KATİP ŞADİ’NİN ARDINDAN (4)

Görele Parkı'nda Katip Şadi Ağabey'e de açtım konuyu. Tamam, dedi. Başka kemenyeciyle konuştun mu? dedi. Sami Ağabey'le konuştum, dedim. Hoca, çok iyi etmişsin. Bu havaları şu anda Sami'yle benden başka kimse çalamaz, dedi. Biz Sami'yle beraber büyüdük, beraber düğünlere gittik. Beraber horan çaldık, horan oynadık. Aynı konaklarda beraber yedik içtik aynı sofralarda, masalarda oturduk, dedi. Bu gelenler önemli adamlar. Kemençemizi, horanla­rımızı doğru gösterelim...
Sami Ağabey'in düşüncesini sondu. Sami ne diye? dedi. Katip Abi, o çok istekli, çalarım, dedi, dedim. Tamam. Doğru. Çok İyi. Bu havalar için ha o, ha ben, fark etmez. Sami gitsin. Gerekeni yapar, dedi...
Köydeki horancıları muhtar topladı, haber salarak fındık bahçelerinden. Tuzcuoğlu - Hasbal - Hamzabaş - Dut Dibi... çaldı Sami Günay. Horancılar oynadı. Sonra bir üçlü oynadı aynı oyunu. Dede, oğul, torun... Olağanüstü bir çekim yaptı Kültür Bakanlığı görevlileri. "video banda" aldılar. Kültür Bakanlığı belgeliğinde olmalı.
Genelde kemençeciler, sanatçılar arasında kıskançlık olur. Sanatçı kıskançlığı. Katip Şadi'nin kuşağında da vardı bu kıskançlık. Birbirlerinin eksiklerini bulur, bunu dillendirirlerdi. Çoğundan, ilk ağızdan dinlemişimdir bunu. Katip Şadi'de yoktu bu kıskançlık. Kuşaktaşlarını belki de en az eleştiren oydu... Arkadaşları onu eleştirirdi...
Görele Belediyesi'nin eksiksiz tüm etkinlerine katılmıştır. Çağrılan yere koşa koşa gelirdi.
Görele Kemençe Horan Günleri'ne sağlığı yerendeyse katılmış, büyük ilgi, saygı görmüş­tür. Yaptığı işten mutluluk duyarak, isteyerek, yürekten çalmış; türküler söylemiş, türküler yakmış, dinleyen de horan oynayan da, sanat şölenini izleyen de "tarifsiz duy­gularla, çağrışımlarla..." dolmuş taşmıştır.
Bir Kemençe Horan Günleri'nde yeni yetişen, ilk gençliklerini süren kemençecileri yarıştırmıştı Görele Belediye Başkanı Tolga Erener. Seçici kurulda Katip Şadi, İbrahim Can, Mustafa Naci Keskin, Hayrettin Günay vardı. İbrahim Can, bana "Nasıl puanlayalım, demişti. Halk Oyunları yarışmalarında seçici kurul üyeliği yapmıştım yıllarca. O dene­yimle kağıda değerlendirme puan çizelgesi yapmıştım. Buna göre puanlamıştık. Dördümüz de yaşı en küçük olan kemençeciyi birinci yapmıştık. Değerli gencimize Belediye Başkanımız Tolga Erener, yapımcı elinden çıkma bir Görele kemençesi armağan etmişti, bize de günün anısına "plaket"...
Sosyal yaşamış üretim, "ekonomi" belirler. 1950'lerde Görele köyleri tarıma, hayvancılığa bağlı yaşam biçimini sürdürür. Başta ürün fındık, darı, fasulye, elma, armut bir de süt, süt ürünleridir. Toprak bolüne bölüne "yeni aile kurmuş"ların geçimini sağlamaz. Okullaşma köylere yayılmıştır. Ya okunacak devlette görev alınacak ya da maden çıkan, kömür çıkan, fabrikası olan illere göçülecektir. Bu seçeneğe 1960'tan başlayarak Almanyalar, dış göç de eklenir. Türkiye değişmekte, değişik iş kolları oluşmakta, üretim tarım toplumundan anamalcı topluma yönelmektedir.
Bu değişimden köylüler en çok etkilenendir. Ya işçi, emekçi olacaklar ya da okuya­caklar "devlet çarkında" görev alacaklardır. "Tarım, hayvan" değişen, çoğalan, gelişen" gereksinimleri karşılamaz durumdadır.
Bu değişimden halk ozanları, kemençeciler de etkilenir. 1930 doğumluları içine alan Katip Şadi kuşağı da etkilenir bu değişimden, toplumsal evrimden; Ahmet Caba astsubay olur. Ahmet Ala İstanbul'a gider işe girer, Belediye'de görevlidir. Sırrı Öztürk ayağı­na gelen "bir şansı" iyi kullanarak İTÜ konservatuvara girer. Sami Günay işçi olarak Almanya'ya gider. Kemal Yılmaz da gurbete çıkar...
Bu kuşaktan yalnız Katip Şadi ile Şenel Dandin kalır Görele'de. Kemençeyle, sanatlarıy­la geçineceklerdir. Düğünler... onların geçim kaynakları da olmaktadır. İkisi direnir sonuna dek. Ama insan gereksinimleri, toplumsal devinim "yalnız kemençeye, sanata bağlı" "geçim"i sarsar. Köylerin boşalması, köyün kente, ilçeye taşınması da bu yıllarla ilgi­lidir. Köyde yaşayanların sayısı git gide azalır. Dahası köy düğünleri azalır, giderek neredeyse ortadan kalkar. Yeni düğün biçimi çıkar ortaya. "Çaşu, salon..." düğünü. Daha ko­laydır. İki üç günlük görkemli düğünlerin yerini üç dört saate sığan beton yapıların duvarları arasında gerçekleşen düğünler alır. Bu düğünlerde kemençeye bile gereksinim duyulmaz kimilerinde. Çalgı toplulukları vardır kemençenin yerine. Horan da, ince oyun da karşılama da gider kemençe yoksa... Bu dönüşüm kemençecilerin, oyunlarımızın, horanları­mızın, türkülerimizin unutulmasına, yeni türkülerin de üretilmesine engeldir.
1970 sonrasında başlayan toplumsal evrim yeni ekinlere dönüşür. Geleneksellik ağır "darbe "alır. 1980 sonrasında iyice ivme kazanır bireysel yaşam; büyük, şişkin yapıların içinde yalnız, tek başına geçim çabaları vardır.

(DEVAMI VAR)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hayrettin Günay --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?