Sır Değil

Sayfaları okunmaktan yıpranmış bir kitapta kesişti ilk defa yolumuz onunla. Satırların arasından kirli masum yüzüyle gülümseyen bir çocuk gibiydi. Öylesine masun, öylesine günahsız.
Uzun, upuzun belki de sonsuz masmavi bir göğün altında korkusuzca koşarken gördüm sonra onu. Öylesine özgür, öylesine mutlu. Bense handiyse bir uçurtmaya bağlı yüreğimle ha koştum ha koşayazdım ardı sıra öylesine ürkek, öylesine telaşlı, öylesine acemi.
Sık sık karşılaştık sonra onunla. Kimi zaman gürül gürül akan bir ırmağın kenarında selamladık birbirimizi, kimi zaman yemyeşil bir kırın ortasında oturduk karşılıklı. Şiirler mi okumadık şırıl şırıl suların eşliğinde, şarkılar mı söylemedik çimen lekelerine aldırmadan.
Gah sabahın seherinde kuşların şarkılarına eşlik ettik gah günün ilk ışıklarında dünden kalan yüzlerimizi temize çıkardık olanca mahmurluğumuzla. Kaç sabahçı kahvesinde daha buğusu üzerindeki ekmeği katık mı etmedik çayımıza?
Gün oldu adını bilmediğim ama kokusu tanıdık bir çiçeği kokusunda buldum onu, gün oldu yüzümü sıyırıp geçen rüzgârın sıcaklığını tüm bedenimde hissettiğimde.
Ne zaman bir yağmur yağsa bilirdim ki karşıki ağacın dallarından mutlaka bana bakıyor olurdu. Azıcık canım mı sıkıldı hemencecik sadece benim anlayabileceğim gizli bir lisanla 'ben buradayım' dercesine dağıtıverirdi tüm kara bulutları.
Ne vakit görsem onu yüzündeki eşsiz gülümsemesi de hep yanında olurdu. Hikayesi hikayeme, gülüşü gülüşüme, hüznü hüznüme karışırken yok oluverirdi sanki her şey.
Sanki siliniverirdi bütün eşya da hükmü kalmazdı dünyadaki hiçbir şeyin. Ne renk ne koku ne şekil ne de cisim.
Günler günleri kovalarken, zaman acı tatlı hatıraları biriktirirken, ağaçlar mevsimine göre renkten renge, biçimden biçime girerken, çocuklar büyüyüp ilk gençliğe adım atarken, güneş bilmem kaçıncı kez batı ufuklarını kızıla boyarken, anneler evde yorgun argın işten dönecek eşlerini beklerken ve daha neler, neler olurken hiç bilmediğimiz ve hiç görmediğimiz diyarlarda biz de boş durmadık onunla.
Ne mesafeler ne engeller set çekebildi aramıza ne de bahaneler, mazeretler bir sorun oluşturabildi bunca zaman zarfında.
Hayatın bize sunduklarıyla bizim ondan talep etiklerimiz uymasa da çoğunca birbirine aynı göğün altında bulunuyor olmak, aynı yağmurda ıslanıp aynı güneş de kurulanıyor olmak az bir şey olmasa gerekti.
Mademki mutluluğun sayılamayacak kadar hali vardı ve mademki mutluluk kendisini arayanlardan gülümseyen çehresini esirgemiyordu ve dahası mutluluk hiç kimsenin tekelinde değildi; öyleyse sözü uzatmanın da bir gereği yoktu.
Hangimizin sırrı yok ki şunun şurasında?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?