BALKANLARI NASIL KAYBETTİK? (4)

MAKEDONYA'NIN VE SELÂNİK'İN KAYBI
Karadağ ordusu İşkodra'yı kuşatır. Ancak, kuvvetlerimiz burada uzun süre başarılı bir savunma verirler. Fakat, açlık, cephane yetersizliği ve kuvvetlerimiz takviye edilemediği için, 2 Nisan 1913'te silâhlarını birlikte götürmek şartıyla kale boşaltarak Draç bölgesine çekiliriz. Sırplar ve Bulgarlarla yapılan savaşlarda da kısmî başarılar elde edilmesine rağmen, sayıca çok üstün olan kuvvetler karşısında geri çekilmek zorunda kalırız. Esat Paşa'nın savunduğu Yanya da uzun süre direnir. Fakat hiçbir yardım gelmeyince, 5 Mart 1913'te teslim olmak zorunda kalınır.
1-2 Kasım 1912'de Yenice muharebesini kazanan Yunan ordusu, Türk ordusu ile yaptığı diğer muharebeleri de kazanarak Selânik önlerine kadar gelir. Sırpların ve Bulgarların hedefi de Selânik'tir! Yenice-Vardar mağlubiyetinden sonra Türk birlikleri çözülmüş ve geri çekilme harekâtı kısa sürede bir bozguna dönüşmüştü. Selânik'te sürgünde bulunan Sultan Abdülhamid 1 Kasım 1912'de İstanbul'a nakledilir. Muharebe alanından uzaklaşan Türk birlikleri birbirine karışmış, emir, nizam dinlemeyen bir kalabalık hâlinde Selânik'e doğru çekilmeye başlamıştı. Savaş bölgesinden daha önce kaçan sivil Türk halkından, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yüzlerce insanın donmuş cesetleri yollar üzerinde hendeklerde yığılmış kalmıştı. Ordu, cephane sandıklarını, askerî malzeme ve teçhizatı yollarda bırakarak kaçıyordu. Selânik her gün daha da artan asker kaçağı ve göçmenlerle önüne geçilemeyen bir kargaşa içindeydi. 5 Kasım'da Beyaz Kule'de Ordu müfettişliği binasında, komutanlar ve şehrin ileri gelenleri toplanarak, şehrin tahrip olmaması için savaşmadan teslim olmayı kararlaştırırlar! Selânik'teki kuvvetlerimizin toplamı 40 bin kadardı. Ancak, başta kumandan Hasan Tahsin Paşa olmak üzere bu kuvvetlerde savaşacak ruh kalmamıştı.
Berlinger Tageblatt isimli bir savaş muhabiri, bozgun hâlinde çekilen kuvvetlerimiz hakkında şu gözlemlerini aktarıyor: “Kalabalık asker ve kaçak kafileleri hazin, acınacak bir durumda şehre hücum ediyorlar. Türk ordusu şehrin sokakları önünde düşmanı bekliyor. Fakat erler arasında ancak birkaç subay bulunuyor. Büyük kısmı bırakıp gitmiş. Lime lime elbiseler giymiş, tam bir moral çöküntüsü içinde bulunan kaçak askerlerin ardı arkası kesilmeyen geçişi, Napolyon'un Rusya ricatını andırıyor. Her tarafta cesetler ve at leşleri var. Dün elli kaçak, açlıktan ve soğuktan öldüler. Şehrin durumu pek yürekler acısı. Askerlerden başka, Makedonya'dan kaçan elli bin muhacir aileleriyle sokaklara doluşmuşlar. İnsan bu sefalet kafilelerini seyrederken ürperiyor!”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu bir romanında, Balkan felâketinden kurtulup, bin bir güçlükle, İstanbul'a kadar gelebilen; sokaklarda ve camilerde yaşamak zorunda kalan Evlâd-ı Fatihan'ın hazin durumlarını anlatır. Türklerin yaşadığı bu trajediyi 'medenî' Avrupa devletleri seyretmekle yetindiler!
8 Kasım 1912'de Yunanlılarla bir anlaşmaya varıldı ve 500 yıllık Türk yurdu olan Selânik şehri, 9 Kasım'da Osmanlı Ordusu Komutanı Hasan Tahsin Paşa tarafından Yunan ordusuna teslim edildi. Selânik'teki 2. Ordu'nun kalıntıları 19 Haziran 1913'te Gülcemal vapuru ile Rumeli'nden ayrıldılar ve böylece, Balkanlardaki beş asırlık Türk hâkimiyeti sona ermiş oldu.

BARIŞ ANLAŞMASI
16 Aralık 1912'de başlayan Londra Barış Konferansı'nda, sınırın Doğu Trakya'da Midye-Enez hattından geçmesi, Yunanistan'ın işgal etmiş olduğu Adalar Denizi adalarının mukadderatının büyük devletlerce tayin edilmesi 22 Ocak'ta kabul edildi. 23 Ocak 1913'de, İttihat ve Terakki bir hükümet darbesi yaptı. Mahmud Şevket Paşa kabinesi iş başına geçti. Mütareke Bulgarlara, Çatalca cephesine yardım imkânı sağlamıştı. Bulgarlar tekrar saldırıya geçtiler ve 26 Mart 1913'te Edirne düştü. Bunun üzerine Mahmud Şevket Paşa Hükümeti, 30 Mayıs 1913'te Londra Konferansı kararlarını kabul etmek zorunda kaldı.

İKİNCİ BALKAN HARBİ
Londra Antlaşmasından Bulgarlar kârlı çıkmışlardı. Bulgaristan'a verilen toprakların Ege Denizi'ne komşu olması Yunanistan'ı korkutuyordu. Sırplar da Bulgarların kazançlarından rahatsızdılar. Bulgar tehlikesine karşı Yunanlılar Sırplara yaklaşmaya başladılar ve aralarında bir ittifak yaptılar. Bunun üzerine Bulgarlar 29-30 Haziran'da hiçbir hazırlık yapmadan taraflara saldırdı. Birleşen Yunan ve Sırp orduları Bulgarları Makedonya'dan çıkardılar. Bulgarların yenilgisini gören Romanya da Bulgaristan'a harp ilân etti. Bulgarlar bu muharebeler sırasında Çatalca'dan önemli birliklerini geri çekmek zorunda kaldılar ve Edirne'yi de boşalttılar. Bu gelişmelerden yararlanan Osmanlı Ordusu 21 Temmuz'da, Bulgarların boşalttığı Edirne'yi geri aldı. İkinci Balkan Harbi'nde, her cephede yenilen Bulgarlar barış önerisinde bulundular. 10 Ağustos 1913'te Bükreş Antlaşması ile fiilî duruma hukukî şekil verildi ve 29 Eylül 1913'te Bulgarlarla İstanbul Antlaşması imzalandı. Yunanlarla da 14 Kasım 1913'te Atina'da imzalanan barış antlaşması ile Meriç nehrinin batısı ve Girit adası Yunanlara terk edildi. Anadolu kıyılarındaki adaların hangi devletlere bırakılacağı, büyük Avrupa devletlerinin kararına bırakıldı. Bu devletler tabiî ki, her zaman olduğu gibi, Yunanlar lehine karar verdiler!

EDİRNE'NİN GERİ ALINIŞI
Üç cephede birden savaşmak durumunda kalan Bulgar ordusu Edirne'yi boşaltmak zorunda kalmıştı. Bu sayede ordumuz kolaylıkla Edirne'ye girdi. Ancak, burada Enver Bey'e 'Edirne Fatihi' payesi verildi! Harbiye Nâzırı Ahmet İzzet Paşa, bu konuyu hatıralarında şöyle anlatır: “Benim Çorlu'dan Bakanlar Kurulu'na çağrıldığımı haber alan Enver, Karargâhta bulunan Kaymakam Cemil Bey'e, ileriye hareket için ısrar etmek gerektiğini telefonla söylemiş. Bakanlar Kurulu toplanmadan önce, Cemal Paşa da gelip, aynı tavsiyede bulunmak istemişse de, meselenin kendisine ait olmadığı cevabını almıştır. Fakat işin içinde bu kadarcık bulunmasına rağmen, Cemal Paşa'yı da bazı gazeteler Edirne fatihleri arasına sokmuştur! İleri harekât emrinde pek tabiî olarak, Abuk Paşa Ordusuna Kırkkilise (Kırklareli), Hurşid Paşa Ordusuna Edirne, Fahri Paşa Ordusuna Dimetoka istikametleri verilmişti. Hurşid Paşa'nın Kurmay Başkanı Enver Bey'in, Ordunun ilerisindeki süvari ile gitmesi için istediği izin esirgenmedi. Bu zat oldukça hızlı bir hareketle Edirne'ye geceleyin vararak, Bulgarların birkaç saat önce terk etmiş oldukları şehre girdi. Bu durumdan Başkomutanlığı haberdar etmezden önce, başarıyı telgraflarla memleketin dört bucağına yaydı. İşte, Enver Paşa'nın 'Edirne Fatihliği' unvanını ele geçirmesinin sır ve hikmeti! Fakat, geçen kış esnasında bu zatla yoldaşlarının telkin ve zorlamalarına uyulmuş olsaydı, Edirne'yi geri almak değil, memleketin geri kalan kısmını korumak için elde asker kalmamış olacağından okuyucuların emin olmalarını rica ederim” (Murat Bardakçı, “Enver Paşa”, s. 120)!
Hâlbuki, tarih kitaplarımızda, 21 Temmuz 1913'te, Yarbay Enver Bey'in ani bir taarruzla, Edirne'yi Bulgarlardan geri aldığı yazılıdır!

BÜYÜK DEVLETLER BALKAN FELÂKETİNİ SEYRETTİLER!
Harp başlamadan önce, Balkan devletlerinin bu kadar başarılı olabileceklerini ummayan büyük devletler, 'Statükonun bozulmasına izin vermeyeceklerini' bildirmişlerdi. Osmanlı orduları yenilince, kıllarını bile kıpırdatmadılar! Büyük devletler harbi Türklerin kazanacağına inanmakta haklıydılar. Çünkü 1897 Türk-Yunan Harbi büyük bir Türk zaferi ile sonuçlanmıştı. Türk Ordusunun subayları ve kurmayları çok iyi bir eğitim almışlardı. Ordu donanımlıydı. Fakat Meşrutiyetin ilânından sonra orduda disiplin kaybolmuştu! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?