SAHİ, BU NASIL “OKUMUŞLUK”!..

Ülkemizde şu an itibariyle, ilk ve orta öğretimde 70 bin okulda yaklaşık 18 milyon, yüksek öğretimde 207 üniversitede ise yaklaşık 8 milyon öğrenci var… Yüksek lisans, doktora öğrencileri çeyrek milyondan fazla…
Öğretmen sayımız özel okullarda görev yapanlarla birlikte 1,5 milyon civarında…
Yine bir milyondan fazla emekli öğretmenimiz var hayatta…
Üniversitelerin diğer alanlardaki mezunları, bürokratlar, yazar, çizer ve sanatçılarla birlikte nüfusun neredeyse yarısı “okumuş” geçiniyor!
Hatta henüz okul çağı gelmemiş çocukları hesap dışında tuttuğumuzda, bu oran yüzde 60'a dayanıyor…
Nicel olarak bakıldığında, sayıları elli milyonu bulan bu “okumuş” kesimin, ülkeyi çoktan uzaya çıkarması lazımdı!...
Eğer uzaya giden ülkeler, başarılarını bilime borçlu iseler, aynı başarıyı bizim de yakalamamız gerekmiyor mu?
Sayılara bakıldığında eksik bir yanımız yok onlardan…
Hatta bugünlerde TBMM'de görüşülen 2021 yılı bütçesinde de en büyük pay yaklaşık 300 milyar lira ile eğitime ayrıldı… Devletin tahmin ettiği bütçe geliri ise 1.1 trilyon lira… Neredeyse üçte biri!
Bütün bu sayılar, “ eğitim-bilim” alanında başarının çok yüksek bir noktaya ulaşmış olması gerektiğini gösteriyor!
Fakat, durum acaba öyle mi?
Eğitime, bilime, kısaca “okumaya” harcadığımız bu kadar paranın karşılığında nereye varabildik?
- Geliştik mi?
- Rekabet gücü kazanabildik mi?
- Kaynaklarımızı verimliliğe dönüştürebildik mi?
- Dışa bağımlılıkta şu an ne durumdayız?
Bu sorulara verilen cevaplar, maalesef hakkıyla okumadığımızı, sadece “okumuş” geçindiğimizi gösteriyor…
Eğer hakkıyla okusaydık;
- Kendi ülkemize bilerek bu kadar zarar verebilir miydik?
- Devleti dolandırmayı, vergi kaçırmayı bu kadar kolay meşrulaştırabilir miydik?
- Adaletin terazisini küçücük bir menfaat için bozmayı kabul edebilir miydik?

Okumuşlardan şikayet ediyor ya birileri…
Ben de şikayetçiyim bazı okumuşlardan!...
Okumuş, ama “adam” olamamışlardan!...
Hırsının esiri olmuş, kendi kişisel çıkarının dışında bir kaygısı bulunmayan, kibir abidesi gibi durup, en hafif tabiri ile yaralı parmağa bevletmeyi bile masraf sayan diploma sahiplerini…
İlk ilahi emir, “oku” diye geldi…
Okuma yazma bilmeyen Hz. Peygamber bu emri, “git okuma yazma öğren” diye mi anladı acaba? Sonra hoca mı tuttu kendine!...
Yoksa, ardından gelen “Yaratan Rabbinin adıyla oku” emriyle mi anlam verdi okumaya… Her şeyi kusursuz yarattığını beyan eden Allah'ın, yarattığı tüm şeylere onun ilmi ve kudreti ile bakmayı mı öğrendi ve öğretti?...
“Oku” emrinden anladığı bu muydu, Hz.Peygamberin?
Mutlak hakikat, kesin hüküm sahibi yalnızca Allah'tır, gerisi zandır; insana bilmediklerini ayetleri ve nimetleri ile o öğretir demiyor mu Kur'an?
Şayet o kitabı doğru okuyabilseydik; Einstein'in görelilik kuramıyla yerle bir olan zaman ve mekan kavramlarını, uzayın sonsuzluğunu, yer çekimini çok daha önceden bulamaz mıydık?
Ey sözde okumuşlar!
Bildiğiniz doğru ne sizin?
Okuduğunuz ayet, öğrendiğiniz gerçek hangisi?
Hangi kitap yönlendiriyor sizi?
Size bildirilenler mi, sizin uydurduklarınız mı?
Okuduklarınızdan bir fayda göremiyorsa kimse;
Sahi, size nasıl “okumuş, adam olmuş” diyelim!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?