“EKONOMİK” DÜŞÜNCELER…

İnsanoğlunun yaşam tarzını ihtiyaçları belirler.

İnsanoğlunun yaşam tarzını ihtiyaçları belirler.
Gerek maddi, gerekse manevi ihtiyaçlar…
Şu meşhur Maslow, maddi ihtiyaçları tek bir kategori altında toplarken, manevi ihtiyaçlarımızı ise “güvenlik –sevgi-saygı-kendini gerçekleştirme” adı altında ayrı ayrı dört başlıkta sıralamış malumunuz…
Manevi ihtiyaçlarımız, bazen maddi ihtiyaç doğursa da şimdilik bu konuyu bir kenara bırakıp, fiziksel ihtiyaçlara dönelim…
İnsanoğlu maalesef doyumsuzdur, ihtiyaçları sınırsızdır. Tatmin olduğu, yeter dediği, fazlasını istemediği bir nokta yoktur…
İhtiyaçların şiddeti belki biraz azalır ama, o kapı hiçbir zaman kapanmaz…
Abartılmış ihtiyaçlar zamanla “hırs” haline dönüşürse, bahsettiğimiz o şiddet pik yapar… Etrafına tehlike saçan bir silaha dönüşür!
Evrende, insanların ihtiyaçlarını karşılaması için verilen kaynaklar ise oldukça sınırlıdır. Yani insan istese de bu kaynakların miktarını değiştiremez, bu rakam sabittir, rezerv bellidir… Einstein'in dediği gibi farklı şeylere dönüşebilir ama zerre kadar artmaz veya eksilmez!...
Yaratıcı bu noktada uyarısını da yapmıştır:
- “İhtiyacından fazlası senin değildir! … İhtiyaçlarını doğru yönet!..”
İlahi sınavın birinci sorusu bu konudan sorulur… Hak ve paylaşım kavramları burada ortaya çıkar…
“Gerçekten ihtiyacın olan şey senindir” ilkesiyle de insanoğluna burada kaynaklara ulaşma noktasında “özgürlük” getirir!
Kaynaklara erişme, erişilen kaynakları koruma hususunda, insan tek başına mücadele edemeyeceği için sosyal birlikler kurar: Aile, arkadaş, klan, devlet vs. gibi…
Bu sosyal birliklerin “ihtiyaç/kaynak” denkleminde kurdukları sistemin adı da, “ekonomi”dir…
Sınırsız ihtiyaçları, kıt kaynaklarla karşılama zorunluluğu sebebiyle, kaynaklara erişim için bir bedel ödemek gerekir… Bu bedel tarihin belli dönemlerine kadar insanoğlunun canı olmuştur! Sonradan bu can alma meselesi tüm tarafları rahatsız ettiğinden, başka yöntem arayışları başlamıştır…
Malların değişimi (takas), ve para ile ödeme bu arayışların sonucu bulunmuştur…
“Takas” yönteminde hem alıcı, hem satıcı üretmek zorundadır... En azından, başkasının ihtiyaç duyduğu bir başka şeye sahip olmak mecburiyetindedir. Dolayısıyla bu yöntem insanoğluna pek cazip gelmemiş, bir süre sonra terkedilerek, “paranın” kullanıldığı sistemler devreye sokulmuştur!..
Para ile ölçülen, para ile değerlendirilen ekonomik sistemlerde, “kâr” elde etmek gerekir. Yani para kazanmak!...
Para kazanamıyorsan, zarardaysan ihtiyaçlarını giderecek kaynakları bulman mümkün olmayacaktır…
Ya üreterek, ya alıp-satarak yapılan ticaret neticesinde hedef “kar” olmak zorundadır!...
Aile ekonomisinde de durum böyledir, ülke ekonomisinde de…
Ailenin gelirleri ile giderleri arasındaki farkın olumsuzluğu, nasıl ki, ailenin ihtiyaçlarını giderme imkanı sunmuyorsa; devletin gelirleri ile giderleri arasındaki açık da ülke ihtiyaçlarının sağlanmasını mümkün kılmayacaktır…
- Bu açık, bu olumsuz fark nasıl kapanacak? Sihirli değnek ile mi? Çalıp, çırpmak, gasp etmekle mi?
- Yoksa çalışıp üreterek, daha az şeye ihtiyaç duyup, daha çok şeyi artırıp, bir kenara koyarak mı?
Evet sevgili okuyucular!
- Mesele, “çuvaldız” meselesi…
Toplum olarak ihtiyaçlarımıza gem vurmak, dizginlemek mecburiyetimiz var… Hele hele, ithalat yoluyla temin edilen başta cep telefonu olmak üzere teknolojik ürünlere bu kadar saldırmamız normal değil!... Zorunlu ihtiyaç olmayan şeylere bu kadar harcamamız normal değil!...
Bir taraftan ihtiyaçlarımızı doğru yönetmeli, sürü psikolojisi ile hareket eden, savruk bir tüketim toplumu olmaktan çıkmalıyız…
Bir taraftan da geceli gündüzlü çalışıp, üretmeli; elimizdeki imkanları “kaynaklara” dönüştürmeliyiz…
Ekonominin düzlüğe çıkması konusunda ,başkasından çare üretmesini beklemek yerine, toplum olarak hep birlikte üzerimize düşeni yapmalıyız…
Ülkemiz dünyada önemli bir potansiyel güçtür… Gerek insan gücümüzle, gerek sahip olduğumuz coğrafyamızla…
Bu doğru olmasaydı, o kadar düşmanımız olur muydu?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?