirdi…
İş saatlerinde ocak başı terk edilse bile, oradaki ateşin sönmemesi sağlanır, közler küllenirdi…
Ocağın bacasının tütmesi yaşam belirtisiydi…
Dumanı tütmeyen bir baca olumsuz-üzücü bir haberin işareti sayılırdı…
Kazancı Bedih'in isyanını hatırlayalım:
“Ocağım söndü nasıl beladır,
Bıraktı gitti, bu ne devrandır,
Dünya gözümde Kerbaladır,
Allah'tan bulasın…”
En güzel dualardan biriydi “ocağın sönmemesini” dilemek…
İncir ağacı ocağa sokulmazdı. Zira o koca gövdesine rağmen, yanmaması uğursuz sayılırdı… Ateşte yanmayan diğer bir çok şey gibi…
Mecbur kalmadıkça ateşte pişmeyen yemek yenmezdi… Açık yaralar ateşle dağlanır, ateşin tedavisine güvenilirdi…
Milletimiz İslamiyeti kabul ettikten sonra da, ateş ve ocakla ilgili inanışlarının hiçbirini unutmamış, yakın zamana kadar aynı hassasiyeti taşımıştır.
Dini inançlarıyla ateşe ve ocağa olan inancını çakıştırmamış, karşı karşıya getirmemiştir…
Sadede gelecek olursak; kültürümüzdeki yozlaşmadan ocak başı da nasibini almış bugün…
Ocak başı; içki içilen, kebap pişirilen, içi boş sohbetlerin yapıldığı alaturka eğlence mekanlarına dönüşmüş artık…
Eski ocak başları yok şimdi… Baba ocağı, asker ocağı, sağlık ocağı tarih olmuş… Evlerde ateş yanmıyor… Bacalardan duman çıkmıyor…
En önemli meseleler ocak başında değil, kulislerde görüşülüyor.
Büyük küçük herkesi başına toplayan ocak başlarının olduğu yerlere televizyon üniteleri konmuş…
Dirliğin, birliğin, gücün ve sağlığın temsilcisi ocaklar yıkılmış; aradığımız, ihtiyaç duyduğumuz bir çok şey o ocak yıkıntılarının altında kalmış maalesef…
Atalarımızın bayrak muamelesi yaparak el üstünde tuttuğu, hiç terk etmediği, asla söndürmediği ocaklarımız, popüler kültürün ve batı medeniyetinin etkisiyle sahiplerinin cinayetine kurban gitmiş…
İnsanoğlunun kendi eliyle yok ettiklerine sonradan ihtiyaç duyması ne kadar acı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Abdullah Karaosmanoğlu - Yatırlara da ocak demiş ,kutsiyet atfetmişiz ,güzel bir çalışma olmuş .

Allah ocağınızı huzurlu ,bereketli eylesin .

Selam ve dua ile ...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Aralık 18:06


Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?