BIRAKIN “KARŞILAMAYI” BAŞKASI OYNASIN!...

Cenab-ı Allah bize öyle güzel, öyle zengin bir memleket bahşetmiş ki...
O güzelliklerin, o zenginliklerin hangi birisini sayalım…
- Dört mevsim yeşilliği,
- Denizi, pınarı, akarsuyu,
- Dağı, tepesi, yaylası,
- Her yerinin eşsiz manzarası,
- Bin bir çeşit sebzesi, meyvesi,
- Fındığı, çayı, lahanası, peyniri, tereyağı…
Say da say…
İki ay gurbette kalınca fark ediyoruz her şeyi… Burnumuzda tütüyor, paraya değişmiyoruz bu zenginliği…

Doğankent'te hidroelektrik santralı inşaatında çalışan bir Japon'un şu değerlendirmesi aklımdan çıkmıyor:
- “ Karadeniz toprakları, Japon nüfusunun iki katını rahat besler!”
Doğru söze ne hacet… Peki, gerçekten de bu kadar verimli ve her yönüyle zengin olan bu toprakları “emanete hıyanet” etmeden kullanabiliyor muyuz?..
Kavaklar Mahallesi Yüzbaşı Suyu'nda oturduğum sitenin temeli atılırken gözlerimle şuna şahit oldum:
- Arsanın içinde ne kadar kaynak suyu varsa, köreltip, kanal ve borularla kanalizasyon sistemine bağladılar!...
- Bu işi sadece o inşaatta yapmadıkları belli… Çünkü kırk yıl önceye kadar Giresun, lezzetli pınarları ile ünlüydü… Nerede şimdi o pınarlar, o canım kaynak suları? İçinde enva-i çeşit balıklar yaşayan dereler, obuzlar… Her dağın, tepenin üstünde gelinlik gibi duran gür gür ormanlar…
Maalesef, biz Giresun'lular bütün bu zenginliklerin kıymetini bilemedik, koruyamadık… Her tarafı çöplüğe çevirdik!..
Ecdadın mirasına, emanetine hıyanet ettik…
Sel afetinde dağlardan kolayca sıyrılıp, aşağıda balçığa dönüşen topraklarda payımız yok mu? O toprakları tutacak ağaçları niye kestik, kökleri niye kuruttuk?
Dere yataklarını sakıncalı olduğunu bile bile niye talan ettik?
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir de üstüne, birbirimizle didişip, kişisel çıkarlarımız için bu güzel memleketin istikbali ile oynamaktan geri kalmıyoruz!...
Bi türlü takım olamıyoruz... İki başımız bir kazanda kaynamıyor!...
Memleket menfaati söz konusu olunca, komşularımızda tüm akan sular duruyor... Herkes kişisel düşüncesini, egosunu bir tarafa bırakıp, memleketi için el ele veriyor...
Bizde ise, böyle bir durumda kişisel hırslarımız her şeyin önüne geçiyor, adeta gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır oluyor... Memleketi görmüyoruz, memleketi duymuyoruz...
İki ayrı kişiliğe bürünüp, perdenin önünde başka, arkasında bambaşka bir hal alıyoruz...
Eğer bu cennet şehrin kalkınmasını, gelişmesini istiyorsak;
- Bağcının peşini bırakıp, üzümü toplama derdine düşmeli,
- Gol kralı olmak yerine takımın şampiyonluğunu düşünmeliyiz...
- Gündelik, kişisel çıkarlarımıza, canım memleketin istikbalini heba etmemeliyiz…
- Giresunlunun ortak menfaati söz konusu olduğunda, kendimizi değil, toplumun bütününü görebilmeliyiz… Birbirimizi kıskanmayı, köstek olmayı, ayağını kaydırmayı bir kenara bırakıp, sevmesek bile, bu memleket için çalışan, ter döken herkesin her daim yanında olmalıyız!...
Ey Giresun'lular!
- Birbirimizle karşı karşıya değil, yan yana gelmek zorundayız!...
Artık, teke tek karşılama oynamayı bırakıp; el ele vererek, ritim bozmadan hep birlikte cümbür cemaat “horona” tutuşma zamanı...
“Giresun karşılamasını” değil, “Giresun horonunu” sahiplenmeliyiz!…
Bırakın, karşılamayı başkası oynasın!... Kolbastı onların olsun!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Osman Kale - Hocam size canı gönülden katılıyorum. Giresunlu ve Sokakbaşılı olarak birbirimizden çektiğimizi kimseden çekmiyoruz. Bir Yeşilgiresun Gazetesi yazarı olarak bunlar çok zoruma gidiyor, el ne der diye yaşayan insanlarımız hala o demiş bu ne yapmış dedikodularının peşindeler. Son 50 yılda ne hale geldik. Çok ama çok üzülüyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Ekim 21:23


Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?