12 ADALAR'I NASIL KAYBETTİK? (3)

Konunun tartışıldığı açık oturumlarda ve makalelerde, genellikle hep, Uşi Antlaşması ile Lozan'ın karıştırıldığı; Adaların kaybının 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile bir ilgisi olmadığı iddia edilir. Hâlbuki, önceki yazımızda da değindiğimiz üzere, sayın E.Büyükelçi Sermet Atacanlı'nın da belirttiği gibi, İtalyanların işgal ettikleri Rodos, Meis ve 12 Adalar'ın, 18 Ekim 1912 tarihli Uşi Antlaşması ile Osmanlı'ya iadesi kararı alınmış, fakat, Trablusgarp'taki Türk direnişinin sürmesi nedeniyle İtalya işi ağırdan almış; Osmanlı Devleti de, Yunanistan'la devam eden harp sebebiyle, bu adaların işgal edileceği endişesi ile, adaların teslimi işinin uzamasını arzu etmişti. Nitekim, Yunanistan, Balkan Harbi sırasında, Adalar Denizi'ndeki Rodos ve 12 Adalar dışındaki bütün adaları işgal edecektir!

İTALYANLAR ADALARI BİZE GERİ VERECEKLERDİ!
Uşi Antlaşması'nın 2. Maddesine göre, İtalya; Rodos ve 12 Ada'dan askerlerini, Osmanlı Devleti ise, Trablusgarp ve Bingazi'deki askerleri ile mülkî memurlarını geri çekmeyi taahhüt ediyorlardı. 9 Eylül Üniversitesi'nden sayın Yeter Menteş'in belirttiğine göre, Yunan donanmasının 20 Ekim 1912 ve 20 Aralık 1912 tarihleri arasında Taşoz, Semadirek, Limni, Bozcaada, Gökçeada, Bozbaba, İpsara, Midilli, Sakız ve Ahikerya Adalarını, 15 Mart 1913'de de Sisam Adası'nı işgal etmesi üzerine, Rodos ve 12 Ada'nın da işgal edileceğinden endişe eden Osmanlı Devleti, Balkan Harbi sona erip, Yunan Hükümeti ile barış antlaşması imzalanana kadar adaların İtalyan işgalinde kalması için İtalya ile gizli bir antlaşma yapmıştır. Yine sayın Menteş'in belirttiğine göre, Birinci Dünya Harbi'nin başlangıcında tarafsızlığını ilân eden İtalya, daha sonra İtilâf Devletleriyle anlaşarak Osmanlı Devleti'ne harp ilân etmiş ve 22 Ağustos 1915'te, Uşi Antlaşması'nın kendisine yüklediği yükümlülükleri feshettiğini ilân etmiştir.

FATURAYI YİNE ABDÜLHAMİD'E KESİYORLAR!
Adaların nasıl kaybedildiği günümüzde yoğun bir tartışma konusu. Habertürk TV'de Prof. Ergün Aybars'ı dinliyoruz. “Adalar Denizi'ndeki adaların kaybının sorumlusu donanmayı çürüten Abdülhamid'dir” diyor!
İnsaf! Abdülhamid 23 Temmuz 1908'de Meşrutiyetin ilânı ile, artık bir gölge padişahtı. 31 Mart 1909 İrtica Ayaklanması'ndan sonra da tahttan indirilerek Selânik'e sürgüne gönderilecektir. Balkan Harbi ise Ekim 1912'de çıkmıştır. 1908'i esas alırsak 4 yıl sonra! Bu süre zarfında Abdülhamid'İ devirenler ne yapmışlar diye sormak gerekmez mi? Bu süre zarfında ne oldu da, güçlü Osmanlı Kara Ordusu Balkan Devletleri önünde bozguna uğradı? Olan şuydu: Orduda ve devlette otorite kaybolmuştu! Falih Rıfkı Atay, “Çankaya” kitabında, Cemiyet üyesi bir teğmenin, cemiyete üye olmayan bir yarbaya selâm vermediğini yazar! Ayrıca, II. Meşrutiyetin ilânını takip eden 5 yılda tam 7 Sadrazamın değiştiğini de hatırlatalım! Fazla söze gerek var mı?
Donanmanın çürütülmesine gelecek olursak: Sultan Abdülhamid'in karşı çıkmasına rağmen, Darbeci Paşaların baskılarıyla girdiğimiz 1877-78 Türk-Rus Harbi'ni kaybetmiştik. Rusya galip devletti ve Karadeniz'de güçlü bir donanma istemiyordu. Keza İngiltere de öyle! Buna karşılık, Sultan Abdülhamid Kara Ordusunu güçlendirdi. Bu ordu, 1897 Yunan Harbi'nde büyük bir zafer kazandı. Ancak Meşrutiyet'ten sonra devletin içine sürüklendiği zaaf nedeniyle, Balkan Harbi'nde büyük bir bozgun yaşandı. Bu bozgunun bir nedeninin de, büyük devletlerin bize, 'Balkanlarda ıslahat yapın' baskıları nedeniyle, bir jest olarak, Balkan Harbi öncesinde, 70 bin askerin terhis edilmesi olduğunu belirtelim! Bunlar da mı Abdülhamid'in suçu?

12 ADALAR LOZAN'DA KARARA BAĞLANDI
Tarihimize bakışımız hep siyasî bakışımızın etkisinde kaldığı için son derece sorunludur. 12 Adalar konusunda da bu böyledir. İktidar yanlıları '12 Adalar'ı Lozan'da kaybettik' diyorlar; muhalifler ise buna şiddetle itiraz ediyorlar. Hâlbuki, iki taraf da haklı!
Açıklayalım: Rodos, Meis ve 12 Adalar'ı, Trablusgarp'tan vazgeçmemiz için, bize baskı yapmak amacıyla İtalya işgal etmişti. İtalya Adalar'ı bize geri verecekti. Fakat araya I. Dünya Harbi girdi. Harbin başlangıcında tarafsız olan İtalya, 1915 yılında İtilâf Devletlerinin safında harbe girdi. Biz ise 1914 Sonbaharında Almanya'nın safında harbe girmiştik. Yani İtalya ile ayrı saflardaydık.
İtalyan işgalinde olan fakat hukuken bize ait olan ve Uşi Antlaşması ile de bize bırakılması kararlaştırılan 12 Adalar'ın durumu harbin sonuna kaldı. Geçen yazımızda değindiğimiz makalesinde, E. Büyükelçi sayın Sermet Atacanlı'nın da belirttiği gibi, 12 Adalar konusu hukuken Lozan'da karara bağlandı.
İtalyanlar tarafından 1912'de işgal edilen fakat hukuken Osmanlı toprağı olan Rodos, Meis ve 12 Adalar konusu, Lozan'da yapılan barış görüşmelerinin 31 Ocak 1923 tarihli oturumunda, İtilâf Devletleri tarafından, Taslak Antlaşmanın 15. Maddesi olarak ortaya kondu. Sevr Antlaşmasının bir adaptasyonu olarak hazırlanan bu maddeye göre, Menteşe Adaları (Rodos, 12 Ada ve Meis) İtalya'ya veriliyordu. Taslak Antlaşmaya, 4 Şubat 1923'te Türk Heyeti tarafından verilen cevapta, 15. Maddenin kabul edildiği bildirilmiş, ancak itiraz edilen maddeler dışındaki diğer meseleler üzerinde mukabil teklifler yapma hakkının saklı tutulduğu belirtilmiştir. Ne var ki, İtilâf Devletleri tarafından bu ifadelerden, 15. Maddenin kabul edildiği anlamı çıkarılır! Prof. Şerafettin Turan, bu tutumun, konferansın ikinci safhasındaki çetin mücadeleye rağmen, Rodos ve 12 Ada ile birlikte, Meis Adasının da kaybedilmesine sebep olduğunu ifade etmektedir. Lozan'ın 12. Maddesiyle Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan adaları Türkiye'ye bırakılmaktaydı. Yeter Menteş'in belirttiğine göre, Türk Heyeti'nin, Lozan Konferansı'nın birinci kısmının sona ermesinden sonra, Türkiye'ye dönmesini takiben, 21 Şubat 1923'de TBMM'de yapılan gizli oturumda, İsmet Paşa tarafından, Menteşe Adaları ile ilgili olarak yapılan konuşmada şu açıklama yapılmıştır: “Arazi mesaili olarak İtalyan işgali altında bulunan 12 Ada mesaili vardı ki, konferansta mevzuu bahis olmadı. Esasen işgalleri altındadır. Bu kendileri için olmuş, bitmiş bir meseledir. Müttefikler arazi meselesinde Adalar, Suriye hududu ve Musul meselesini yekpare bir mesele olarak bize tasdik ettirmek istediler. Fakat biz bütün kuvvetlerimizi birisi üzerine, bir mesele üzerine temerküz ettirmek için diğer meselelere temas etmeksizin yalnız Musul meselesi üzerine teksif ettik.”
Lozan Barış Konferansı'nın görüşmelerinin ikinci safhasında Meis Adası ile ilgili uzun ve çetrefil müzakereler yapılmış fakat karşımızdakileri yumuşatmak mümkün olamamıştır. Bu antlaşmanın 15. Maddesi ile, Rodos, Meis ve 12 Adalar İtalya'ya bırakılmıştır. Diğer taraftan, antlaşmanın 12. Maddesiyle, antlaşmada aksi öngörülmediyse, Asya kıyılarına 3 milden daha yakın olan adalar Türkiye egemenliğine bırakılmıştır.
Özetle söyleyecek olursak: Rodos, Meis ve 12 Adalar 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ile nihaî karara bağlanmış; zaten İtalyan işgalinde bulunan bu adalar hukuken de İtalya'nın olmuştur. Fakat İtalya II. Dünya Harbi'ne katılarak mağlup olunca, 10 Şubat 1947 tarihindeki Paris Antlaşmasıyla adalar Yunanistan'a verilmiştir. Lozan'ın suçlanmasına gelecek olursak: Bunu yapanlar, Sevr'le Lozan'ı yan yana koymalıdırlar. Lozan devletimizin tapu senedidir. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki, daha tecrübeli diplomatlara sahip olsaydık, Lozan'da daha büyük başarılar elde edebilirdik. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?