Sevdiğim Romanlara Dair-2

Konu roman olunca ne söylenecek söz biter ne de yazılacakların sonu gelir. Ancak biz adını 'Sevdiğim Romanlara Dair' verdiğimiz ve şimdilik bir üçleme olarak tasarladığımız bu çalışmamızda üzerimizde izler bırakan romanların giriş cümlelerinden örnekler sunmaya devam ediyoruz.
İzleyeceğimiz yolsa şu şekilde olacaktır: Cümlelerin hangi romanlardan olduğu hemencecik söylenmeyecek, yazının nihayetinde gerekli kaynakça sunulacaktır.
“Ne zaman içim daralsa, niçin buraya geldiğimi hatırlatıyorum kendime. Bıkıp usanmadan tekrar ediyorum, kafamda hiçbir şüpheye yer kalmasın diye: 'Aynalar şehrine geldim çünkü benden evvel yazılmış bir hikâyenin içindeyim. Aynalar şehrindeyim çünkü kim olduğumun peşindeyim.'”38
“Sofranın çevresinde yedi kişi idiler.”39
“Kendi hayatımın kahramanı olacak mıyım, yoksa bu mertebeyi bir başkası mı alacak, bunu şu sayfaların göstermesi gerekiyor. Hayatıma, hayatımın başlangıcından başlamış olmak için bir cuma gecesi, saat tam on ikide doğduğumu belirteyim.”40
“Güzel Seniye,
Anladım ki ilk adımı ben atmazsam, aramızdaki sükût heyulasını devirmek için daha birçok yıllar geçse, gene senden en ufak bir hareket göremeyeceğim.”41
“Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım.”42
“Dördüncü sınıftaydım. Yaşım on iki kadar olmalıydı. Fransızca muallimimiz Sör Aleksi bir gün bize yazı vazifesi vermişti. 'Hayattaki ilk hatıranızı yazmaya çalışın. Bakalım neler bulacaksınız? ..' ”43
“Daha genç ve kırılgan olduğum yaşlarımda babamın verdiği bir öğüt, o günden beri aklımdan hiç çıkmaz. 'Birisini eleştirmeye kalkıştığında,' dedi bana, 'şu dünyada her insanın senin sahip bulunduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını hiç aklından çıkarma.'”44
“Hayal gücümün geniş olduğunu söylerler. 'Saçmalıyorsun!' demenin şimdiye kadar icat edilmiş en ince yoludur bu.”45
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım. Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak.”46
“Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum.”47
“Nedensiz ne kendim ne de başkası için bir çıkar beklemeden, çıkar ve anlayıştan daha güçlü olan bir ihtiyacın etkisi altında; önümde beni kışkırtır gibi bekleyen bu kâğıdın üzerinde mürekkep izleri bırakınca, kendi kendime yaptığım acı konuşmaların yazılmışı kalır da kıyamet gününde-eğer olursa- bir karara varılır ümidiyle hikayemi yazmaya başlıyorum.”48
“Beni en çok suçtan arınmışlığım tedirgin ediyor.”49
“ 'Tam zamanı, koridorda ayak sesleri duyabilirim şimdi,' dedi Bernard içinden.”50
“Mümtaz, ağabeyi dediği amcasının oğlu İhsan'ın hastalığından beri doğru dürüst sokağa çıkmamıştı.”51
“Memidik söğüt yaprağı bıçağını olanca hızıyla kınından çekti, bıçak ay ışığında bir şimşek mavisinde balkıyarak havada geniş bir yay çizdi.”52
“Hikayemin başladığı ana kadar silik, cansız bir Hariciye memuru idim.”53
“İsteğinize boyun eğiyorum. Onun bizi sevdiğinden daha çok sevdiğimiz kadının ayrıcalığı, bize sağduyunun kurallarını boyuna unutturmaktadır.”54
“'En usta ağızlarda bile yalan uzun bir nefesten mahrumdur. İnandırma gayretinin en fazla olduğu anlarda bile cümleler kısalır.' Cümleleriyle başlamak yerine Peyami Safa, 'Yalnızız' romanına söyle bir girişi daha uygun bulmuş olmalı ki roman; 'Karanlıkta gözlerini görememişti. Sesi titrekti. Kelimelerde üflenen bir mum alevinin sönmeden evvelki çırpınışı vardı.'”
“Temmuz başlarında çok sıcak bir gün, akşama doğru, genç bir adam 'S….' Sokağındaki bir pansiyonda kiraladığı küçük odasından çıktı ve ağır, kararsız adımlarla 'K….'Köprüsü'ne yöneldi.”56
“Gürültü istemiyorum. Düşüncelerim bile süzülür gibi gelişsin. Kulak zarlarımı delen elektriğin arasız akımını anca böyle yenerim.” 57
“Joana carda karaağaç dalıyla toprağı kazıyınca Cerbere'nin bütün köpekleri havlamaya başlayıp yöre sakinlerini dehşete düşürdü, çünkü çok eski zamanlardan beri, hep sessiz olan bu köpeklerin havlamaya başlamasının, evrenin sonuna yaklaşıldığının işareti olacağına inanılmaktaydı.” 58
“Kamlançu ülkesine bahar gelip de kuşlar ötüşmeye başlayınca, ağaçlarda ve yerlerde çiçekler açınca Yüzbaşı Burkay yine o büyük çam ağacının yanına geldi. Parlak bakışlı, ay yüzlü kızı orada gördü. Yüreğine od düştü.”59
“Sarı ışık yandı.”60
“Albay Aureliano Buendia, yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı.”61
“1625 yılı Nisan ayının ilk pazartesi günü, Roman de la Rose'un yazarının doğduğu Meung kenti Heguenot'lar sanki ikinci bir Rochelle vakası için geri gelmişlercesine, yeniden bir devrimci kalkışmaya sahne oluyor gibiydi.”62
“Bundan üç yüz kırk sekiz yıl, altı ay ve on dokuz gün önce, Parisliler Cite, Üniversite ve Kent'in çevrelediği üçgenin içinde hep bir ağızdan çalınan çanların gürültüsüyle uyandılar.”63
“Aksaray caddesindeki sel ızgaraları hakkında eski bir söylenti, adeta birkaç yılda bir büyük fırtına ve yağmurlarla yenilenen bir efsane vardır.”64
“Drina, daha çok, sarp dağlar arasındaki dar boğazlarda ya da derin uçurumlar içinde akar.”65
“Mum, isterse gecenin ikisinde sönsün, isterse o saatte kar fırtına birbirine girmiş olsun, kan uykusundaysa bile kalkıp yeniden yakmak görevi hacı Arif beye verilmişti.”66
“Sarkaç'ı o zaman gördüm. Küre, koro yerinin tonozuna tutturulmuş uzun bir telin ucunda, devingen, eşzamanlı bir görkemle geniş salınımlar çiziyordu.”67
“Nöbetçinin haberi üzerine gözetleme yerine gelen Tabur Kumandanı Binbaşı Talat, boynunda asılı dürbününü gözlerine yaklaştırdı. Kurşun rengi gökle maviliğin kesiştiği yerde, önde gambotlar, arkada zırhlılar dumanlarını savurup, hafif dalgalı denizi yararak geliyorlardı.”68
“Yemen Çölü; nasıl bir ölü uykusundasın ki bunca şehidin kanı seni yeşertemedi. Anaların, gelinlerin ve nice yetimlerin ıssız yerlerde döktükleri gözyaşları yağmur olup üzerine yağsaydı, bağrından ormanlar fışkırırdı.”69
“İlimler Akademisi'nin antik çağ bazilikalarından bozma kütüphanesinin kalın duvarlarından sızan ışıklara Dicle'nin serin rüzgarlarıyla birlikte top sesleri de karışmaya başladığında kalbi duracak gibi olmuştu.”70
“Bu güncenin konusunu oluşturan ilginç olaylar 194…'te Oran'da meydana geldi. Genel düşünceye göre biraz sıra dışı olduğundan bu olayların geçebileceği yer burası değildi. İlk bakışta Oran gerçekten de sıradan bir kent, Cezayir'in bir Fransız ilinden başka bir şey değildi.”71
“Stockholm'de dokuz yıldır politik mülteci olarak yaşamakta olan Sami Baran, cinayet tohumunun ilk kez içine düşeceği o salı akşamından yedi gün önce, karanlık ormanların içinde kıvrıla kıvrıla giden buzlu yolda araba sürmekteydi.”72
“Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama itham eden kişi, bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?”73
“Taşta kan vardı, gökyüzünde dolunay, bahçede toprak kokusu. Ürkütücü bir serinlik içinde yüzüyordu ağaçlar. Kış güllerinin katmerleşme vaktiydi, nergislerin tazelenme demi.”74
“On sekizinci yüzyılda fransada, dahi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan bu dönemin en dahi ve en iğrenç kişilerinden biri sayılması gereken bir adam yaşadı.”75
“Yatağın başından ucuna kadar uzanan mavi damalı yorganın engebeleri, gölgeli vadileri ve mavi yumuşak tepeleriyle örtülü tatlı ve ılık karanlıkta Rüya yüzükoyun uzanmış uyuyordu.”76
“ 'Bir bin…' sessizlik… 'İki bin …' kraterlerin sessizliği… 'Üç bin…' mutlak sessizlik…” 77

Meraklısı için…
38 Şehrin Aynaları 39 Mai ve Siyah 40 David Copperfıeld 41 Yaşayan Ölü 42 Kürk Mantolu Madonna 43 Çalıkuşu 44 Muhteşem Gatsby 45 Bit Palas 46 Yabancı 47 Çavdar Tarlasında Çocuklar 48 Derviş ve Ölüm 49 Bin Hüzünlü Haz 50 Kalpazanlar 51 Huzur 52 Ölmez Otu 53 Ateşten Gömlek 54 Vadideki Zambak 55 Suç ve Ceza 57 kırk yedi'liler 58 Yitik Adanın Öyküsü 59 Ruh Adam 60 Körlük 61 Yüzyıllık Yalnızlık 62 Üç Silahşor 63 Notre Dame'ın Kamburu 64 Şıpsevdi 65 Drina Köprüsü 66 Karanlıkta Mum Işığı 67 Foucault Sarkacı 68 Çanakkale Mahşeri 69 Yemen 70 Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk 71 Veba 72 Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm 73 Sultanı Öldürmek 74 Bab-ı Esrar 75 Koku 6 Kara Kitap 77 Rüya.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?