KKTC SEÇİMLERİ ÇOK ÖNEMLİYDİ!

KKTC'de yapılan ikinci tur seçimlerinin neticesinde, sayın Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı seçildi. Geçmişte, rahmetli Rauf Denktaş'ı siyasetin dışına iten, Kıbrıs'ta Tek Devletli sistem adı altında Rum Hâkimiyetinin tesisini savunan M. Ali Talât'ın Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan AKP iktidarı, nihayet gerçeği gördü ve çok doğru bir kararla, Kıbrıs'ta İki Devletli çözümü savunan sayın Ersin Tatar'ın yanında yer aldı. Kıbrıs'ta etkin olan sol çevreler ve ne yazık ki, Türkiye'deki sol çevreler, açık ya da örtülü bir şekilde, AB'ye bütünleşmek hayâli adına, Türkiye'nin menfaatlerine aykırı olarak ve Türkiye'ye rağmen, Kıbrıs'ta iki ayrı devlete karşı çıkan Mustafa Akıncı'yı desteklediler. Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türklerinin Türk kimliğini güçlendirmek yerine, KKTC'li gençlere 'Kıbrıslılık Ruhunu' aşılayan programları destekleyen bir Cumhurbaşkanıydı! Ülkemizdeki Sol'un ne yazık ki, Cumhurbaşkanının tercihinin mutlaka aksini savunmak gibi çok vahim bir zaafı var. Hâlbuki, böyle millî meselelerde, ülke menfaatlerinin gereği neyse onu savunmak gerekmez mi? Sayın Erdoğan destekliyor diye, sayın Ersin Tatar'a karşı çıkmak nasıl bir iştir? Bu tarz bir muhalefet vatana ihanete kadar giden savrulmalara da sebep olabilir!
Sayın Ersin Tatar'ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesi önemlidir. Cumhurbaşkanı olduktan sonra verdiği ilk demeçte, şunları söylemekteydi: “Federasyon tezi ölmüştür. Önce Türkiye'yle istişare edeceğim!” Eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın hiçbir zaman bu anlayışta olmadığını ve Rumlara toprak tavizi vermekten yana olduğunu hatırlatalım!
Biz, sayın Ersin Tatar'ın Cumhurbaşkanı adayı olacağından habersiz olarak, 30 Haziran 2019 tarihinde, “KUVVACI BABANIN OĞLU” başlığı altında bir yazı yazmıştık. O yazıda bakınız neler söylemişiz: “Sayın Ahmet Takan, Yeniçağ gazetesindeki 21 Haziran tarihli yazısında, Rauf Denktaş'ın en güvendiği isimlerden biri olan, rahmetli Rüstem Tatar'dan söz etmiş. Rüstem Tatar, Kıbrıs'ta silâhlanarak, Türk köylerine saldıran Rumlara karşı koymak amacıyla, 1950'lerin sonlarında kurulan Türk Mukavemet Teşkilâtı'nın yeminli üyelerinden biri. 22 Mayıs 2019'da KKTC Başbakanı olan Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Ersin Tatar, işte bu Kuvvacı babanın oğlu! Başbakan olduktan sonraki yaptıkları da bir Kuvvacının oğlu olduğunu kanıtlayan işler.
Sayın Ersin Tatar'ın başında bulunduğu KKTC Hükümeti, 1974 yılından bu yana kapalı tutulan Kıbrıs'ın Maraş bölgesini açma kararı aldı. Bu konuda söylediği şu sözler, Kıbrıs'ta temel bir politika değişikliği olduğunu kanıtlamaktadır: 'Maraş bizim topraklarımız içindedir ve orayı koruyan da bizim ordumuzdur. Türkiye'nin bilgisiyle bu yola girilmiştir. Kıbrıs'ta federal zeminli bir anlaşma zemini kalmamıştır. Müzakere masasına oturulacaksa yeni alternatiflerle oturulacaktır. Kıbrıs Türk halkı, hâkimiyet sahibi bir halktır ve iki ayrı devlet temelinde sürdürülebilir bir anlaşma vardır. Bu saatten sonra kimse Kıbrıs Türkünü bir ortaklık cumhuriyetine itemez. Kıbrıs Türkü'nün buna onay vereceğini düşünmüyorum!'
Şu sözler de sayın Ersin Tatar'a ait: 'Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin de hakları vardır. Yavuz ve Fatih gemileri bizim bölgelerimizde araştırma yapıyor. Türkiye hukuk içerisinde hareket ediyor. Rumların bunu hazmetmesi gerekiyor!' Sayın Mustafa Akıncı ise, Türkiye'nin Londra ve Zürih Anlaşmaları ile tanınan garantörlük haklarına karşı çıkan bir anlayışa sahipti!
Hatırlıyor musunuz 'Yes be annem' günlerini? 2004'te, KIBRIS Cumhuriyeti olarak, adanın tümünü temsilen AB'ye katılmasına itiraz edilmeyerek GKRY başımıza belâ edilmişti. Hâlbuki, bu üyelik Londra ve Zürih anlaşmalarına aykırıydı!
Verdiğimiz tavizlerden güç alan ve ABD ve AB'yi de arkasında gören GKRY; KKTC karasularında sondaj çalışmaları yapan Fatih Sondaj gemisi çalışanları için tutuklama kararı çıkartmak cüretini gösterdi! 2004'te Kıbrıs direkten dönmüştü! Rumlar, Annan Plânı ile Türklere verien hakları fazla bulup da reddetmeselerdi, Kıbrıs da, tıpkı Balkanlar ve Adalar Denizi'nideki adalar gibi gitmişti!
KKTC, rahmetli Rauf Denktaş'ın yerine seçilen Mehmet Ali Talât ve sonrasında Mustafa Akıncı ile zor günler yaşadı. Fakat, ne ise ki, bunca bocalamadan sonra sağduyu galip geldi de, yine, iş işten geçmeden rahmetli Denktaş'ın çizgisine dönülebildi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın sözcüsü ve müzakere heyeti üyesi Barış Burcu'nun Yakın Doğu Üniversitesine verdiği master tezinde, 1974 Barış Harekâtı 'Türk işgali' olarak nitelendiriliyor ve 1960 yılındaki garanti sisteminin muhafaza edilemeyeceği savunuluyormuş! Yine aynı zat, Kıbrıs'ın eski garantörleri 'Kıbrıs Kıbrıslılarındır' tezi gereğince, iddialarını geri çekmelidir; prensip olarak hiçbir garantörün müdahale hakkı olamaz diyormuş! Bunları Amiral sayın Soner Polat'ın 18 Eylül 2018 tarihli yazısından not etmişiz!
Kıbrıs'ı Denktaş'tan sonra (sayın Derviş Eroğlu istisna) işte böyle bir anlayış yönetti. Fakat, bu kimliksizlerin yönetimi aynı zamanda âdeta, nelerin yapılamayacağının da görülmesini sağlayan bir laboratuvar çalışması gibi oldu. Sonuç, bir Kuvvacının oğlu bugün KKTC Başbakanı!”
Sayın Ersin Tatar artık KKTC Cumhurbaşkanıdır ve kendisinden beklenen, Türkiye ile birlikte hareket ederek, KKTC'yi bağımsız bir devlet olarak dünyaya kabul ettirmek; bu olmadığı takdirde de Türkiye'yle birleşmektir!
Türkiye, Atatürk'ün ölümünden sonra, Batı ittifakına katılarak, millî politikalar uygulama yeteneğini büyük ölçüde kaybettikten sonra, başına gelmeyen kalmamıştır. Yukarıda söz ettiğimiz üzere, Annan Plânı'nın kabulü de işte bu Batı Rotasındaki dış siyasetin hazin bir sonucuydu. Ancak, AKP iktidarı, büyük bedeller ödememize sebep olan, DENEME-YANILMA gibi bir yöntemle de olsa, nihayet dış siyasette doğru işler de yapmaya başlamıştır. Kıbrıs'taki politika değişikliği, Libya'da yeniden etkin bir konuma gelinmesi, Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımızın kararlılıkla savunulması ve 2009'daki, Azerbaycan'ı küstürmek pahasına Ermenistan'la yapılan o meşûm protokol hadisesinden sonra, şimdi, devletimizin bütün gücüyle Azerbaycan'ın arkasında durulması önemlidir. Bu millî siyasetin sağduyu ile sürdürülmesi dileğimizdir.
Bu satırlarımızla, müzmin muhalifleri kızdırmış olabiliriz. Ancak şunu hemen belirtelim ki, biz hiçbir zaman, bu iktidarın sadık bir tasdikçisi olmadık. İktidarın, Gezi Olayları sırasındaki siyaseti, Suriye siyaseti ve Kanal İstanbul Projesi başta olmak üzere, yanlış bulduğumuz teşebbüslerini eleştirmekten geri durmadık. Geçenlerde TRT Müzik'te, rahmetli Cem Karaca ile yapılan eski bir programı izlemiştik. Bir seyircinin Cem Karaca'ya, siyasî partilere yakınlığı ile ilgili sorduğu soruya verdiği cevap mealen şöyleydi: “Bir siyasî partiye mensup olanlar, iktidar partisinin başarılı işlerini bile eleştirirler. Ben bunu yapamam. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derim. Bu nedenle hiçbir partiye yakınlık duymuyorum.”
Bu anlayışı biz de aynen paylaşıyoruz. Fakat ne yazık ki, Batı hayranı aydınlarımızın, çağdaş bir devlet olmanın yegâne aracı olarak gördükleri Çok Partili Sistem içinde iktidar ve muhalefet olarak paylaştırılan rollerin sahiplerinden bu medenî anlayışı beklemek güçtür. Çünkü bu siyasî sistem uzlaşmazlık ve kavga üzerine kurulmuştur. Ne mutlu bunu görebilene!

NOT: Geçen Cumartesi gecesi TRT Müzik'te, önce Kıraç'ın Kosova/Prizren'deki bir konserini dinledik. Muhteşem bir katılım vardı. Kıraç da harikaydı. Aynı gece saat 10.00'da, her hafta yayımlanan “Gölgeler” programında, bu defa Kıraç'la birlikte Funda Arar'ı dinledik. Büyük usta Neşet Ertaş'ın türkülerini, kendi özgün yorumlarıyla ve mükemmel bir şekilde seslendirdiler. Programı keyifle seyrettik. TRT'nin bu müzik programı, kültürümüze büyük bir hizmettir. Düşüncemiz, bu iki değerli sanatçının Müzik Elçisi olarak dünyanın her tarafına gönderilmeleridir. Tıpkı Barış Manço gibi! Dört bir taraftan kuşatılmak istenen Türkiye, nasıl bir kültüre sahip olduğunu dünyaya tanıtmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?