KARABAĞ'DA KAYBEDENLER VE KAZANANLAR

Yaklaşık 30 yıldır Ermenistan Devleti'nin işgali altında bulunan Azerbaycan topraklarının çok büyük bir bölümü Azerbaycan Ordusu tarafından kurtarıldı. Bu büyük zaferi Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte kutluyoruz. Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarının nasıl kurtarılacağı bir muammaydı. Sözde AGİT MİNSK Grubu ülkeleri Rusya, Amerika ve Fransa bunu sağlayacaklardı. Fakat, onlarca yıl, Azerbaycan'ı oyalamaktan başka bir şey yapmadılar ki, bu aslında, Türklüğe karşı tarihî tavırlarının tabiî bir sonucudur! Sonunda, Ermenistan ordusunun boyunu aşan bir densizliğe kalkışarak, Azerbaycan topraklarını vurmaya başlaması üzerine, Azerbaycan Ordusu haklı olarak harekete geçti ve işgal edilen toprakların büyük bir bölümünü geri aldı. Çok yakında, Azerbaycan'ın, kaybettiği bütün toprakları geri alacağı muhakkaktır.

KAYBEDENLER
Burada kaybeden öncelikle, Batı'nın şımarık çocuğu Ermenistan'dır. Azerbaycan topraklarını işgal ederken katliamlar yapan Ermenistan, çekilirken de başka bir vandallık örneği sergileyerek, terk ettiği köy ve kasabaları yakıp yıkarak, harabeye çevirdi. İşgal sırasındaki insanlık dışı katliamları kınamayan 'medenî' Batı, işgal edilen topraklar terk edilirken sergilenen vandallığı da kınamadı!
İkinci kaybeden ülke Amerika'dır. Amerika; Bulga-ristan'ı, Romanya'yı, Macaristan'ı, Baltık Devletlerini ve Ukrayna'yı Batı Bloğuna kattı. Gürcistan'da da bir Soroscu Darbe ile (Turuncu Devrim) ile, Edward Şevardnadze'nin yerine Şaakaşvili getirilmiş, fakat Rusya bu operasyonu tersine çevirmeyi başarınca, Şaakaşvili ülkeden kaçmak zorunda kalmıştı. Amerika'nın Rusya'yı kuşatma projesinin son halkası Ermenistan'dı. Burada da bir Soros Darbesiyle Paşinyan iktidara getirildi. Fakat o da, boyundan büyük işlere kalkışarak kendi ipini kendi çekti! Günleri sayılıdır.
Üçüncü kaybeden ülke Ermenilerin hâmisi Fransa'dır. Doğu Akdeniz'de karşımıza dikilen NATO 'Müttefikimiz' Fransa; Ermenistan'da da karşımızdaydı!

KAZANANLAR
Tabiî ki, en büyük kazancı sağlayan, ata topraklarını yeniden ele geçiren Azerbaycan ve sonra da, Türkiye ile Rusya'dır. Azerbaycan'la var olan tarihî bağlarımız bundan böyle daha da pekişecek ve daha bilinçli olarak sürecektir. Nahcıvan üzerinden Azerbaycan'a ulaşacak kara yolu ve aynı zamanda bunun yanında bir de demiryolu yapılması, Azerbaycan'la ülkemizi birbirine kopmaz bağlarla bağlayacaktır. Türk adını telâffuz etmekten çekinen ve Türklüğü anayasamızdan çıkarmak gibi bir densizliği savunanların pek hoşlarına gitmese de, Türkiye ve Azerbaycan birlikteliğinin bölgedeki gücümüzü daha da arttıracağı muhakkaktır. Buna bir de İran'ın eklendiğini düşününüz ki, niçin olmasın! İran nüfusunun yarıdan fazlası Türk'tür! İçimizdeki mâlûm kesim bu 'tehlikeyi' hissettiği için, Azerbaycan'ın zaferi karşısında sevinemiyor. Azerbaycan ordusunun bu zaferi kazanmasında Türkiye'nin büyük payı olduğu muhakkaktır. Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgali sırasında kardeş Azerbaycan'ın yardımına koşamayan; rahmetli Elçibey'in iki helikopter talebini bile yerine getiremeyen devletimizin (ki, bu ayrıca tartışılmalıdır), Azerbaycan Ordusunun eğitim programlarını 1992 yılında başlatmasından sonra, Hürriyet'te Sedat Ergin'in belirttiğine göre, bugüne kadar, 7.500'den fazla Azerbaycan vatandaşı askerî okullarımızda eğitim aldılar. Harp Okullarımızdan mezun olanların sayısı 600'ün üzerinde. 200 kadar da kurmay subay bu okullarda yetiştirilmiş. Bizzat Azerbaycan'a giderek, Azerbaycan Ordusunun eğitimine katkıda bulunan komutanlarımızı da bunlara eklemek gerekir. Diğer taraftan, bu savaşta Azerbaycan ordusunun kullandığı Türk SİHA'larının ne kadar etkili silâhlar oldukları da meydana çıkmıştır.
Üçüncü kazanan ülke Rusya'dır. Rusya bu savaşta son derece sağduyulu bir siyaset izlemiş; Ermenistan'a desteği son derece sınırlı kalmıştır. En büyük endişemiz, Karabağ'da Rusya ve Türkiye'nin karşı karşıya gelmeleriydi ki, Batı dünyasının ve içimizdeki 'devşirilmiş' Batıcıların böyle bir şeyi şevkle arzu ettikleri muhakkaktır. Çok şükür böyle bir hadise gerçekleşmedi.
Rusya Devlet Başkanı Putin'in “Türkiye Azerbaycan'ı hep destekledi. Ama uluslararası hukuku hiç ihlâl etmedi” açıklaması çok değerlidir. Gerçekten de, Rusya ve Türkiye, Azerbaycan-Ermenistan savaşı sırasında takdire şayan bir siyaset izlemişlerdir. İki ülkenin de ortak menfaatleri, Batı'nın kuşatma siyasetine karşı birlikte hareket etmeyi gerektirmektedir. Sayın Putin'in bugüne kadarki siyaseti, bu gerçeği çok iyi kavradığını göstermektedir. Umarız ülkemizi yönetenler de, kendilerini aydın sınıfına dâhil edenler de, en az Rusya kadar bu gerçeğin idrakine varırlar.

BUNDAN SONRA NE OLMALI?
Azerbaycan'la Nahçıvan üzerinden karayolu ve demiryolu irtibatımızın sağlanmasının Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini nasıl geliştireceğini yaşayanlar göreceklerdir. Ancak, şimdiden şu kadarını söyleyebiliriz ki, TEK MİLLET İKİ DEVLETİN birbirleriyle çok daha iç içe olacakları muhakkaktır. Ancak, burada Rusya'nın da önemli bir aktör olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Türkiye-Azerbaycan birliğinin Rusya karşıtı siyasetlere savrulmamasının, Amerika'nın bölgeyi karıştırma siyasetini uygulamasının önünde çok büyük bir engel teşkil edeceği bilinmelidir. Ancak, iktidar ve muhalefet partilerinin saflarındaki Amerikancı ve AB'ci lobinin bunu tahrik ve teşvik edeceği de muhakkaktır!
Ermenistan'ı yönetenlerin hayâlperest siyasetleri nedeniyle, Ermenistan halkı da büyük acılar yaşamıştır. Bundan sonra Ermenistan Devletinin yönetimine gelecek olanların yaşananlardan ders alarak, barışçı bir siyaset takip etmeleri umulur. Küçücük Ermenistan'ın, özellikle Fransa ve Amerika'daki diasporanın teşvik ve tahrikleriyle, Türkiye'ye Ermeni Soykırımı iddialarını kabul ettirmek ve Türkiye'den tazminat ve toprak koparmak hayâli, Karabağ'daki yenilgiyle artık son bulmuş olmalıdır. Ne yazık ki, geçmiş yıllarda, iktidarın ve muhalefetin, Türkiye'yi Ermeni soykırımı ile suçlayanların karşısına topyekûn dikilememesi nedeniyle, Batı'nın da desteğini arkasında bulan Ermenistan; 'Türkiye'yi çökertebiliriz' gibi bir hayâle kapılmıştır. Fakat en azından, iktidarın bugünkü tavrı bu zaafın çok gerilerde kaldığını göstermektedir.

RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK ÖNEMLİ
Türkiye, Atatürk'ün ölümünden sonra, Tam Bağımsız Türkiye idealinden vazgeçerek, Batı'ya yönelmesi nedeniyle adım adım, Amerika'nın ve Avrupa'nın ekonomik ve siyasî vesayetine girmiştir. Ülkemiz yıllardır bu vesayet altında kıvranmaktadır. Türkiye'nin, iktidarın dile getirdiği Yerli ve Millî adımları atabilmesi için, önce Batı'nın vesayetinin kırılması zorunludur. Bir diğer zorunluluğumuz da, başta Rusya olmak üzere bölge devletleriyle işbirliği yapılmasıdır. Emperyalizmi bu coğrafyadan uzak tutmanın başka bir yolu yoktur.
Libya'ya malzeme götürmekte olan bir gemimizin, bir Alman fırkateyni tarafından uluslararası sularda durdurularak aranmaya kalkışılması Batı'nın çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir. Almanya'nın bu korsanlığı, Rusya ve bölge devletleriyle kuracağımız ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Umarız Batı hayranları biraz olsun ayıkırlar. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?