Öğretmen

Aşağıda okuyacaklarınız, her biri elmas değerinde olan öğrencilerin başlıktaki kelimeye bakış açılarının kendilerince izahıdır. Hiçbirinin noktasına virgülüne dokunulmamış ancak bir köşe yazısının sınırlarını epeyce zorlayacağı için istemeden de olsa belli kısımları alıntılanmak yoluyla sizlere servis edilmiştir. Dizilişten kaynaklı kopukluklar bendenize, güzellikler öğrencilerimize aittir.
“…Bir çocuğun ilk adımları ailesiyle birlikte atılırdı. İlk kelimesi yine ailesiyleydi. Çocuk büyüdü yepyeni bir ortamla tanıştı. Ona okul dedi. Yeni bir aile daha edindi. Öğretmeni…
Çocuk yeni adımlarını, öğreneceği yeni kelimeleri, okuyacağı cümleleri yanında öğretmeni ile tattı. Nasıl bir anne çocuğu düştüğünde endişelenirse o endişeyi öğretmeninin gözlerinde gördü. Nasıl bir baba şefkatle başını okşadıysa şefkati öğretmeninde de tattı. Yeni oyuncaklarını, bilgilerini kardeşinden önce öğretmeniyle paylaştı. O zaman daha net anladı ki okuldaki annesi, babası ve kardeşi öğretmeniydi. Yavaş yavaş büyüyordu çocuk her yeni yaş hayatına bir şeyler ekliyordu. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite…
Sayamayacağı kadar öğretmeni -her adımında arkasında durup onu destekleyen bir kol, başarı merdivenlerini tırmanırken yoldaş, hata yaptığında uyarıcı, yorulduğunda dinlenmek için bir omuz- olmuştu. Hayatının her adımında öğretmeni vardı artık. Her bilgide onların imzası vardı. İşte o çocuk ben, sen, bizleriz. O öğretmen ise işte şu an aklınıza gelen, kalbinize yer edinmiş insanlar. Benim öğretmenim dediğiniz insanlar…” (S.K)
“…Öğrenciye sadece bilgiyi aktaran değil, öğrenmeyi öğrenciye öğretendir. Öğrencinin kendisini tanımasını sağlayandır. Benim öğretmenim öğrencinin rol model aldığı kişidir. Öğrenciyi düşünmeye teşvik ederek ve fikirlerini önemseyerek ileride nice düşünürlerin oluşmasını, sorgulatarak doğruyu bulmasını, vatan sevgisi öğreterek iyi bir vatandaş olmasını, geçmişini öğreterek geleceğini şekillendirmesini, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetişmesini sağlayandır…”(H.B.B)
“…Bir yer düşünün ki her tarafı kurak her bir köşesi ölü. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Ne yapacağını bilemediği için herkese uymayı seçen insanlar... Böyle bir ortamda herkese yol göstermeye çalışacak bir kişi var. Kimisinin hayran olduğu kimisinin önemsemediği ama onun yine de herkese gerçek dünyayı gösterecek bir kişi…” (Ö.M)
“...Öğretmen, sanatçıdır. Dokunduğu her öğrenci, her birey birer sanat eseridir. Bu sanatçıya verilen boş tuvallerin gelecekteki değerini işte o sanatçının özverisi, yeteneği, çalışkanlığı belirler. O tuvaller ise toplumun akıbetidir. Bu tuvallere silinmeyen mürekkeple yazılıp çizilenlerin müfredatın çok daha ötesinde olduğunu düşünenlerdenim. Öğretmen, yıllar sonrasını resmeden, mirasını gelecek nesillere taşıyan bir sanatçıdır, geleceğin habercisi, adeta bir öncüdür.
Öğretmen, tarihtir. İnsanlar zamanla silinirler, geçmiş unutulur, sonsuz sandığımız ömür akıp gider ve bir süre sonra bu dünyada ismimizden fazlası kalmaz. Tarih böyle değildir, tuvaller silinmez, öğretiler yok olmaz, gelecek unutulamaz. Bu yüzdendir ki her öğretmen benim için ölümsüzdür, sonsuzluktur. İzlerini tarihin tozlu sayfalarından silemeyeceğimiz kişilerdir. Hayranlık duyduğumuz her insan, dünyayı değiştiren inkılapçılar, bizi bugüne getirenler, her biri bir öğretmenin eseridir. Atatürk, Türk milletine yaptığı bütün hizmetin yanında başöğretmen unvanını da taşır. İşte geleceğin askeri olmak, büyük sorumluluğu beraberinde getirir.
Nice tuvaller vardır yok yere karalanmış, adeta mahvedilmiş. Gerçek öğretmen, yetkisinin onu kör etmesine izin vermemelidir, aksine onu en iyi şekilde kullanıp topluma hizmet etmelidir. Kutsal görevinin farkında olmalı, koca bir neslin heba olmasına izin vermemelidir. … Ne kadar zaman geçse de her zaman öğretmenlerimizden bir parça taşırız. Aynaya baktığımızda gördüğümüz kişi her birinin emeği, alnının teri, idealidir. Bir kez tanıştığımız öğretmenin izlerini bile olumlu veya olumsuz olmak üzere bir ömür boyunca taşırız (... ) Öğretmenin fırçası, biz tuvaller için kaçamayacağımız belki de kaçmak istemeyeceğimiz akıbetimizdir. Biz daha farkında olmadan geleceği çizer öğretmen hayatımıza, ya da çizilebilecek olan her şeyi, içimizdeki potansiyeli görür. Çoğu zaman öğretmenlerimiz bizdeki ışığı, yeteneği ilk fark edenlerdir. İnanılmaz başarılara imza atan insanların her şeyden önce en büyük destekçileri öğretmenleridir. Odamda baş ucuma asacak kadar sevdiğim tablo hatta gözümüze veya kulağımıza hizmet eden her sanat eseri bir öğretmenin desteği ve ilgisi olmadan var olamazdı. Öğretmenlerin inşa ettiği bir gelecekte yaşıyoruz, genetik miras gibi atalarımızın öğretmenlerinin de izlerini taşıyoruz.
Öğretmenlerimiz adeta DNA’mıza işliyor…”(S.Ü)
“…Hayatta birçok öğretmenimin olduğunu düşünüyorum. Yürümeyi, koşmayı, konuşmayı öğrendiğimde öğretmenim annem ve babamdı. Bahsettiğim gibi yazmayı ve bunun gibi çoğu şeyi öğrendiğimde bunu bana öğreten ilkokul öğretmenimdi. Ortaokul ve lise öğretmenlerim... En önemlisi de fikirleriyle ölümsüz olan başöğretmenim Atatürk…” (B.Y)
“…Günümüzde sadece eğitimini tamamlamak bir mesleği yapabilmek için yeterli görülüyor. Bu düşünce her alanda olduğu gibi öğretmenlik mesleğine de zarar veriyor. Çocuklarımıza insan olmayı, vatandaş olmayı, düşünebilmeyi, sorgulamayı öğreten kişilerde sabır, fedakârlık, yaratıcılık gibi pek çok özelliğin bulunması gerekir. Mesleğini sevmeyen ve bu özelliklere sahip olmayan öğretmenler öğrencilerin hayatlarına akademik bilgiden fazlasını katamaz. Nasıl bir şair yaşadığı topluma manevi açıdan bir şeyler katamadığında kalıcı olamıyor, başarılı sayılmıyorsa öğretmenler için de bu geçerlidir...”(Z.K)
“…Öğretmen yani öğreten sadece dersi öğreten mi? Tabi ki hayır. Onlar bize insan sevgisi, hayvan sevgisi, vatanseverliği, yardımseverliği, eşitliği, hak ve hukuk nedir bunları da öğretiyor. Asıl değerli ve önemli olan da budur...” (G.D.G)
“…Öğrenimimiz hep sürer, öğretmenlerimiz hep değişir. Belki bakkalda ki amca, oturduğumuz apartmanın kapıcısı, belki de rastgele tanıştığımız herhangi biri olur öğretmenin. Biz de başka insanlara oluruz öğretmen. Sonuçta öğretmen sadece okulda gördüğümüz bize teorik bilgiler öğreten insanlar değil ki.
Hayat okulunda hepimiz birer öğretmen, birer öğrenciyiz. Önemi olan bir kişinin kalbinde, hafızasında bırakacağımız güzel izler, hatırlanınca gülümseme yaratan anılar. Belki bir kişiyi değiştirerek, dünyayı değiştiririz. Bizim de insanlığa faydanız bu olur. Umarım hepimiz iyi birer öğretmen ve öğrenci oluruz hayatımızda…” (A.K)
“ ‘Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek etrafındakileri aydınlatır.’ der Ruffini . “En sevdiğiniz öğretmeniniz kimdir?” desem ne dersiniz? En zeki olan mı? En güzel olan mı? En güçlü olan mı? Bence hepsine hayır. En sevdiğimiz öğretmen, yüreğimize dokunan ve konuşurken kalbimizi okşayan içimizi ısıtandır.
‘Benim öğretmenim’ güzel miydi? Belki hayır. Çok mu zekiydi? Sanmam. Zaten bunların bir önemi yok. Hepsinden ve her şeyden daha önemli bir şey var. “Benim” diyebildiğim öğretmen konuşurken yüreğime dokunurdu. Ne söylese yüreğime gider adeta yüreğimle kusursuz bir ahenk içinde dans ederdi.
Öğretmen neydi? üçle beşi toplamayı öğreten mi? Bize ödev veren öylesine biri mi?
Hayır. Öğretmen, önüne gelen saf, düz mermeri oyup ondan eşsiz bir sanat eseri çıkaran bir heykeltıraş edasıyla yüreğimizi işleyendir. İlk üçle beşi toplamayı, fiziği, kimyayı öğreten değil. Küfür etmemeyi, eşine, kadına, hayvanlara, savunmasızlara saldırmamayı öğretendir. Gerektiğinde dolmuşta yer vermeyi öğretendir. Kısacası her şeyden önce vatanına, milletine, dünyaya hayırlı; Atatürk’ün mirasına yaraşan bir insan olmayı öğretendir.”
Hayatta en büyük mucize küçükken iyi bir öğretmene denk gelmektir. “Bu sözden sonra düşündüm de gerçekten her şey ilk öğretmenimizle başlar…” (D.K.K)
“…Bir öğretmen her öğrenciye aynı şeyi anlatsa bile hepsine farklı şeyler katar. İnsanlar bilgiyi değil sadece çoğu şeyi öğretmenlerinden öğrenir. Bazen okul bahçesinde sevdiği kediye gösterdiği merhamet duygusudur öğretmeninin ona kattığı bazen de arkadaşı düştüğünde yardıma koşmaktır. Çoğu kişinin ilk örneğidir öğretmeni…” (İ.D)
“Yıllar geçti böylelikle ilkokul bitti, ortaokul bitti ve şimdi lisedeyken bile sizden bir şey eksilmedi tek değişen simalarınız oldu. Her yeni günde bir şeyler kattınız bana, aklımı kurcalayan onlarca sorunun cevabı oldunuz, sizinleyken yanılmaktan hiç korkmadım çünkü biliyordum ki yanımda “benim öğretmenim “vardı.
Bana denemeyi öğrettiniz, yanılmayı, hatalar yaparak doğru yolu bulmayı. Ayağım her takıldığında, yolumu şaşırdığımda uzanan bir el oldunuz bana. Hayallerim, hedeflerim şekillendi zamanla. Kimi zaman tam pes edecekken yardım ettiniz o hayallere tutunmama…”(N.S.K)
“…Kendisinden önce öğrencisini düşünmektir öğretmenlik. Karşısındaki insana daha çok şeyi nasıl katarım nasıl doğru yolu gösteririm diye düşünmek, çabalamaktır…”(F.Ş)
“Onlar ikinci evimizde adeta ailemizin bir yansımasıdır. Gerekli olanı öğretir, bizi hayata hazırlarlar. Hepsinin yeri ayrıdır adeta kar taneleri gibi. Bazılarını örnek alır onlar gibi olmak isteriz. Hayatımızın her yerine dokunurlar. Bizi bizden daha çok tanırlar. Ne yapıp ne yapamayacağımızı, kapasitemizi öngörürler. Her zaman bizi en güzel yerde görmek isterler. Biz de onları gururlandırdığımızı görünce dünyalar bizim olur. Emeklerinin karşılıklarını vermek onlar için yapabileceğimiz en güzel şeydir…” (A.P)
“Okula başladığım gün. Hiç unutmuyorum o günü. Salon genişliğinde bir odanın içinde benimle yaşıt 29 çocuk daha vardı. Anneler ve babalar sınıfın kapısının önünde birisi ile konuşuyorlardı ama konuştukları kişiyi görmüyordum. Ne ile karşılaşacağım, neden burada olduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece tahtadan yapılmış sıramda oturuyordum. Sonra kapıdan içeriye bir adam girdi. Kapı aralığından dışarı baktığımda annem ve babam gidiyorlardı. Nasıl yani? Beni burada bırakıp gitmişler miydi? Şimdi ne olacaktı? gibi kafamda milyonlarca soru vardı. Sonra kendisini tanıttı. “Merhaba çocuklar, ben sizin sınıf öğretmeninizim.” dedi. İşte her şey bu cümleyle başladı…”(O.Ö)
“Siz bizlere güvenin. Sizin sayenizde heykel gibi yontularak bu hale gelen bizler geleceği çok daha iyi bir hale getirmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Yapamasak da çaba göstereceğiz. Yarının atan kalbi olacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ( Türkiye Cumhuriyeti) onlara bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.”. Umarım bize bırakılan bu eseri en iyi şekilde korur ülkemizi daima bir yıldız gibi parlatırız...” (Z.B.İ)
“Milli Eğitim politikamızı en iyi açıklayan sözlerden biri de Hasan Ali Yücel tarafından söylenmiştir: ‘Vatanın dağlarında, bayırlarında, kırlarında ve hatta en ücra yerlerinde kendi başına açıp solan çiçek bırakmayacağız!''
Öğretmenler bir mum misali eriyip giderken arkalarında aydınlık bir gelecek bırakırlar. Hayatlarını ulusları için mücadele ederek geçirirler. Her sabah evden ''İşe gidiyorum.'' diye değil, ''Cumhuriyetimize sahip çıkacak nesiller yetiştiriyorum.'' diye çıkarlar…”(A.E.T)
“…Öğretmen bizi hayata hazırlayan, her konuda her şeyi paylaştığım, yaşamın sevgiyle hoşgörüyle başladığını bize anlatan değerli bir hazinedir.
Ta çocukken tanıştığım, hala ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştığım bir kitaptır öğretmen. Bize ilmin ışığında doğru yolu gösteren; atomu, yıldızları, gökyüzünü anlatan; pi sayısından elektriğe, molekülden mantığa, Edirne'den Ardahan'a kadar uzanan bir yoldur öğretmen. O yolda diken tümsek yoktur. O yol ışıl ışıl aydınlık bir yoldur.
Öğretmen olmadan susuz kalır topraklar, meyve vermez ağaçlar, step bozkır olur her yer. Onsuz yeşili göremezsin. O bir yağmurdur, rahmettir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Dünya'nın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır ve uluslar kurtaranlar ancak ve ancak öğretmenlerdir...” (A.D)
“…Öğretmenlik sabır ve vicdan mesleğidir. Sadece para için yapılabilecek bir iş değildir. Kuşkusuz, kutsal bir mesleğe sahip olan öğretmenler, gösterdikleri fedakârlık, sabır ve özveriyle öğrencilerine ilmin dışında kalp ve gönül zenginliği de sunar. Toplumların çağdaş bir medeniyet kurmaları yolunda sarf edilen çabada en büyük paya sahiptirler. Onlar yurdun umududur…” (E.B.D)
“…Benim öğretmenim, öğrencisine değer verir, onu korur ve kollar. Yardımseverdir, alçakgönüllüdür, benim iyi bir yerlere gelmemi sağlamak için emek veren insandır…” (E.A)
“…Benim öğretmenim bize hep en doğrusunu yapmayı öğretirdi. Feni, matematiği,
Türkçeyi de çok iyi öğretirdi. Ancak bunların tek başına bir anlamı olmadığını iyi bir insan olmanın her şeyden daha önemli olduğunu öğretirdi. Öğrencilerinin gözündeki tek bir damla gözyaşına bile dayanamaz, onların yüzündeki gülümseme için elinden geleni yapardı. Konuyu birçok kez anlatmasına rağmen anlamadığımda kızmadan tekrar anlatırdı. Bize bir şey öğretmek onu yormaz gözümüzdeki heyecandan, istekten beslenir ve hiç yorulmazdı. Benim öğretmenim haksızlık yapıldığında susmayı değil gerçekleri haykırmayı öğretendir. Zorlandığımda, pes etmek istediğimde her seferinde yılmadan bana destek olandır. Her düştüğümde elimden tutup kaldırandır. Benim öğretmenim en mutlu günümde sevincimi, en kötü günümde üzüntümü paylaştığım insandır. Fikirlerimin kısıtlanamayacağını, hayal dünyamın en az okyanuslar kadar uçsuz bucaksız olabileceğini öğretendir.
Gözlerimdeki perdeyi kaldırıp gerçekleri görmemi sağlayandır. Geçmişimi unutmayı değil de aslında geçmişimle yani köklerimde çok daha güçlü olduğumu öğretendir. Vatan toprağının bir karışının bile dünyalara değişilmeyeceğini öğretendir. Sevginin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu öğretendir. Eğer istersem her şeyi yapabileceğime beni inandırandır. Benim öğretmenim yeri geldiğinde annemdir, babamdır, arkadaşımdır. Benim öğretmenim öğretmenden çok daha fazlasıdır. Dün ve bugünümün kahramanı geleceğimin en büyük anahtarıdır. Hakkı asla ödenmeyecek insandır…”(N.K)
“…Bir bilim dalını, bir sanatı ya da teknik bilgileri öğretmeyi meslek edinmiş, okulda öğrencilere ders veren kimse. Sözlükteki anlamı bu kadar kısa iken hayatımızdaki anlamının belki de en uzun olan kişilerdendir...” (A.E)
“…Ama “okul” içinde iyi öğretmenler olmadıktan sonra dört duvarlı bir binadan başka bir şey değildir. Öğretmen öğrencilerinin elinden tutar, onlara yol gösterir, danışmanlık eder. Karanlık bir yolda, öğrencinin elindeki bir fenerdir adeta. Atatürk’ün de dediği gibi “Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.”
Çocukları tohumlara benzetirim ben. Tohumların filizlenmeleri için iyi bir ortam gerekir, su ve güneş gerekir. Belki bitkileriyle ilgilenen birini görmüşsünüzdür. Onlarla konuşur, yapraklarını okşar. Oysa buna gerek var mıdır, bitki ona cevap verebilir mi? Hayır diyebilirsiniz fakat pek çok deneye göre bu sorunun cevabı “evet” olacaktır. Konuşulan, müzik dinletilen, sevgi gösterilen bitkiler, yalnız bir odada bırakılan bitkilere göre daha hızlı gelişir. Bitkiler bile sevgisiz büyüyemiyorken çocukların büyümesini nasıl bekleriz? Bir öğretmen akademik anlamda çok başarılı mühendis, doktor, avukatlar yetiştirebilir. Fakat sevgiden yoksun bir insan kariyerinde başarılı olsa da hayatta nasıl başarılı olur?
Bence akademik eğitimin yanı sıra her insanın bilmesi, küçüklükte öğrenmesi gereken temel şeyler vardır. Bu eğitimi aileden başlar ama okulla da desteklenmelidir. Her insan doğaya saygılı olmalıdır mesela. Ağacın, kısıtlı su kaynaklarının önemini bilmelidir. Küçük yaşta ormana gidip derin bir nefes almayan biri, taş koleksiyonu yapmayan, kuşları izlemeyen biri ne kadar farkında olabilir doğanın güzelliklerinin? Bence kitaplar bilgi aktarımının en iyi yoludur. Kitap okumak önemlidir deriz ama küçükken bir kez olsun kütüphaneye gitmeyen biri nerden bilebilir kitapların o güzel kokusunu, yazarlarının yarattıkları büyülü evreni, içerdikleri bilgileri? Her zaman bir öğrenciye sorulacak en klasik sorudur “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” Bir terziyi dikiş dikerken, bir ustayı duvar örerken, bir oyuncuyu sahnede görmeyen çocuklar nasıl karar verebilir ne yapmak istediğine ileride? Evet
akademik başarı önemlidir ama “hayat bilgisi” olmadan bir şeyler eksik kalır. Ben biraz şanslıydım. İlkokulda öğretmenlerimizle yürüme mesafesinde olan kütüphanelere, tiyatrolara, müzikallere giderdik. Ama herkesin böyle şansları olmuyor, öğretmenler istese de bunları sağlayamıyor. İşte burada devletin de bir adım atması gerekiyor ve eğitim eşitliğini sağlamaya çalışması gerekiyor.
Öğretmenlik empati yeteneği ister. Çocuğun içinde bulunduğu duruma kendini
koyabilmek, konuyu anlamayan bir öğrenciye başka yollardan nasıl öğretebileceğini çözmeyi
gerektirir. Öğretmenlik idealist olmayı, sabırlı olmayı gerektirir. Her öğrenci en az bir kere başarısız olacağını düşünür. Ona pes etmemesini söyleyense öğretmenidir. Daha iyi şeyler yapabileceğini görüp, öğrencisini zorlayan da öğretmendir. Bazı çocuklarınsa öğrenmesi daha güçtür. Bu durumlarda çevresi, ailesi ve hatta öğrenci bile kendisinden vazgeçse de öğretmen, öğrencisinden vazgeçmeyen kişidir…” (S.S.A)
“…Öğretmenler sadece bir bilgisayar gibi görülmemelidir. Toplumu yönlendiren en temel unsurlardır. Parlak bir geleceğin mimarıdırlar. Kendisini harcayarak başkalarına yol gösterendir…” (H.K)
“…Eğitim matematik işlemlerinden, formüllerden daha fazlasıdır. Bir toplumun temelini eğitim olarak görürüm ben. Bir çocuk nasıl eğitiliyorsa
büyüdüğünde bunu gösterecektir ve karşılığını iyi ya da kötü olarak verecektir.
Öğretmenlik işinizi sevmeden yapabileceğiniz bir meslek değildir. Öğrenciye gösterilen sabır, çaba ve emek büyük bir yüktür.
Sevmeden bu mesleği parası için yapan kişiler öğrencileri topluma kazandıramazlar. Öğretmenler geleceğin doktorlarında, iş adamlarında, mühendislerinde etkilidir. Öğrenciye karşı sevgileri, saygıları ve davranışları geleceğe ekilen birer tohumdur aslında.
Öğretmenler öğrenciler için rol modelleridir. Öğretmenlerinde gördükleri anlayış, saygı ve sevgi onları büyüdüklerinde çevresine duyarlı bir birey haline getirecektir. Hoşgörü olan yerde eğitim var demektir…” (C.H)
“…Başaramazsak yılmadan tekrar öğretip başarmamızı sağlarlar. Anlamazsak sıkılmadan tekrar tekrar anlatırlar. Yapamadığımız sorular olursa yardım edip yapmamızı sağlarlar. Bizleri sınavlara var güçleri ile hazırlarlar, her zaman destek olurlar. Bazen üstümüze fazla geldiklerini düşünsek de aslında yaptıkları şeyler bizim daha iyi olmamız ve daha iyi öğrenmemiz içindir. Öğretmenlerimiz bizlere dersleri ve konuları öğretmek dışında da çok yardım ederler. Bizleri iyi birer birey haline getirmekte çok etkileri vardır. Bir derdimiz, sıkıntımız olursa bizleri dinler destek olurlar. Onlara çekinmeden sıkıntılarımızı anlatabilir, yardımlarını alabiliriz. Ellerinden geldiğince problemlerimizi çözmeye çalışırlar. Umutsuzluğa kapıldığımızda bizi motive eder, ümit verirler...” (İ.Y)
“…Öğretmenlik çok kutsal bir meslek. İnsan yetiştirmek özellikle de kendi çocuğun olmayan, huyunu suyunu bilmediğin birine bilgi ve ahlak aşılamak zor. Biz öğrenciler de verileni alır bize ne öğretilip gösterilirse onu uygularız. Takdir edilesi bir davranış yaptıysam ya da ileride yıldızım parlarsa öğretmenlerim sayesindedir. Ülkenin aydınlık yüzleri hep biz olarak görülürüz. Yanılırlar. Bu ülkenin aydınlık yüzleri bunu bize öğretendir…” (B.A)
“…Öğretmen olmak sadece öğretmek de değildir. Bir öğretmenin yürüyüşü de etkiler öğrenciyi, oturuşu da kalkışı da. Düşünüyorum da ebeveynlerimi ve öğretmenlerimi bir kenara bıraktığımda bana rehberlik edip yeni bir fikir katacak bir yetişkinle tanışmadım. Ama umarım tanışırım. Bilgiyi aktarmanın bu kadar kolay olduğu ve çocuk eğitmenin ağır bir yük olmadığı düşünülse de sırf bunun için eğitilen öğretmenlerin nasıl zihinlerle karşı karşıya olduklarını, umutla ve öğrenme aşkıyla bakan çocuklarla göz göze geldikleri ilk an farkına vardıklarını sanıyorum. Ne tuhaf, aynı an umutla bakan çocuk da kimin elinden tutup dış dünyaya açılacağını anlamış oluyor...” (Ö.S.Y)
“…Gözlerinde eğitim parıltısı, elinde kitabı, en soğuk havada bile insanın içini ısıtan gülümsemesi...
Hayat sınavında yol gösterici, emekçi insandır öğretmen. En büyük emeğidir öğrencileri. Öğrencilerini sabırla, sevgiyle büyütürler. Hayata hazırlarlar. Yaşamayı öğretir yani emeği, direnmeyi ve sevgiyi. İlmek ilmek işler öğrencisine ilmi, öğretir ona yazmayı, okumayı, konuşmayı, tabi daha içsel şeyleri de. Ben öğretmenlerimi hep böyle hatırlıyorum, bana öğrettiği ders konusundan ziyade, benim kişiliğime kattığı bir davranışı, bana söylediği bir sözü hatırlıyorum. Çünkü beni olgunlaştıran şeyler bunlar evet akademik başarıda önemli ama hayat sınavından biz kendi karakterimizle, kendi karalarımızla, emeğimizle geçiyoruz. Biz onların emeğiyiz, onlarsa bizim´´ EMEKÇİLERİMİZ…”(Y.Ü)
“…Öğretmenlik kutsaldır, bunun için yapana zor gelmez bu meslek. Benim öğretmenim de böyledir işte asla sıkılmaz yaptığı işten. Her zaman eğlenir insanlara bir şey anlatırken. Asıl amacı öğretmektir çünkü. Yorulmadan, sıkılmadan, yılmadan öğretmeye çalışır. Hele ki bir şey öğrettiğini anladığındaki o gülüş, o sevinç…” (Y.D.T)
“…Benim öğretmenim milliyet ve toplumunu seven, aklını her daim kullanabilen, yeni fikirlere açık, öğrencisini kendisi gibi gören hatta kendisinden çok kendisinin daha yeni daha iyi bir hali gibi göreninden, zihnini her daim prangalardan uzak tutan, yeni ham bilgilere ve onları işlemeye hazır bir şekilde bekleyen, gülmesini bilen her daim mutlu olabilen, yaşamın tadına varabilen, doğanın; bitki, kuş, insan, sürüngen, ağaçların bir canlı olduğunu düşünen ve saygı gösteren bir öğrenci yetiştirmesini isterim. Derslerden çok düşünmeyi ön
plana almayı seven, bilginin her zaman her yerden öğrenebileceğimizi bilen ama düşünmenin her zaman olan fakat sahte olmayanından bir gelecek yetiştirmesini isterim. Öğretmen de öğretmen olmadan önce öğrencidir o da kendi gördüklerinden, yaşadıklarından bir parça koyarak kendi özel gücünü sahiptir. Otuz kişiye, yüz kişiye, bin kişiye, milyonlara uzanan bir yolculuğun başlangıcıdır.
Öğretmen ve öğrenci aynı kefendedir, öğrenci kefeni öğretmen sayesinde yırtar, kefeni yırtamazlarsa ya öğrenci düşünememiştir ya da öğretmen düşündürtememiştir. Yurdumun öğretmeni her açıdan saygı duyulası zihinlerin birleşimidir iyisi vardır kötüsü vardır, öğrencinin iyisi kötüsü vardır. Önemli olan geleceğe ışık tutabilecek kişiler çıkarmaktır, otuzun hepsi iyi olamaz, her öğretmenin de iyisi çıkmaz. Herkes birbirinin kıymetini bilsin, değer versin…” (D.K)
“…Yazıma nasıl başlayacağım hakkında çok düşündüm ama hiçbiri tam anlamıyla içime sinmedi. Öğretmenlerin hayatlarımızdaki rolleri hakkında konuşmak, düşündüğümden daha zormuş meğerse. Küçük yaştan itibaren bizimle ilgilenmeye başlıyorlar. Daha minicik bir çocukken bizimle oyunlar oynuyor, onlarca çocukla ayrı ayrı bağ kuruyorlar. Hayret edilesi ve sabır isteyen bir iş açıkçası.
Bazen siz onlara kırılabiliyor ya da onlar size kızabiliyor. Ama öğrendiğim bir şey var ki amaçları bizi sadece daha da ileriye götürmek. Bazılarının metotları daha zorlu bazılarınınki daha kolay ve sevecen olabilir ama hepsinin tek bir isteği var, o da bizim iyiliğimiz.
Yazımın en başında da söylediğim gibi, onların bizdeki değerini anlatmak düşündüğümden de daha zormuş. Birisine alışmak zaman isteyen ve zor bir işken onlar onlarca hatta yüzlerce çocuğa aynı anda alışmaya çalışıyorlar. Adlarımızı unutup farklı şekilde seslendiklerinde gülsek bile ismimizi bildiklerini bilmek bizi de mutlu ediyor. Bıkmadan usanmadan aynı konuyu anlatıyorlar kimi zaman…” (N.B)
“…Öğretmenler aynı zamanda çoğu duygumuza tanık olurlar. Heyecanımıza, mutluluğumuza, hüzünlerimize...Bana göre öğrencileriyle muhabbet edebilen öğretmenler mükemmel öğretmenlerdir. Zaten bence diğerleri öğretmen bile değildir. Sadece akademik bilgi veren insanlardır. Öğretmen demek bana yol gösteren, hayat sınavında da destek olan, insanlığı anlatan ve gösteren, sadece akademik bilgi değil gerçek hayatla da ilgili bilgiler verendir…” (H.S)
“…Küçük bir çocuğum ben. Meraklı, zeki ama tembel bir çocuk. Kafasında milyonlarca soru olan bir çocuk. Peki, kim bilecek bu kadar sorunun cevabını? Kim öğretecek bana bu soruların cevabını bulmayı?
Büyüyorsunuz, okula gitmeye başlıyorsunuz ve bir öğretmeniniz oluyor.
Başlıyor öğretmeye teker teker harfleri, sayıları, okumayı, yazmayı. Azar azar işlemler yapmaya başlıyorsunuz ve tüm sınıf tahtaya kalkıp o küçücük işlemi çözmek için "Öğretmenim!" diye bağırıyor, çağırıyor. O küçücük işlem biz çocuklar için ne kadar değerliydi. Yeri geliyor, öğretmen kızıyor, hemen bir sessizlik çöküyor. Masum, üzgün bakışlar... Çünkü o kadar seversin ki öğretmenini, tek bir bağırışı bile yaralar o küçük yüreğini ama yine de koşar adım gider sarılırsın öğretmeninin bacağına.
Peki ne alakası var bunların aklımızdaki sorularla? 16 yaşındayım ve şunu biliyorum ki, asıl
marifet biz çocuklarda değilmiş. Kendini sevdiren, her öğrencisine özene bezene bakan, sahip
çıkan, her bir harfi teker teker öğreten, somurtmadan işini severek yapan, öğretirken mutlu olan, mutlu eden, ölene kadar minnettar olacağım bir öğretmenim olmasaydı, asla geldiğim noktaya gelemezdim. Çünkü onlar gecelerini gündüz ettiler. Çünkü onlar bize güvendiler. Çünkü onlar her daim yanımızda, arkamızda durdular. Çünkü onlar başarabileceğimize inandılar. Ben başardım ve başarmaya da devam edeceğim…” (B.E)
“…Ben köklerini toprağa salmış bir ağaçtan, yükseklerde uçan bir kuştan, canı olmadan bana dünyaları anlatan bir kitaptan, sokakta yürürken karşılaştığım ve hiç tanımadığım bir adamdan bir şeyler öğrenebildim. Yağmurdan, çamurdan… Herkesten ve her şeyden bir şeyler öğrenebildim. Ama yanımda bana yanlışımı gösterecek biri, beni destekleyecek, takdir edecek biri olmadığında bir şeyler öğrenmenin mutluluğuna tamamen erişemedim. Benim için öğretmen kavramı burada devreye girdi.
Öğretmen, küçük yaşımda belki de bana bu kadar yakın olan ilk yabancıydı. Tanıdıkça
yabancı diyemedim. Birbirimizle ailelerimizden daha fazla vakit geçirdiğimiz için
hayatlarımızın en ince ayrıntılarını bilir hâle geldik…” (D.D)
“…Her öğretmen özeldir. Her öğrencinin kendine göre değer verdiği bir öğretmen vardır. O öğrenci için bir anlamı vardır ve anlamı büyüktür…” (A.S)
“…Benim öğretmenim tüm zorlukları kolaya çeviren bir insandır. Bize derslerin yanı sıra hayatı da öğretendir…” (B.C)
“…Benim öğretmenim bana değer veren, bana bir şeyler öğreten herkes olabilir. Bu okuldaki öğretmenim, sokaktan geçen birisi olabilir. Benim işime yaran bir şeyler öğreten, bizi hayata hazırlayan, kötülüklere karşı koruyan herkes benim öğretmenimdir…” (E.B.K)
“…Öğretmenlik anaokulundan başlar, sonra annen babandan çok görürsün. Yıllar boyu sürecek eğitim serüveninde o yardım eder sıfatlar değişse de çoğunun yapmaya çalıştığı aynıdır bizi yetiştirmek. Her ne kadar ödevlere boğsalar da benim öğretmenim sonuçta kızsa da bağırsa da …” (F.K)
“…Bir sevdadır öğretmenlik koşulsuz sevebilmektir. Öğretmenlerin hayatları toplumu ve insanları eğitmek üzerine kuruludur. İyi insanlar yetiştirdiklerinde, öğretmenlere saygı gösterildiğinde mutlu olurlar. Çünkü saygı gördüklerinde tıpkı kendi ektikleri bir ağaç meyve vermiş gibi olur. Öğrenciler öğretmenler için bir fidandır gelecekte bir ağaç olup dünyaya katkı sağlayacaklarıdır…” (M.E)
“…Öğretmen… Eğitim hayatımız boyunca birçok öğretmenimiz olur. Her biri bizlere ayrı bir şefkat duyar. Her biri bizleri evlatları gibi görür. Bize anne ve baba ilgisi gösterir. Aynı sevgiyi bizden de bekler ama biz de çocuğuz işte yeri gelir kızdırır yeri gelir sevdiririz kendimizi…” (A.E.K)
“…Birçok insan için öğretmen değersiz gözükse de Sokrates’in de dediği gibi dünyada her şeye değer biçilebilir ancak öğretmene asla değer biçilemez…” (E.M)
“…Öğretmen kiminin olmayan anne babası, kiminin ilk aşkı, kiminin ise örnek alıp yolundan yürüdüğüdür. Öyle ya da böyle öğretmenler her insanın kalbine dokunanlardır…” (D.Ş.Ü)
“…Öğretmenlerimiz yaptıklarıyla ve söyledikleriyle bizde farkındalık oluşturmaya çalışırlar ve bunu öyle ustalıkla yaparlar ki ilk zamanlar çoğu öğrencinin, ‘Büyüdüğünde ne olacaksın bakalım?’ sorusuna, ‘Öğretmen olacağım.’ Cevabını vermeleri de belki de bu sebeptendir…” (Z.G)
“…Benim öğretmenim bana sevmeyi öğretir; mutlu olmayı, kötü düşünmemeyi, merhameti, pes etmemeyi öğretir. Sorumluluklarımı, hatalarımdan dersler çıkartmamı, teşekkür etmeyi, özür dilemeyi öğretir...” (M.Ö)
“…Bu dünyada boşa kürek çekecek birinden mucizeler yaratır. Benim öğretmenim muma benzer…” (B.Ç)
“…Benim öğretmenim dersi en iyi şekilde anlatmaya çalışır, en azından ben öyle olmasını isterim. Anlatmanın, öğretmenin yanı sıra dikkatimiz dağıldığında, sıkıldığımızda bizi derse bağlamaya çalışır. Ders dışındayken, teneffüslerde vs. sorunlarımızla ilgilenir, bizimle konuşur, beraber gülüp eğleniriz…” (K.F.S)
“Bir öğretmen de kırılır, üzülür. Bazen sadece içten bir özür bekler…” (N.D)
“…Her insan öğretmen kelimesine farklı anlamlar yükler eminim ki. Sonuçta eğitim hayatımız boyunca onlarca öğretmen ile iletişim kuruyor, her birinde yeni bir dünya tanıyoruz belki de. Tanıştığımız her öğretmen ile az veya çok, olumlu veya olumsuz bir şekilde değişiyoruz. Pek çoğu biz öğrencilerde yadsınamayacak kadar çok iz bırakıyor, karakterimizin oluşmasında önemli bir rol oynuyor. Ancak kimi öğretmenler bu şekilde bizde unutulamayacak anılar bırakırken ne yazık ki bazılarının üç yıl sonra adını dahi hatırlayamıyoruz. Karşılaştığım öğretmenler hep bende bir şeylerin değişmesine vesile oldu ve birçoğu bana farklı açılardan bakmayı öğretti. Belki de geleceğimin büyük ölçüde değişmesine sebep oldular hatta. Uzun süredir bu işi yapan kişiler artık yaptıklarının bizlerde neler değiştirdiğini fark edemeyebilir belki ama o küçük dokunuşları bizim de bir o kadar küçük dünyalarımızda büyük değişikliklere yol açabiliyor. Her birimiz öğretmenlerimizin katkılarıyla dış dünyayı öğreniyor, hayata atılıyoruz. Bizler için her zaman okulda tanıdığımız bir personelden çok daha fazlası, hayatta birer öncü rolünü üstlenen bu insanları anlatmak için kâğıtlar ve kalemler yetersiz kalıyor açıkçası. Yazdığım hiçbir şey öğretmenlerimin benim için yaptıklarını, emeklerini anlatmaya yetmeyecek asla…” (N.K)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresun Belediyesinin Çalışmalarından Memnun Musunuz?