Yeni Nesil Tanrılar: İkoncanlar!!!

21. yy. insanının cahiliye dönemindeki putperestlerden pek bir farkı yok! Nasıl ki onlar kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlar ve acıkınca da onları bir güzel yiyorlardı, şimdi bizlerde her gün hatta her saat değişen seri üretim tanrıcıklara taparak gönül eğlendiren, onlardan sıkılınca da yenilerine yelken açan pusulasını şaşırmış gemilerden pek de farklı değiliz!
Elbette ki toptan yargılar çoğunlukla hatalı ve yanlıştır. Zaten bizim buradaki amacımız ne kimseyi toptan yargılamak ne de peşin hüküm giydirmek kimseye! Maksadımız, sürekli değişen/değiştirilen ilahlarla münasebetimizin gidişatını vuzuha kavuşturabilmek.
Modernite bizleri o tanrıdan bu tanrıya koştururken yozlaştıkça yozlaşan ruhumuzun gözleri köreldikçe köreldi, kulakları sağırlaştıkça sağırlaştı. Ve bizler artık ruhlarımızın değil de bedenlerimizin hizmetkarı olan birer 'sayborg'a dönüşüverdik!
Düşüncelerimizi slogana, duygularımızı hazza indirgeyen bir sistemin elinde kul köle olurken bütün bu yaşananları kendi özgür irademizle yaptığımızı sanarak kaybederken bile yüzümüzdeki gülümsemeler eksik olmadı!
Tüketim sarmalı bizleri dört bir yanımızdan sinsice çepeçevre kuşatırken her şeyi ihtiyacımız gibi görmeye başladık. İçimizin güzelliğini, düşüncemizin saflığını, ruhumuzun temizliğini görebilsin diye tüm insanlar gönüllü birer beden işçisine dönüşüverdik!
Ne kadar çok tanınırsak o kadar çok seviliriz sandık. Ne kadar çok bilirsek o kadar çok takdir edileceğimize inandırıldık. Ne kadar çok onaylanırsak o kadar çok haklı olduğumuzu düşündük.
Kendimizi, kendi şaşmaz terazimizde sigaya çekmek yerine başkalarının mihenginde kendimizi tartıya çıkardık. Ve olmadığımız için hiçbirimiz- ki olanlar muhakkak ki dolaşıyorlar aramızda biz bilemesek de- Yunus Emre, bizi sigaya çekecek Molla Kasım'ımız da olmadı/olamıyor!
Çoğaldığımızı zannederken eksildik. Büyüdüğümüzü düşünürken küçüldük. Önemsendiğimizi sanırken değersizleştik. Önümüze serilenleri kendi gündemimiz, ardına düşüklüklerimizi kendi hayallerimiz sanıp hiç sorgulamadan hepsine balıklama atlayarak içimizle dışımız arasında neredeyse kapanamayacak mesafeler oluşturduk!
Bari çektiğimiz bunca çile yanımıza kar kalsaydı; o da olamadı ve her gün birbirinin aynısı yapay hayatlarımızın cenderesinde bedensel zevklerin tutsakları oluverdik! İçine düştüğümüz bu pembesi bol, yalanı çok, doğrusu handiyse hiç yok girdaptan kurtulmak için daha kaç kere kündeye gelmemiz, daha kaç defa yüz üstü kapaklanmamız, daha ne kadar hüsrana uğramamız gerekiyor, tahmin bile etmek istemiyorum.
Birkaç dakikalığına meşhur olalım da nasıl olursa olsun mantığından köhneleşmiş ruhlarımızı kurtaramadıkça alt üst olmuş değerler skalasıyla daha ne kadar idare ederiz gerçekten bilemiyorum.
Bedeninin emrinde yaşayan ve ruhunun isteklerini görmezden gelen insanoğlunu istikbalde bekleyen ancak ve ancak sahte mutluluklar, günübirlik sevdalar, bitip tükenmek bilmeyen hüsranlar ve asla ama asla huzur bulamayan tatminsiz yaşamlardan başkası olamayacaktır.
Mademki hayat insanlara sunulmuş bir armağan, öyleyse ey talip, ne vakit bedeninin kölesi olmaktan çıkıp ruhunun efendisi olacaksın?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?