İhmallere Gebe Bir Yok Oluş Hikâyesi

İster bir radyo programında isterse de bir dağın ardından gelen, gelecek ve daima yankılanacak olan sonsuz bir nağme vardır. O nağmelerde ise sevgili Tülay German'ın sesi, uçsuz bucaksız balta girmemiş ormanlardan, dere kenarlarından ve sevginin bağrından yankılanır bizlere:

“Dere geliyor dere yalelel yalelel
Kumunu sere sere yalelellim
Al dere götür beni yalelel yalelel…”

Toprağa kök salmış bir ağacın gövdesi besin kaynağı olan “su” ya muhtaç bırakıldığında, ne yazık ki kurumaya ve yavaş yavaş çürümeye yüz tutar. Tıpkı kanı çekilmiş cansız bedenler gibi dere yataklarındaki suların vakumlandığını durup bir düşünürsek eğer; derelerdeki yaşam alanı tahrip edilmiş çeşitli canlı türleri gözümüzde canlanacaktır… Örneğin 2019-2020 HES raporuna göre Espiye, Ericek Köyü mevkiinde bulunan “Gelevera Deresi” adındaki Giresun'un on dördüncü büyük enerji santralinin -Çileklitepe - varlığı; gündelik yaşam ihtiyacını karşıladığı iddiasıyla aynı zamanda dere içerisinde bulunan canlıların da yaşam alanlarını birebir tehdit ve tahrip eder. Bilmeli ki bu süreç avantaj gibi gözüken bir olumsuzluk edasına sahiptir.
***
Küresel ısınmanın had safhada olduğu bu günümüz çağında, yeni kuşaklara emanet edilmek istenilen dünyayı düşünmek ve bir distopyaya dönüştürmemek için emek üstüne emek harcanmak zorunda… Zira kesilen ağaçlar, mevcut dere yataklarının tahribi, istinat duvarlarının yıkımı; varlığını sürdürmekte zorlanan mevcut ekosistemi tam olarak şah damarından etkilemekte. Bu yıkıcı etkinin ilk hedefi de coğrafi yapıyı istikrarlı bir şekilde tetikleyerek, doğanın döngüsünü yok eden tanıdık bir yüz… kentleşme uğruna yapılan girişimlerden bir başkası değil.
***
Nihai HES raporlarına göre Giresun, Merkez ve ilçe mevkilerinde sürecin ilerlemekte olduğu ve onaylanmış birçok hidroelektrik santral projesi var. Kimisi güncelliğini korurken kimisi de listede şansını zorluyor. Nitekim bahsini ettiğimiz bu ve benzeri hidroelektrik santraller, yöre halkının yaşam pınarı olan akarsu ve dereleri bizzat “Bıçak kemiğe dayandı.” noktasına getirdiği gibi sorgu masasına da taşımaya ihmal etmiyor.
***
Bir sabah uyandığımızda, yok oluşun o keskin bilincine, buz gibi suların serinliğine ve yemyeşil ovaların eşsiz huzuruna erişemediğimiz de mi varacağız? Kim bilir dememeli.
***
Hatırlarsanız, ki unutmak ne mümkün, Dereli güzergahında yaşanan talihsiz (!) sel baskınından sonra, çevre ve koruma kültürüyle yakinen ilgilenen halk; betonlaşmaya karşı ürkek ve çaresiz gözlerle doğaya bakar oldu. Ancak bu çaresizlik olarak nitelendirilen toplum bilincine dayalı fragman, gelecek neslin farkındalığıyla, öfkeye evirilecek gibi duruyor. Ayrıca nostaljik sanat eseri “Dere Geliyor Dere” parçasını da bir kültürel miras olarak hakkını aramak lazım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Pelin Elmalı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?