MİKROP & MİKROP …

Mikropların tarihi diğer canlıların tarihinden epey eskidir…
Yeryüzünde, daha insan yaratılmadan mikropların yaşadığını kanıtladı bilim adamları…
Önceleri bitkilerin, çok sonraları da diğer canlıların bedenlerinde hayat buldular... Çünkü mikroplar cansız varlıkların üzerinde uzun süre yaşam şansı bulamıyor… Tek başlarına , başka canlılar olmadan kendi cinsleriyle hayat kuramıyorlar anlayacağınız…
Yerleştikleri canlıların üzerinde, bir anda milyarlarca çoğalarak güç elde ediyor; kendileri güçlenirken, beslendikleri canlıların hayatını da kabusa çeviriyorlar… Yakınlardaki her canlıya kısa zamanda bulaşarak toplu ölümlere sebep oluyorlar… Aynen bugün olduğu gibi...
Yalnız, benim bu yazıda bahsetmek istediğim mikrop türü daha bir başka!...
Ruh sağlığımızı, sosyal hayatımızı, huzurumuzu tehdit eden başka başka mikroplar…
Bu tür sadece insan bedeninde yaşayabiliyor…
Bulaştığı insanın, kalbini ve beynini ele geçiriyor… Ve o insanda vicdan, merhamet, vefa, hoşgörü, sevgi, saygı adına bir şey bırakmıyor, öldürüyor hepsini!...
Daha sonra da bulaşabildiği herkesin hayatını mahvediyor topyekün…

İnsanların birbirine hastalık bulaştırdığının anlaşılması çok eski tarihlere dayanır.
Hastalıklı birinin, kısa sürede tüm toplumun ölümüne sebep olduğuna dair geçmişte yüzlerce vaka var…
Özellikle orta çağ Avrupası’nda örnekleri çok…
Mikropların “bulaşıcı” özelliğini ve doğurduğu tehlikeyi ilk fark eden Sultan Fatih’in hocası Akşemseddin’dir…
15.yüzyılda “Maddetü-l Hayat” adlı eserinde mikrobu tarif etse de, mikroskopla birlikte gözle görünceye kadar, onun yazdıklarına pek itibar edilmemiş; bu yüzden de mikrobu bulan kişi olarak, Akşemseddin yerine Pasteur literatüre geçmiştir!
Akşemseddin ayrıca, Ortaçağ Avrupası’nın çöküşünü de canlı görmüş, bahsettiğim o diğer tür mikrobun bizim coğrafyamıza bulaşmaması için devlet yöneticilerini bizzat uyarmıştır!...
Belki de bu uyarılar neticesinde Avrupa gerilerken, biz ilerliyorduk!..
Fakat bugün her iki mikrop türü de bizi ciddi şekilde tehdit ediyor… Özellikle ikincisi!
- Binlerce öğrencisi olan bir okul, bu mikrobu taşıyan bir hoca, ya da bir öğrenci yüzünden , insan yetiştiren değil, insan harcayan bir yapıya dönüşebiliyor.
- Binlerce çalışanı olan bir kamu kurumu, bir mikrobu taşıyan bir personel yüzünden hastalıklı hale gelebiliyor, devletin kamburu olabiliyor.
- Milyonlarca liralık cirosu olan bir şirket, mikroplu bir çalışanı sebebiyle bir anda batabiliyor…
- Çok kalabalık ve sağlıklı bir mahalle, mikrop bir komşu yüzünden bir anda cehenneme dönebiliyor…
Normal olmadıklarını bildiğimiz halde, aramızda normalmiş gibi davranan bu tip mikrop taşıyıcıları, şayet zamanında teşhis edip karantinaya almazsak; bedenlerimiz sağlam kalsa da ruhlarımızı kaybedeceğiz...
Popüler kültürün de etkisiyle, yaşamın cazibesine öylesine kapılmışız ki, geçici olarak sahip olduklarımız yüzünden, kalıcı sahiplenebileceğimiz onca güzelliğin üstünü çiğniyor, mikroplara uzun süre yaşayacağı zeminler hazırlıyoruz!...
- Ahlakımızı bozan onlar,
- Dinimizi yozlaştıran onlar,
- Hukuku ayaklar altına alan onlar,
- Cesaretimizi kıran onlar,
- Dünyamızı çekilmez hale getiren onlar,
- Kendi hastalıklı, küçük bedenlerini yaşatmak için, tüm dünyayı yok etmekte bir beis görmeyen onlar!
Eğer aranızda bulaşıcı hastalıklı biri varsa, ne kadar dikkat ederseniz edin, bugün olmazsa başka bir gün size mikrobunu bulaştıracaktır! Bunun olmaması ihtimal dışıdır… Hastalıklı kişiden uzaklaşmanız, bulaşmamaya dikkat etmeniz size sadece zaman kazandıracaktır…
Kalıcı çözüm mikrobun kökünü kazımaktır!
Fiziki görünümlerinin dışında, insani hiçbir vasıf taşımayan bu mikroplarla mücadele etmediğimiz takdirde sonumuz yakın!..
- Hırslarımızdan kurtularak,
- Beslediğimiz kinimizi körelterek,
- Saygısızlığa prim vermeyerek,
- Hoşgörüyü yücelterek,
- Sevgiyi çoğaltarak,
- Sahip olduklarımızı paylaşarak,
- Yardımlaşarak,
- Şu yalan dünyada herkesin eşit ve hür bir şekilde yaşama hakkı olduğunu kabul ederek, mücadeleyi kazanabilir, mikroplardan arınabiliriz!...

- “Benlik” duygusundan sıyrılıp, “biz” gibi hareket ettiğimiz takdirde,
- Sadece doğrunun kapısını açıp, yalana müsamaha göstermediğimiz takdirde,
- İşimizde “liyakati”, ailemizde, ocağımızda “sadakati” şart koştuğumuz takdirde,
- Yetki peşinde koşmak yerine, “sorumluluk” alma ihtiyacı duyduğumuz takdirde,
- Güçlünün değil, haklının yanında olduğumuz takdirde,
- Devletin imkan ve kaynaklarını bu mikroplara teslim etmediğimiz takdirde,
- Kamu görevini ve yetkisini kişisel bir hak gibi görmeyip, ifa edilmesi gereken vicdani bir vazife gibi yürüttüğümüz takdirde,
- Mikroplara “mikrop” muamelesi yaptığımız takdirde, salgın tehdidinden kurtulabileceğiz!...
Son söz;
- Maske takmak,
- Mesafeli durmak, sosyal hayatımıza, ruhumuza bulaşan mikroplar için kalıcı bir çözüm değildir…
- Bu tür mikropların kaynağını kurutmak, en doğru yoldur… Aşısı da çoktan bulunmuştur… Yeter ki isteyelim!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?