CUMHURİYET HERKESİN HAKKI!...

Bu Pazar günü sınav görevlisi sıfatıyla Gedikkaya Ortaokulu'ndaydım. Koridorda bir panoda, üçüncü sınıf öğrencilerinden birinin cumhuriyet ile ilgili yaptığı suluboya resim dikkatimi çekti… Resimde, önde iki çocuk ellerinde pankart taşıyor; arkadaki çocuklar da bayrak sallıyordu. Pankartın üzerinde şu yazı vardı:
-“Cumhuriyet Herkesin Hakkı!...”
Kendi kendime düşündüm. Cumhuriyet, ancak bu kadar kısa ve net bir şekilde anlatılabilirdi… Sayfalarca kitap okusak, saatlerce nutuk dinlesek, konuşup tartışsak bu üç kelimeden daha güzel cumhuriyeti özetleyemezdik!...
Bendeniz liseyi İmam Hatip'te okudum… Haliyle cumhuriyetle ilgili ilk okuduğum kitaplar muhafazakar kesim tarafından yazılanlar oldu. Ardından Milli Eğitim Bakanlığı'nın ders kitapları ve öğretmenlerimizin konuyla ilgili anlattıkları…
Bu kadar yakın bir tarihin, birbirine bu kadar zıt şekilde anlatılması kafamı karıştırıyordu. Cumhuriyetle ilgili zihnimde yerine oturmayan taşları yerine oturtmak için bulabildiğim başka bir çok kaynaktan Cumhuriyet tarihini okumaya başladım…
Türkiye'de Cumhuriyet nasıl kuruldu? Saltanattan Cumhuriyete uzayan bu uzun yolculuğun hikayesi neydi?
Mustafa Kemal'in, Samsun'a çıkmadan önceki hayatı ve O'nu Samsun yolculuğuna hazırlayan şartlar, Erzurum ve Sivas Kongreleri, Amasya tamimi, Ankara'ya geliş, İstanbul'la ilişkiler, Misak-ı Milli'nin ilamı, Enver Paşa Sorunu, Kâzım Karabekir faktörü, İç İsyanlar, Kurtuluş Savaşı, Sovyetler'le, Amerika ve İngiltere ile ilişkiler, 1921 Anayasası ve Cumhuriyetin ilanı... Hilafet tartışmaları. Mondros'la başlayıp, Sevr'le sonuçlanan bir yıkımın, Mudanya ile Lozan'la noktalanan bir kuruluşun hikâyesi...
Daha da ötesi, Meşrutiyet dönemleri, İttihat ve Terakki, Avrupa'daki ulusçuluk akımı ve imparatorlukların sonu… II.Abdülhamit'in çok zor bir dönemdeki 33 yıllık saltanatı ve bunun sonuçları…
Yazar Dilipak'ın dediği gibi; tarih, övgü ve yergiden ibaret değildir. Dün dünde kaldı... Onların yaptıkları onlara, bizim yaptıklarımız bize…
Dünün bilgi birikimine, belgelerine, tecrübelerine ihtiyacımız var. Bugün bu topraklarda, özgür, mutlu, barış içinde bir arada yaşamak istiyorsak, dünün gerçeğine, geleceğin umuduna, bugünün sorumluluk bilincine muhtacız… Herkes yaşadığı her anın, yaptıklarının ve söylediklerinin, yapıp söylemesi gerekirken, yapıp söylemediklerinin hesabını verecektir.
İstemeye istemeye saltanatı devralan Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'nın yerinde olsaydı, cumhuriyeti ilan etmez miydi? “Tam bağımsızlık” ve “milletin kayıtsız şartsız egemenliği” ilkelerine düşman mı olurdu?
Ya da, Mustafa Kemal, Padişah Vahdettin veya Halife Abdülmecid'in yerinde olsaydı cumhuriyet düşmanı mı olurdu?..
Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'yı tanımıyor muydu, her ortamda alenen beyan ettiği fikirlerinden herkes haberdar iken; O, paşanın nasıl bir düşünceye sahip olduğundan bihaber miydi? Fikrini zikrini bilmediği bir subayı, işgalden kurtuluşun çaresi olabilecek o çok önemli göreve nasıl atadı?...
Sorulacak o kadar çok soru var ki...
Ama artık, o soruların da, verilemeyen cevapların da bir önemi yok…
Çünkü, 29 Ekim 1923'te o yüce Meclis, ilelebet payidar kalmak üzere Cumhuriyeti kurdu zaten!..
Bugün ne dediğimize bakalım:
- İyi ki de kurdu…
Sefasını gayrimüslimlerin sürdüğü, cefasını Müslüman Türk nüfusun çektiği çileli dönemler bitti!..
- Nimetlerin hakça bölüşüldüğü,
- Ayrımcılığın olmadığı,
- İdareye kulluk etme yerine, eşit vatandaşlık hukukunun tesis edildiği,
- Devlet imkanlarının belli bir zümreye değil, milletin tüm evlatlarına açık tutulduğu,
- Beceriksiz iktidarların vesayet kuramadığı,
- Köylünün “efendi” sınıfına çıkarıldığı,
- Her beş yılda bir, iktidar sahiplerinin millete hesap vermesinin sağlandığı, yeni bir dönem başladı o gün…
Bağımsızlık ve özgürlük…
Cumhuriyetin iki büyük fazileti…
Atalarımız bunların kıymetini kaybedince anladılar… Cumhuriyetin değerini anlamak için bizim de, illa bu nimetlerden mahrum kalmamız mı gerekiyor?!..
Bir kere de kaybetmeden değer bilsek!...
Gedikkaya Ortaokulu'ndaki o dokuz yaşındaki çocuğumuzu alnından öpüyor ve tebrik ediyorum… O'nun gibi ben de haykırıyorum:
- Cumhuriyet herkesin hakkı!... Hakkımızı yedirmeyiz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?