HİÇ TANIMADAN ABDÜLHAMİD'E SALDIRIYORLAR! (3)

ABDÜLHAMİD'İN İSLÂMCILIĞI!
Tarih okumayan aydınlarımızın 'İslâmcı-Şeriatçı' diye saldırdıkları Sultan Abdülhamid hakkında, solun en saygın isimlerinden biri olan Prof. Niyazi Berkes'in yaptığı şu tahlil, Sultan Abdülhamid'in İslâm Dünyasına dönük politikasının o dönemin şartlarına göre ne kadar tutarlı olduğunu göstermektedir: “Realist bir politikacı olan Abdülhamid'in Pan-İslâmcılığı Arap şeyhlerine, mehdîlere, Mısır Hıdivlerine, Mısır ve Suriye Arap, Yemen ayrılıkçılık akımlarına karşı çevrilmiş bir Pan-İslâmcılıktır. Bunların dışındaki çevrelere karşı yaptığı hareketler, Osmanlı İmparatorluğu dışındaki büyük İslâm dünyasında Osmanlı Hilâfetinin prestijini sağlayacak eylemlerdi” ( “Türkiye'de Çağdaşlaşma”, s. 356).
Abdülhamid'in, İngiltere'yi ürküten bu 'Akılcı İslâmcılığı', İslâm Dünyası üzerinde oldukça etkili olmuştur. Bunun yararları İstiklâl Harbimiz sırasında da görülecek; başta Hindistan olmak üzere Müslüman ülkeler, maddî ve manevî olarak bizi destekleyeceklerdir.
Prof. Niyazi Berkes, Abdülhamid'in İslâmcılığı hakkında bu tespitleri yaparken; o dönemi hiç incelemedikleri anlaşılan bizim sözde Atatürkçüler, Abdülhamid'in bu politikasını, günümüzün İslâmcıları ile bir tutarak, Abdülhamid'e 'İslâmcı' diye saldırmaktadırlar! Abdülhamid'in İslâmcılığı milliydi; 1945'lerden sonra ülkemizde yaşanan İslâmcılık ise, Batı'nın kontrolündedir! Böyle olmasaydı, bizim 'İslâmcılar', Suriye iç savaşında Siyonist İsrail'le birlikte Müslüman Suriye'ye saldırırlar mıydı? İHH Başkanının, İsrail füzeleri Şam'ı vurduğunda, 'Attığınız füzeler içimizi ısıtmadı' mesajını hatırlatmak isteriz!
Prof. Niyazi Berkes'ten sonra, Türk Solu'nun bir başka saygın ismi olan Doğan Avcıoğlu da, Abdülhamid'in İslâmcılığı hakkında, şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Yeryüzündeki bütün Müslümanların halifeliği, 19. Yüzyıla kadar Osmanlı padişahlarınca iddia edilmemiştir. Bu durum, 19. Yüzyılda ve özellikle ikinci Abdülhamid'le birlikte değişecektir. Almanya, İttihat ve Terakki Partisi iktidarı ile birlikte, Pan-İslâmist kozu en geniş biçimde kullanacaktır. Fakat daha Abdülhamid günlerinde dahi, Pan-İslâmist politika İngiltere'yi ürkütmüş, tedbir almaya zorlamıştır. Örneğin, 1897'de Hayber Boğazı etrafında, hemen bütün Yağistan'da görülen ve 60 bin asker kullanılarak güçlükle bastırılan şiddetli ayaklanmalarda, İngilizler hilâfet propagandasını önemli bir etken saymışlardır. Bunun üzerinedir ki, İngilizler, Pan-İslâmist tehlikeye karşı askerî tedbirlerin yanı sıra, ideolojik mücadeleye girişmişlerdir. 'Osmanlı Padişahları uydurma halifedir; zira Kureyş kabilesinden değildir! Ehl-i Kitap olan İngilizler, Hint Müslümanlarını birçok yerde Ehl-i Kitap olmayan Hinduların elinden kurtarmıştır! İngilizler gitse, Müslümanlar yine Hinduların eline düşecektir. Bu nedenle Hint Müslümanlarının baş ödevi, İngiltere Kralı'na hattâ o halife ile savaş hâlinde olsa bile sadakat göstermektir' propagandası yapmışlar; mezheplere bölme ve parçalama yolları aramışlardır. Örneğin İngiltere, Ahmedî mezhebine büyük destek vermiştir. Öte yandan, Arabistan'daki mezhep başkanlarını Osmanlı Halifesine karşı kışkırtmışlardır. İngiltere, Suriye gibi daha gelişmiş bölgelerde ise, aydınlar arasında başlayan Arap milliyetçiliğini, Türkiye'ye karşı destekleyecektir. İngiliz tehdidine ve Arabistan isyanlarına karşı, kutsal yerleri korumak için Abdülhamid, bütün dünya Müslümanlarının parasıyla Hicaz Demiryolunu (Şam-Medine) yaptıracak; Pan-İslâmist propagandaya hız verecektir. Örneğin İngiliz belgelerine göre, 1906 Fas bunalımı sırasında, Abdülhamid, Fas Sultanı'na bir mektup göndererek, Alman İmparatoru'nun İslâm'ın büyük dostu ve koruyucusu olduğunu ve onun öğütlerinin dinlenmesinin uygun düşeceğini yazmıştır. Bu haberi bildiren İstanbul'daki İngiltere Büyükelçisi şu yorumu yapmaktadır: “Abdülhamid, Osmanlı tahtına çıkmış olanlar arasında, Halifeliği Osmanlı Sultanlığının bir öğesi yapmayı başarmış tek kişidir. Şunu kaydetmek faydalıdır ki, bazı şıklarda Alman İmparatoru, Sultan'ın müminlerin halifesi sıfatıyla İslâm Dünyası'nda sahip olduğu nüfûzu kullanmaya çalışmak isteyebilecektir!”
Avcıoğlu daha sonra şu tahlili yapmaktadır: “Kısaca, Abdülhamid 300 milyon Müslüman'ın Halifesi simgesini az çok yaratabilmiş ve Alman emperyalizminin plânları da hesaba katılınca, potansiyel bir tehdit olarak, İngiltere'yi gerektiğinden de fazla ürkütmüştür. Bu nedenle, İngiltere'ye yakınlık gösteren 1908 hareketi, Londra'da bir ölçüde hoşnutlukla karşılanmıştır. Frenklerin deyimiyle, Jön Türkler, zorba Abdülhamid'in dostu Almanya'dan çok, özgürlüğün beşiği İngiltere'ye yakınlık duymuşlardır. Gerçi, İngiliz basınının, Haçlı Savaşı anlayışıyla Türklere karşı ısrarla yayın yapması, Makedonya'nın Bulgarlara verilmesi için İngiltere'nin baskıları, dün Ermenileri, bugün de Bulgarları ve Sırpları kışkırtmaları Jön Türk yayın organlarında bazen eleştirilmiştir, ama yine de, İngiltere'nin dostluğuna büyük umutlar bağlanmıştır” ( “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 51).
Görüldüğü gibi, Doğan Avcıoğlu'nun bu tahlili de, Sultan Abdülhamid'in, İslâmcılığı başarılı bir dış politika aracı olarak kullandığını göstermektedir!
ABDÜLHAMİD BİR KUR'AN MÜSLÜMANIYDI
Sultan Abdülhamid inançlı bir insandı. Fakat, onu günümüzün İslâmcılarından ayıran en temel özellik, Abdülhamid'in, İslâmiyet'in özüne vâkıf bir Kur'an Müslümanı olmasıydı.
Ziya Şakir, Sultan Abdülhamid'in dinimiz hakkında âdeta, din adamlarımıza ve aydınlarımıza ders niteliğinde olan şu görüşü savunduğunu belirtmektedir: “Hz. Muhammed müminlerine, Allah'a kul olmayı emreder ama aptalca bir kadercilik şeklinde değil. Allah büyüktür, rahimdir fakat her kulunun günlük işleriyle uğraşmaz. Herkes düşünmeğe ve çalışmağa mecburdur. Ekmeyen biçemez. Müminlerin ateşli bir aşkla bağlı oldukları Hz. Muhammed'in doktrini, insanlar arasındaki müsavata inanan, zayıfları koruyan, iyiliğe kıymet veren, kanunlara hürmeti emreden bir dindir. Dogmatik fikirleri, sembolleri, batıl itikatları kabul etmez” (Nurer Uğurlu, “Abdülhamid'in Hatıra Defteri”, s. 326)!
İslâmiyet'e sokulan Kur'an'a aykırı 'Kadercilik' anlayışı, Müslüman ülkelerin her türlü iç ve dış sömürüye açık bir durumda olmalarının başta gelen sebeplerinden biridir. Günümüzde, çok haksız yere ve bilgisizlikten olsa gerek, 'İslâmcı', 'Şeriatçı' denilerek karalanan Sultan Abülhamid'in, kader anlayışı konusunda söyledikleri, bir Kur'an Müslüman'ının söyleyebileceği sözlerdir. 'Uydurulmuş Din'in esiri olan günümüzün İslâmcıları ve sözde Şeriatçıları, Sultan Abdülhamid'in bu Kur'an'î kader anlayışının oldukça uzağındadırlar.
ABDÜLHAMİD VE İTTİHATÇILARIN FARKI
Doğan Avcıoğlu'nun, İttihat ve Terakki'nin ünlü isimleri Enver, Talât ve Cemal Paşa'yı kast ederek yaptığı şu değerlendirme de, Abdülhamid'i tanımamız bakımından önemlidir: “Bu büyük devlet adamları, Tanzimat ve 1838 Ticaret Antlaşmasıyla Türkiye'de, İngiltere ve Fransa ile Rum ve Ermeni kompradoru hâkimiyetini kuran Tanzimat Paşaları olacaklardır! Abdülhamid bu politikaya karşı çıkmıştır” (Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 95, dipnot)!
Fakat günümüzün sözde Atatürkçüleri, İttihatçıları, 'Devrimci' olarak yüceltmektedirler! 1980'den önce, TRT I'deki bir programda, rahmetli tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi'nin, okumayan 'aydınları' kast ederek söylediği şu ağır sözleri hatırlıyoruz: “OKUYUN ULAN!”
Rahmetli Atillâ İlhan da, aydınlarımız için şu sözleri söylerdi:
“Bizim aydınlar yazarlar ama okumazlar!”
Aydınları milletine karşı bu kadar sorumsuz başka bir ülke var mıdır acaba?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?