12 ADALAR'I NASIL KAYBETTİK? (2)

TRABLUSGARP'IN KAYBEDİLMESİ
Bugün birçoklarının bir 'Devrim' olarak kutladıkları 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilânı, Osmanlı Devleti için, SONUN BAŞLANGICI olmuştur. 31 Mart 1909 irtica Hareketi nedeniyle, Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilerek Selânik'e sürgüne gönderilmesinden sonra olaylar hızla gelişir. Gözünü Trablusgarp'a dikmiş olan ve bunun için fırsat kollayan İtalya, devletin içine sürüklendiği istikrarsızlıktan istifade ile Trablusgarp'a asker çıkarır.
Raif Karadağ, Trablusgarp'ın İtalyanlar tarafından işgalinin perde arkasını şöyle anlatır: “İngiltere ile rekabet için, Akdeniz'de bir donanma bulundurmaya başlayan Almanya, donanması için bir üs aramaktaydı. Bunun için, 1911 yılında Alman İmparatoru, Trablusgarp'a kalabalık bir heyet gönderir. Bu heyetin içinde, askerlerin yanında jeologlar da bulunmaktadır. Almanya Orta Doğu'dan başka, Kuzey Afrika'da da petrol aramakta kararlıydı! Bu durum İngiliz İmparatorluğunu telâşa düşürüyordu. İşte böyle bir zamanda İtalyan donanması aniden Trablusgarp önlerinde göründü. Bu baskın, İngiliz diplomasisinin başarı hanesine kaydedilecek bir olaydı. Zira, İtalyanlar Kızıldeniz sahillerinde müstemleke talep etmişlerdi. İtalyanların istediği bu müstemleke ise İngilizlerin elinde bulunan Mısır'ı tehdit edecekti! Hâlbuki, Trablusgarp'ta Türkler vardı! İngiltere, İtalyanların Trablusgarp'ı ele geçirmelerine ses çıkarmadı. Fakat umulmayan bir şey oldu ve Türkler Trablusgarp'ta müthiş bir direniş gösterdiler! Bu direnişi kırmak için yeni bir cephe açılması gerekiyordu. Balkan Devletleri ayarlanarak Osmanlı'ya saldırtıldılar” (“Petrol Fırtınası”, s. 101)!
Trablusgarp'ın işgalinde, İngiltere devrededir! Balkan Harbi'nde de İngiltere yine devrede olacaktır! İtalyanlar, İngiltere'nin Trablusgarp'ın işgaline İngilizlerin seyirci kalacağını anlayınca, Meşrutiyetin ilânını takiben Osmanlı Devleti'nin içine sürüklendiği zaafı da değerlendirerek harekete geçtiler.
TRABLUSGARP'TAKİ KUVVETLERİMİZ YEMEN'E KAYDIRILMIŞTI!
1910'da, Roma sefirliğinden Sadrazamlığa getirilen İbrahim Hakkı Paşa, Trablusgarp'taki Kuvvetlerimizin Komutanının, İtalyan Tehdidi konusundaki uyarılarına rağmen, Yemen'deki isyan gerekçesiyle, buradaki tümeni Yemen'e kaydırır. Bu oldukça tuhaf bir durumdur. Trablusgarp artık savunmasızdır! Hâlbuki, Sultan Abdülhamid, İtalya'nın Trablusgarp ve Bingazi'ye olan ilgisinin farkındaydı ve gereken tedbirleri almıştı. Abdülhamid, 'Sunusîler harekete geçirilip örgütlenebilirse, Trablusgarp elimizde kalabilir' diye düşünmekteydi. Nitekim, bu doğrultuda teşebbüslerde bulunmak üzere, Arapçayı iyi bilen Sadık Müeyyed Paşa'yı hediyelerle Sunusîlere gönderir. Paşa, Sunusîleri devlete bağlar. Fakat, Abdülhamid tahttan indirildikten sonra, İttihatçıların, Trablusgarp'a silâh yığınağı yapan ve sahilde Hamidiye karakolları açan Abdülhamid'in politikasının tersine, buradan Yemen'e kuvvet kaydırarak, direniş güçlerini zayıflatmaları nedeniyle İtalyanların çıkarması hedefine ulaşır!
Sunusîler bizi İstiklâl Harbi'nde de desteklemişlerdir. Libya'nın Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında bize en büyük desteği verdiğini de hatırlatalım!
İtalyanların Trablusgarp'a çıkmalarını âdeta kolaylaştıran, buradaki Tümenin Yemen'e kaydırılması hadisesi tarihimizin 'karanlık' bir noktasıdır.
İtalya, 28 Eylül 1911'de, Osmanlı Devleti'ne bir nota vererek Trablusgarp'ın teslimini ister. Bu notayı aldığında, Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, Türk Jandarma Müfettişliğiyle Osmanlı hizmetinde bulunan İtalyan Generali Rabilant Paşa'nın evinde briç oynamaktadır!
Notası reddedilen İtalya, 29 Ekim 1911'de, Osmanlı Devleti'ne harp ilân eder. Mustafa Kemal, Enver Bey ve birçok Osmanlı subayı İtalyanlarla savaşmak üzere Trablusgarp'a giderler. Burada Sunusîlerle birlikte başarılı savaşlar verilir. Fakat, Balkan Harbi başlayınca, vatanı savunmak üzere Türkiye'ye dönmek zorunda kalırlar. Bu direniş, Ömer Muhtar'ın önderliğinde ve bazı Türk subaylarının da katılımıyla yıllarca sürer.
12 ADALAR'LA İLGİLİ BİRİNCİ SAFHA
Trablusgarp'ta hiç ummadıkları bir direnişle karşılaşan İtalyanlar, Osmanlıyı Trablusgarp'ı terke zorlamak amacıyla, 28 Nisan-20 Mayıs 1912 tarihleri arasında Menteşe Adaları da denilen Rodos ve 12 Adalar'ı işgal eder. Balkan Harbi'nin de başlaması nedeniyle, İtalyanlarla, 18 Ekim 1912 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinin Leman gölü kıyısındaki Uşi semtinde bir barış antlaşması imzalanarak, Kuzey Afrika'da hâkim olduğumuz son topraklardan da çekilmek zorunda kalırız.
Uşi Antlaşmasına göre, Osmanlı Devleti Trablusgarp'taki askerlerini geri çekecek; buna karşılık olarak da, İtalya, Osmanlı Devleti'ni Trablusgarp'tan çekilmeye zorlamak amacıyla işgal etmiş olduğu Rodos ve On İki Adalar'ı Osmanlı Devleti'ne geri verecekti. Fakat, Balkan Harbi başladığından ve Yunanistan, Adalar Denizi'ndeki adaları birer birer işgal ettiğinden, bu teslim işi uzatılır. Sonra da, I. Dünya Harbi'ne İtalya ile karşı saflarda katıldığımız için, Rodos ve 12 Adalar İtalya'da kalır!
Bu konuda “İnönü Vakfı” sitesinde, E. Büyükelçi Sermet Atacanlı şu bilgileri vermiş: “Türk-İtalyan Savaşı 18 Ekim 1912 tarihinde, İsviçre'deki Lozan kentinin Uşi semtinde imzalanan ve Uşi Antlaşması ya da Birinci Lozan Antlaşması olarak bilinen anlaşma ile sona erdi. Buna göre, Osmanlı Devleti Libya'daki askerlerini geri çekecek, bölge özel bir statüye konulacak, karşılığında, İtalyanlar da işgal ettikleri 12 Adalar'ı geri vereceklerdi. Bununla birlikte, Uşi Antlaşması sonrası gelişmeler farklı biçimde cereyan etti. İtalyanlar Trablus'taki mahalli güçlerin arasında hâlâ bazı Osmanlı subayları bulunduğu bahanesiyle bu adaları bırakmadılar. Bizim bakımımızdan çok hazindir ki, Osmanlı Hükümeti de konunun bu şekilde sürüncemede kalmasına göz yumdu. Zira, İtalyanlar geri çekilirse, Ege'deki deniz hâkimiyetini elinde tutan ve zaten fırsat kollayan Yunanların bu adalara kolayca el koyup yerleşecekleri çok güçlü bir ihtimal idi. Bu bakımdan, Osmanlı Hükümeti, Ege'deki deniz gücü dengesinin değişebileceği ümidiyle, bir süre beklemeyi tercih etti. Ama, bu beklenti de boşa çıktı. Hemen arkasından patlak veren Balkan Harbi, 12 Adalar'daki İtalya lehine olan statükonun devamı sonucunu getirdi. Buna ek olarak, Yunan donanması Balkan Harbi'nde orta ve kuzey Ege'deki diğer adaları Osmanlı'nın elinden kolayca kopartıp aldı. (…) Birinci Dünya Harbi ise konuya çok farklı bir boyut getirdi. 12 Adalar böylece İtalyan işgalinde kaldı. Türk İstiklâl Harbi sonrası imzalanan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması'nın 15. Maddesi ile bu fiilî durum hukuken de tescil edildi. 12 Adalar İtalya egemenliğinde kaldı. Ekleyelim ki, aynı anlaşma ile Türkiye Mısır (ve hattâ Sudan) üzerindeki tüm haklarından vazgeçmiş (Madde 17) ve Kıbrıs'taki İngiliz egemenliğini tanımıştır (Madde 20). 12 Adalar'ın statüsü ikinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürmüştür. Savaşın sonunda ise, 10 Şubat 1947 tarihli Paris Antlaşması ile, savaşın mağlubu İtalya adalardan çekilmiş ve adalar savaşta galiplerin safında yer alan Yunanistan'a devredilmiştir” (Aralık 2019). ./…
NOT: AZERBAYCANLI KARDEŞLERİMİZİN BAŞARISINI KUTLUYORUZ. ERMENİSTAN NİHAYET BOYUNUN ÖLÇÜSÜNÜ ALDI. MUTLUYUZ GURURLUYUZ. BİZ AZERBAYCAN'LA TEK MİLLET İKİ DEVLETİZ. Ermenistan Türkiye'nin Azerbaycan'a cihatçı unsurları naklettiği iddiasında bulunuyor. Ne yazık ki, bu kara propagandaya inanarak bu yalanı televizyonlarımızda dile getirenler var. Yazık! Bu yalanı dillendirerek kendi ülkelerini zor durumda bırakacaklarını nasıl düşünemiyorlar? Askerî uzmanlar Azerbaycan Ordusunun tek başına Ermenistan'ın hakkından gelecek kapasitede olduğunu belirtiyorlar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?