HDP / PKK TARTIŞMALARI (10)

Düşününüz ki, bizdeki gibi, dış destekli bir etnik meselesi olmayan, bir bölünme tehlikesi ile karşı karşıya bulunmayan Alman yetkililer bile, Almanya'nın 'Federal bir Devlet olarak kurulmasından' şikâyet ediyorlar; güçlü Alman kimliği ve kültürü sayesinde, bir bölünme olmadan bu yapının sürdürülebildiğini söylüyorlar ve Almanya'nın güvenliği için, yabancıların asimile olmalarını istiyorlar! Fakat bize gelince, Türk Milleti'nin, Türk Kimliği altında bütünleşmesine karşı çıkıyorlar ve bize, ülkemizi, boyutlarını tahmin bile edemeyeceğimiz bir kaosa sürükleyecek olan çok kültürlülüğü, eyaletlere bölünmeyi ve anadilde eğitimi dayatıyorlar!
Bunları yapınca, daha demokratik bir ülke olacakmışız! Ne yazık ki, tarih şuuru olmayan, bu coğrafyada, bir Millî Devlet'in çatısı altında ve BİRLİK İÇİNDE yaşamanın önemini idrak edemeyen sözde aydınlar, bu 'yalancı dolmaları' yutmaya hazırlar!
Avrupa Birliği üyeliği havucu da, bizi bu baskılara daha açık bir duruma getiriyor!
DEMOKRASİLERDE PARTİ KAPATILMAZMIŞ!
Hayatlarında İspanya'ya ve Güneydoğu'ya gitmemiş 'uzman' kişiler, İspanya'dan örnekler veriyorlar! PKK ile işbirliği kanıtlanmış olan HDP'nin kapatılması taleplerinin anti demokratik olduğunu söylüyorlar. Bu beylere göre, demokrasilerde parti kapatılmazmış!
Hayır efendim, bal gibi de parti kapatılır! Avrupa'da ayrılıkçı parti kurmak yasak değil. Fakat, bu partinin terör örgütü ile bağı tespit edilirse gözünün yaşına bakılmıyor!
İspanya'daki, ayrılıkçı Hery Batasuna partisinin, ETA terör örgütü ile organik bağı tespit edildiği için kapatıldığını; hattâ, bu partinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvurunun da, terör örgütü ile bağı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini hatırlatalım!
Bize gelince, dünya âlemin bildiği bir gerçektir ki, HDP, terör örgütü ile organik ilişki içindedir! Eş Başkan Figen Yüksekdağ, “Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye dayıyoruz! Bunu söylemekte, bunu savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz” demiyor muydu? HDP Hakkâri milletvekili Abdullah Zeydan'ın, “PKK barış ve halk hareketidir. Onun öyle bir gücü var ki, sizi tükürüğüyle boğar” sözleri, örgüt propagandası değil miydi?
'Apo'nun heykelini dikeceğiz, heykelini' diye nutuklar atan, Kürt gençleri özyönetim ilân etmesinler de ne yapsınlar?” diye konuşan Selâhattin Demirtaş, Güneydoğu'da hendekler kazarak, bombalı tuzaklar kurarak, şehirleri harabeye çeviren kandırılmış gençleri tahrik ve teşvik etmedi mi? Selâhattin Demirtaş'a özgürlük isteyenler bunları bilmiyorlar mı?
HDP'den önceki bölücü parti BDP'nin Eş Başkanı Gülten Kışanak, ABD ziyaretinden dönüşünde, “Obama yönetiminden rol istedik” açıklamasını yapmıştı. Aysel Tuğluk da, “Obama yönetimi yeniden seçilirse, Türkiye'yi ve AKP'yi masaya yatıracak. Bakın, 'oturtacak' demiyorum, masaya yatıracak! Bu bir dizayn olacak” diye konuşmaktaydı!
Menfur emellerini gerçekleştirmek için, Amerika ile işbirliği içinde oldukları meydanda değil mi?
Unutanlara hatırlatalım! Aysel Tuğluk, Özel Yetkili Savcının, MİT Başkanı hakkındaki soruşturması üzerine yaptığı açıklamada şu tehdidi savuruyordu: “MİT ve PKK arasındaki görüşmelerin tıkanması hâlinde iç savaş yaşanabilir. Böylesi bir sürecin eşiğindeyiz!”
Bunların densizliklerine ilişkin örnek çok! Fakat, hâlâ daha, terör örgütü ile bağı açıkça meydanda olan; Türk Milleti demekten kaçınan, bayrağımıza, İstiklal Marşımıza saygı duymayan HDP'nin kapatılmasını, demokrasimiz için, 'çok büyük bir kayıp' olarak görenler var!
HDP'NİN VARLIĞI SİYASÎ PARTİLER KANUNUNA AYKIRIDIR
'Demokrasilerde parti kapatılmaz' düşüncesi, milletimize karşı bir psikolojik harp operasyonu olarak kullanılmaktadır. Bu gerekçeyle HDP'ye arka çıkılmasının, bölücü hareketin desteklenmesi anlamına geleceği bilinmelidir. Bu arada, Siyasî Partiler Kanunumuzun bazı maddelerini de hatırlatmak isteriz.
Md. 78 “Türk Devleti'nin; devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, diline, bayrağına, millî marşına, hâkimiyetin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu hükümlerine (….) aykırı hareket edemezler.”
Md. 80: “Siyasî Partiler, Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı Devletin Tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler veya bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.”
Md. 82: “Siyasî Partiler bölünmez bir bütün olan ülkede bölgecilik veya ırkçılık amacını güdemezler.”
Kanun maddeleri böyle! Fakat bizim mankurtlaşmış aydınlarımızın kafaları o kadar karışık ki! Onlara göre, ülkemizin bir 'Kürt Meselesi' vardır ve bu mesele mutlaka çözülmelidir. Çözüm için atılacak ilk adım da, Anadilde Eğitim hakkının tanınmasıdır! Bu anlayışta olduğu anlaşılan Melis Alphan, Kürtçülük propagandası yapan bazı televizyon kanallarının kapatılması üzerine yazdığı bir yazıda, gazeteci Nurcan Baysal'ın bir yazısından alıntı yapmış. Bu alıntıdan anlıyoruz ki, Nurcan Baysal, 'anadilde eğitim hakkından mahrum bırakıldığı için, ailesinin yaşlıları ile konuşamadığından ve onlarla ancak kaş göz işareti ile anlaşmak zorunda kalmasından' yakınıyormuş (Melis Alphan, Hürriyet, 8.10.2016)!
Ne dramatik bir durum! Anneanne, dayı, hala, teyze ailenin küçükleri ile konuşamıyorlar! Peki, niçin? Çünkü yaşlılar Türkçe bilmiyor; küçükler de Kürtçe bilmiyorlar! Peki, ne yapmak lâzım? Bu 'insanlık dışı' duruma son vermek için anadilde eğitim yapılmalı; devlet okullarında, Türkçe ve Kürtçe yan yana okutulmalı ki, dede ve torunlar, amca ve yeğenler rahatlıkla anlaşabilsinler; mutlu mesut yaşayabilsinler! Amaçları bu kadar insanî!
Herkes şunu kafasına koysun ki, bu ülkede yaşayanlar bu devletin resmî dilini öğrenmek zorundadırlar. Sultan Abdülhamid 1876 Anayasasının 18. maddesine, “Devletin resmî dili Türkçedir”; 19. maddesine ise, “Türkçe bilen herkes kendi yeteneklerine göre memuriyete girebilir” hükümlerini koydurmuştu! Ona bu kadar saldırılmasının bir nedeni de bu olabilir mi?
CHP NE YAPMALI?
'Efendim, HDP kapatılırsa, bu partiye verilen 6 milyon oy ne olacak?' diyenler var! Bizim 'DEMOKRATLARIN' dertleri bu! Hâlbuki, çözüm gayet basit! Yapılacak olan, AKP'yi iktidardan indireceğiz diye, HDP'yi 'Kürtlerin Siyasi Temsilcisi' olarak görmekten ve bu ayrılıkçılarla işbirliği yaparak, ülkenin bölünmesine hizmet eden bir anlayıştan vazgeçerek, Cumhuriyetin Kurucu İlkelerine ve 6 OK'a dayanan, Üretim Ekonomisini amaçlayan adam gibi bir programla milletin karşısına çıkıp, tüm Türk Milletinin desteğini istemektir!
Atatürk'ü gerçekten anlayan Atatürkçülerin yapmaları gereken budur!
CHP, partiye hâkim bir duruma gelen ayrık otlarını içinden temizleyerek, Atatürk'ün 6 OK'unu kılavuz edindiğinde, nasıl bir güce sahip olacağını bir türlü göremiyor, ya da birileri bunu engelliyor! Kırmızı-Beyaz, Atatürklü ve Ay-Yıldızlı maske takılarak Atatürkçü olunamaz!
Bu arada, 37. Kurultayda alınan bazı kararların ümit verici olduğunu da belirtmek isteriz. Bize göre bunların en önemlisi OBİT; yani, Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin içinde bulunacağı Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilâtı'dır. Geç de olsa, bu önemli bir karardır. Ancak, kağıt üzerinde kalmamalı; CHP şimdiden, bu düşünceyi realize etmek için çalışmalar başlatmalıdır. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?