VASİYET: “Devrimci Resul”

Rakımı yüksek tepelerden yaz sıcağında inen bir sis gibi sarıyordu kenti hikâyeler, anılar...
Sisin içerisinde kimselerin bilmediği, işitmediği minnetsiz ne hayatlar kalmıştı. Yetmiyordu tarife o hayatlara tarafımızca konulan teşhisler, tanılar.
Ne dersek diyelim o günleri yaşayan, bilen payına düşeni çoktan almıştı...
Bilir misin düğmeler yandan iliklenir, beyaz yakalıklar takılır, ayaklardaki kara lastiklere değil yüzlere hatta özellikle gözlere bakılırdı o günlerde.
İnsanların kitap yüzü açmaya korktuğu bir zaman diliminde tezgâhının altında kitap gizleyen, boş zamanlarında sürekli gazete okuyan, bilgiye değer veren nerde?
“Big Babol” diye şekerli bir sakız alırdık dükkânından. Çocukluk var tabi, kolasına herkesle yarışırdım. Paramız yetmezdi bazen, "alın bir şey olmaz, benden olsun" derdi. Birileri ile sohbet ederken sırtındaki parkası ve söylediği " Şehit Ayşe ile Irgat Osman" kalmış aklımda bir de “çamaşır suyu alana dört yumurta” hediye yazısı. Çamaşır suyundan kendine kalan bir yumurta anca ederdi.
Mavi renkli, “Sana” yazılı önlüğüyle kendine has dünyasında yaşayıp gidiyordu, içindeki büyük devrimsel gelgitlere inat. Kaçımız memurluktan vazgeçeriz ihtiyaç sahibi bir kız çocuğu kazansın diye? “Ben her yerde çalışırım varsın o olsun” demiş. Çocuklarına bilgisizliğin büyük bir eksiklik olduğunu, hep okumalarını, öğrenmelerini tembihlemiş. Kızının sözünü verirken bile damat adayından üniversite sözü almış.
Çalkantılı siyasi yıllarda oylar sayıldığında Gelivera'dan üç oy çıkmış Behice Boran'ın partisine. Tabi ki o ve arkadaşları başrolde. İmam oruç tutmayanların günah işlediğinden bahsederken “bize söylüyor galiba” deyip camiden ayrılan, bayramda ve Cumada namazını arkalarda kılan, veresiye defterinden zor durumda olanların borçlarını düşüren, hareketleri ile bazen güldüren, bazen düşündüren, insana insan olduğu için değer veren, başka dükkânlardan alınan gıdaların emaneten bırakılabildiği, herkesin bilakis esnafların bile sıkışınca ödünç mal ve para alabildiği, kapitalizmi sorgulamayı başaran hümanizmi bir yol olarak benimseyen herkesin koyduğu isimle Devrimci Resuldü o.
Evet, Nazım'ın Vasiyet Şiiri'ni onunla tanımıştım. İsterdi ki; bugün çıkarları uğruna ülkeler işgal eden küresel güçler; artık insanlara, çocuklara kıymasın. Birileri açken birileri tıka basa doymasın...


Ama çok sevdiği ve dilinden düşürmediği şiirdeki gibi kurtuluştan önce çok genç denilecek bir yaşta gözlerini kapatıverdi.
Vasiyetinde çobanlık ettiği, evlerin kapılarında dostlarıyla “Elik Keçi” oynadığı Gelivera'ya gömülmeyi çok istemişti, yoğun kardan gerçekleşemedi.
Anadolu'da Giresun Güce 'de Kökeç Köyü mezarlığına defnedildi.
Onun hiç ırksal, mezhepsel, dinsel, cinsel ayrımı olmadı. Hiçbir vakit çıkarı taşıdığı insanlığını gölgelemedi. Konuşurken ben demedi biz diye başladı söze. Hakkını hep teslim etti tastamam her bir göze.
Sürekli dile getirdiği “Mustafa ile bir sırları olduğu” konusu gerçekten doğruydu. Devrimci Resul'ün ani ölümünden bir iki saat sonra can arkadaşı Mustafa da aynı şekilde vefat etti. Sırrın ne olduğunu kimse bir türlü öğrenemedi. Cenazeleri yan yanaydı. Ve bir uçtan bir uca hınca hınç kalabalık…
Mekânları cennet olsun inşallah.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Onur Ustaoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?