KATİP ŞADİ’NİN ARDINDAN (1)

1938 doğumludur. Derekuşçulu köyündendir. Kemençeyi, türküleri "Picoğlu Osman'ın" plaklarını dinleye dinleye sevmiştir. Plaklarındaki türküleri söylemeye başlamış, Picoğlu gibi kemençe çalmak, türkü söylemek düşüncesi, düşü içinde çocukluğunu geçirmiştir.
Bu büyük düş onu kemençeye yöneltmiş, kemençe çalma yeni türküler üretme düşleri kur­muştur. Katip Şadi, küçük yaşta tutulduğu Picoğlu plaklarını dinleme tutkusunu yaşamı bo­yunca sürdürecektir.
Katip'in kemençe tutkusu, türkü tutkusu kendinden yaşça büyük arkadaşının, köylüsü­nün gözünden kaçmaz. Bu arkadaşı erikten, kirazdan... kemençede yapmaktadır. Yaptığı bir kemençeyi Katip'e armağan eder, onun kemençe ilgisini somutlaştırır. Bir kemençesi vardır. Başlar kendi kendine yay sürtmeye, parmak vurmaya, türkü söylemeye. Çevresinde birçok kemençeci vardır. Onların çalışlarını, söyleyişlerini gözler; dinler, onlara öykünmeye başlar. Yalnız kemençecileri değil düğünlerdeki davulcuların, zurnacıların çalışlarını da inceler, onlar gibi çalmaya çalışır arkadaşının armağanı kemençesiyle.
İlk ustasının Picoğlu plaklarını vurguladığımız Katip Şadi'nin yakınında Kemençenin en büyüklerinden Durkaya (Kemal İpşir) vardır.
Katip Şadi Durkaya'nın "çırağı" olur. Ozanlık geleneğimizdeki önemli yetişme süreçlerinden biri olan "usta - çırak" ilişkisi içinde kemençeyi öğrenir, düğünlere gitmeye başlar. Eline düğün için kemençeci parası, sevinmelik derken üç beş kuruş geçmeye başlar. Geçimini kemençeci olarak sürdürür. Yaşamını tümden kemençe üstüne kurur. Yaşamı; elinde kemençesi Görele'de düğünlerde, şenlik­lerde, yayla yollarında, bayramlarda, büyük kentlerde çalgılı ortamlarda, gazinolarda, der­nek gecelerinde, geleneksel büyük yayla şenliklerinde, otçularda geçer.
Görele dışında Trabzonlarda, Rizelerde, Giresunlarda, Ordularda, Samsunlarda, Ankaralarda, Bursalarda, İstanbullarda, Almanyalarda, Avrupalarda kemençe çalar, türkü söyler, ho­ran oynatır.
Ankaralılara, Ankara havalarını dinletmiştir. Yurdumuzun dört bir ya­nından kendi sevdiği, sevilen türküleri her ortamda kemençeyle çalmış söylemiş, kemençeyle yalnız " Karadeniz havaları çalınır" anlayışını yıkmıştır.
Katip Şadi 1955 sonrasında o yılların Görele otellerinde çok sayıda konuklara, ya­bancı gezginlere de kemençe çalmıştır. Bunların kimileri halkbilim araştırmacısı ya da müzik araştırmacısıdır. Bunlar eliyle birçok kemençe türkü "kaydı" dünyanın saygın mü­zik, konservatuvar belgeliklerinde durmaktadır.
Görele'de kemençe kuşaklarıyla ilgili bir yazıda 1930'lu yıllarda doğanları bir kuşak olarak değerlendirmiştim. Katip Şadi bu kuşaktandır. Bu kuşağın özelliği plak­lardan Picoğlu Osman'ı dinlemeleri yanında dönemin çok önemli, özgün kemençecileri Hacı- Ali Özdemir'i, Durkaya'yı, Karaman'ın... dinleyerek, onlara özenerek, onların yolundan yü­rüyerek kemençe öğrenmeleridir. Ahmet Ala, Ahmet Caba, Kemal Caba, Katip Şadi, Sırrı Öztürk Sami Günay, Şenel Dandin .... Sabri Özdemir, Nazmi Özdemir, Hüseyin Özdemir, Kemal Yılmaz... bu kuşağı oluşturur. Tümü de kendine özgü çalışı söyleyişi olan, doğaçlaması olan, Göre­le ezgilerinin tümünü çalan, başka bölgenin türkülerini, ezgilerini de yeri geldiğinde ça­lan... Bir kuşaktır bu.
Katip Şadi tartışmasız, yorumsuz bu kuşağın en önemlisi, en ünlüsüdür. En üretkenidir. Yalnız Görele'de değil bölgemizde de en çok örnek alınanı, en çok etkileyenidir. Görele'de olduğu gibi Görele dışında da Katip Sadi'yi örnek alarak kemençeye başlayan, Ka­tip Sadi'yi "usta", "öğretmen", "hoca" belleyen birçok kemençeci yetişmiştir.
Katip Şadi kemençeyi Durkaya'dan öğrenenlerin en önemlisidir. Durkaya biçemi içinde kendine özgü nice çalış biçimleri, süslemeleri vardır. Durkaya türkülerinin birçoğunu da kendine özgü yorumlamış? türkülere, ezgilere yeni sözler yazarak geleneksel türküleri evrimleştirmiş, yenileştirmiş, yaşadığı döneme uydurmuştur.
Doğaçlama yeteneği çok iyidir. Halk ozanlarının en önemli özelliği olan doğaçlama Katip Şadi'nin de önemli özelliklerindendir. Gittiği düğünlerde horan oynatırken söy­lediği dörtlüklerin çoğu doğaçlamadır. O anki duruma göre, oynayanlara göre, kimileri de oynayanların adını kullanarak türkü atar.
Sevinmelik almak için söylediği türkülerde horancıların çoğunun adını söyleyerek türkü atar, onları sevinmelik vermeye yönlen­dirir. Atalık horanında damadın, kaynananın, kaynatanın, onların yakınlarının, dayıların, emilerin, teyzelerin adlarını söyleyerek, onların adına uygun uyaklarla dörtlükler oluştu­rarak sevinmelik ister.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hayrettin Günay --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?