BALKANLARI NASIL KAYBETTİK ? (5) (SON)C

İTTİHATÇILARIN DOSTU ALMANYA DA BİZİ DESTEKLEMEDİ!
İttihatçılar içindeki Almancıların pek güvendiği Almanya da, bu savaşta Türkleri desteklemedi! Çünkü, Doğan Avcıoğlu'nun belirttiğine göre, Almanya, Türklerin Avrupa topraklarını terk edip, Anadolu'ya çekilmelerini istemekteydi! Nitekim, Goltz Paşa, daha çok eski tarihlerde, bunu açıkça belirtmişti! Almanlar, Türkiye'nin, sömürgeleştirmeyi düşündükleri Anadolu topraklarını, Rus ve İngiliz emellerine karşı korumuşlar. Fakat, Rumeli'nin elden çıkmasına seyirci kalmışlardı. Almanya dahil büyük devletler Midye-Enez hattının sınır olarak kabulü için Türkiye'ye nota vermişlerdi ( “31 Mart'ta Yabancı Parmağı”, s. 95)!
Ne yazık ki, devşirilmiş aydınlarımız, Batı'nın, bu Türk Düşmanlığına bir türlü inanmak istememektedirler ki, bunun son örneğini Azerbaycan-Ermenistan savaşında yaşadık. Batı, haklı davasında, Azerbaycan'ın değil, işgalci Ermenistan'ın arkasında durdu!
Veliahd Yusuf İzzeddin Efendi ile bir Trakya seyahatine çıkan Falih Rıfkı'nın, Veliahd'ın, Balkanların kaybı konusundaki âdeta kara mizahtan farksız şu sözleri, Sultan Abdülhamid'den sonra devletin içine sürüklendiği zaafın hazin bir örneğidir: “Kabahat, cürüm Kâmil Paşa'nındır. O bana, 'devletler (Büyük Devletleri kast ediyor) statükoyu muhafaza edecekler' demişti; ben ona İngiliz elçisinden senet al dedim, almadı” (“Zeytindağı”, sh. 21)!
Falih Rıfkı Atay, Balkan bozgununu şu mizahî sözlerle anlatır: “Hiç unutmam, Manastır düştüğü vakit hece vezninde bir şiir yazmaya başlamıştım. Ben şiiri bitirinceye kadar Edirne düştü! Hece sayısı uyduğu için Manastır adını Edirne'ye çevirdim. Bu şiirim Tanin Gazetesi'nde çıktı” (“Çankaya”, s. 67)!

ATATÜRK DE İTTİHATÇILARI SUÇLUYOR!
Mustafa Kemal'le İttihatçı liderlerin yıldızı bir türlü barışmadı. Şu hadise, bu bakımdan anlamlı bir örnektir: Talât Paşa ve bir Parti yetkilisi, Selânik'i ziyaretlerinde, Kolağası Mustafa Kemal'e de uğrarlar. Masasının üstüne serili ve üzerinde muhtelif işaretler bulunan bir Balkan haritası dikkatlerini çeker ve Talât Paşa bunların ne anlama geldiğini sorar. Mustafa Kemal, Balkan Devletlerinin aralarında anlaşarak Selânik'e saldırmaları hâlinde, şehrin nasıl savunulacağına ilişkin bir çalışma olduğunu söyler. Talât Paşa, böyle bir şeyin mümkün olamayacağı kanaatindedir! Dışarıda arkadaşına, “Mustafa Kemal işte böyle saçma sapan şeylerle uğraşıyor” der! Fakat, Mustafa Kemal'in Balkanlar hakkındaki bütün öngörüleri doğru çıkacak; İttihatçı-Hürriyet ve İtilâfçı çekişmesi ile yıpranan ordu, Balkanları perişan bir şekilde terk edecek; Selânik tek kurşun atılmadan Yunan'a teslim edilecektir! Falih Rıfkı Atay, Selânik'i Yunan'a teslim eden Ordu Komutanı Hasan Tahsin Paşa için, Kolağası Mustafa Kemal Bey'in, 'Cumalı tatbikatında rütbem ve yetkim elverişli olmadığı hâlde, aşırı yanlışları karşısında çok ağır tenkit ettim' dediğini yazmaktadır (“Çankaya”, s. 58)! Ne yazık ki, Selânik'in savunulması bu kadar yeteneksiz bir komutanın ellerine bırakılmıştı!
Balkan felâketi üzerine, Trablusgarp'ta İtalyanlarla savaşmakta olan Mustafa Kemal, 24 Ekim 1912'de, İstanbul'a dönmek üzere Mısır'dan bir gemi ile hareket eder. İstanbul'a geldiğinde arkadaşlarına söylediği şudur:
“Nasıl bıraktınız? Selânik'i bu kadar ucuz, nasıl düşmana teslim ettiniz?”
Yıllar sonra Balkan felâketini değerlendirirken bir arkadaşına, 'Eğer Balkan Harbi sırasında Trablusgarp'ta değil de, Balkanlarda bulunsaydım sonuç çok farklı olurdu ve o felâket yaşanmazdı' diyecektir.

ÜSTÜ ÖRTÜLEN ACI BİR GERÇEK: BATI TRAKYA'NIN KAYBI!
İttihatçıların bir başka günahı da, ileride Bulgarlarla ittifak yapacakları düşüncesiyle, Balkan Harbi sırasında, Gümülcine ve İskeçe'de kurulan Batı Trakya Cumhuriyeti'ni desteklememeleridir. Osmanlı topraklarının paylaşılmasında anlaşamayarak Sırbistan, Romanya ve Yunanistan'la savaşa tutuşup yenilen Bulgaristan'la, 29 Eylül 1913 tarihinde imzalanan bir anlaşmayla, Batı Trakya toprakları Bulgaristan'a terk edilmişti. Bulgarlar Yunanistan'a yenilince de, bu vatan toprakları Yunanistan'ın eline geçmiştir! Edirne 22 Temmuz 1913 tarihinde geri alındıktan sonra, öncü birliklerimiz Meriç Nehri'ni geçerek, Batı Trakya'ya girmişler ve Edirne'nin 30 km. batısındaki Dimetoka'yı da aynı gün Bulgarlardan geri almışlardı. Bulgarlar II. Balkan Harbi'nde Romenlere, Sırp ve Yunanlara yenilince, Batı Trakya'da ellerinde sadece İskeçe, Gümülcine, Dimetoka ve Dedeağaç kalmıştı. Türkler Batı Trakya'da 1 Eylül 1913'de Garbi Trakya Geçici Hükümetini kurdular. Bulgarlardan hiç hoşlanmayan, Bulgarlarla sınırdaş olmak istemeyen Yunan Başvekili Venizelos da, Batı Trakya'da Türk hâkimiyetine taraftardı. Hattâ, Dedeağaç şehir ve limanını da bu muvakkat hükümete devretmiş; bir Bulgar taarruzunda silâh ve cephane vermeyi taahhüt etmişti! Garbi Trakya Geçici Hükümeti 25 Eylül'de istiklâlini ilân etti. Yeşil-beyaz-siyah renkli ay yıldızlı bayrak resmî binalara çekildi. Ancak, Bulgarlarla sulh müzakerelerine başlayan İttihatçı Hükümet bunu kabul etmedi. 29 Eylül 1913'te imzalanan barış anlaşmasıyla Dimetoka dışında, Batı Trakya Bulgarlara bırakıldı. Batı Trakya Hükümetini teslime zorlamak için İttihatçı Hükümet Cemal Paşa'yı yolladı. Hâlbuki, Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa da, Batı Trakya'nın Bulgaristan'a bırakılmamasını istiyordu. Neticede Talat Bey'in de devreye girmesiyle Batı Trakya Hükümeti 15 Ekim'de kendini feshetti.
Bulgaristan'ı kendi safında harbe sokmak için ikna etmeye çalışan Almanya, ittihatçılara müthiş bir teklifte bulundu: Dimetoka'yı Bulgaristan'a verin! Buna karşılık olarak, Bulgaristan Almanya-Avusturya ittifakına girecekti! Dimetoka, 6 Eylül 1915'te, Almanya'nın yanında harbe girmesini sağlamak amacıyla taviz olarak Bulgaristan'a verildi. Bu, Osmanlı Meclisinde infial doğurdu. Enver Paşa'nın talimatıyla 6 Eylül 1915'te Sofya Sefiri Fethi Okyar ile Bulgaristan başvekili arasında imzalanan bir anlaşmayla Meriç'in batısındaki 5 bin nüfusun yaşadığı 5 asırlık Türk yurdu Dimetoka, ayrıca Karadeniz kıyısındaki Midye'nin ilerisindeki önemli bir arazi Bulgaristan'a terk edildi. Şevket Süreyya “Enver Paşa” kitabında, bu arazinin toplamının dört bin kilometre kare olduğunu yazar! Ne var ki, bizim Bulgaristan'a bağışladığımız Batı Trakya ve Dimetoka, Bulgaristan'ın I. Dünya Harbi'nden yenik ayrılması üzerine, Yunanistan'a verilir! Bunlar bizim İttihatçı hayranlarının umurlarında bile değildir!
İsmet İnönü, İnönü Vakfı'nın yayımladığı hatıralarında, Yemen'e gönderilen tümenin 1. ya da 2. Ordulardan birine takviye edilmesi durumunda, Balkan Harbi'nin kaybedilmeyeceği üzerinde durur. Gerçekten de, kaynayan bir kazandan farksız olan Balkanlar göz ardı edilerek Yemen'e kuvvet gönderilmesi müthiş bir öngörüsüzlüktü. Fakat ne yazık ki, o sıralar Osmanlı'da bunu idrak edecek; idrak etse de uygulayabilecek bir yönetim yoktu!
NOT: Bu köşeyi kendileri ile paylaştığımız değerli kardeşimiz Sedef Erol Hanımefendi, geçirdiği kalp krizi nedeniyle, yaklaşık iki aydır koma durumunda. Kendilerine Allah'tan şifa diliyorum. Aylarca, hattâ yıllarca komada kaldıktan sonra, gözlerini açarak hayata “merhaba” diyenler olduğunu biliyoruz. Sedef Hanım kardeşimizin de, bize bu mutluluğu tattırmasını umutla bekliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?