HDP/PKK TARTIŞMALARI (8)

ASİMİLÂSYON YAYGARASI!
PKK yandaşlarının, Cumhuriyet yönetimine çok ağır suçlamalar yönelttikleri bir diğer konu da 'Asimilâsyon' meselesidir!
Prof. Mehmet Emin Köktaş'ın, bu 'ASİMİLÂSYON' yaygaraları konusunda yaptığı bir tespiti burada tekrar paylaşmak isteriz: “Avrupa'da Fransız İhtilâlinden sonra esmeye başlayan milliyetçilik rüzgârı, Millî Devletlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bilim ve teknolojideki büyük değişikliklerle, Batı'nın, üstünlüğü ele geçirmesine paralel olarak, siyasî ve içtimaî değişimler kendini göstermeye başladı. Orta Çağı biçimlendiren feodal yapının çözülmesi, kentleşme, sanayi ve ticaret burjuvazisinin ön plâna çıkması, aristokrasinin yanında iktidara ortak olması, hattâ aristokrasiyi ezip geçmesi, iç pazarın genişlemesi Millî Devletleri doğurdu. Modernleşme bu tür karmaşık süreçleri kapsamakla birlikte, aynı zamanda türdeşleştirici ve tektipleştirici bir süreçtir. Toplumları; hayat tarzları, dil, kültür, eğitim, siyaset, ekonomi vb. alanlarında tektipleştirir ki, bu da aslında gelişmelerin yarattığı bir zorunluluktur. Buna asimilâsyon yaygarasıyla gösterilen tepkiler, aslında bütün bu gelişmelere karşı çıkmaktan başka bir şey değildir. İç pazarın gelişmesi, bunun kontrolünü ve güvenliğini sağlayacak bir merkezî otoritenin güç kazanması, ticaretin daha güvenli bir hâle gelmesi, ülke genelinde insanların bir dille anlaşmaları, çağın bir gereğidir. 1870 yılında İtalyan Birliği kurulduğunda İtalyanların ancak yüzde 4'ü İtalyanca konuşabilmekteydi. Fransız Devrimi sırasında Fransızca okuyup anlayabilen, bu dili konuşabilenlerin oranı yüzde 12'yi geçmiyordu. Almanlar için bu oran yüzde 17 civarındaydı” (ESAM yayınları, 2014, s. 414).
“Asimilâsyon var” yaygarası ile yapılmak istenen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni 'Irkçı' bir devlet olarak göstermektir.
Hani derler ya, “Dinime karışan bari Müselman olsa” diye! Biz bu topraklarda ırkçılığı, bölücü Kürtçülerde gördük! PKK ve yandaşlarının amacı, 'dört parçaya ayrılmış Kürtleri tek bir devlet çatısı altında birleştirmek' değil mi? PYD'nin, Suriye'de elde ettiği bölgelerde etnik temizlik yaptığı Birleşmiş Milletler kararlarına bile geçti!
Fransız devlet adamı ve edebiyatçısı Lamartine, “Türklerin en büyük kusuru, Batılılar gibi asimilâsyon yapmamış olmalarıdır” der. “Eski Türkler” kitabının yazarı L. Gumilev; “Irkçılık kadim Türklerin kültürüne yabancıydı” diyor! Fransız tarihçisi Jean Paul Roux da “Türklerin Tarihi” isimli kitabında, aynı kanaati paylaşmaktadır!
Irkçılık başka şey, asimilâsyon başka şey! Asimilâsyon milletleşmenin tabiî bir sonucudur. Bir önceki yazımızda, somut belgelere dayanarak, bu coğrafyada bin küsur yıldır, Türklerin hâkim unsur olduğunu belirttik. Türkler, bütün bu coğrafyalardaki halklarla birlikte yaşadılar. Onlara, Batılılar gibi soykırımı uygulamadılar. Çünkü, Türk kültüründe başkalarıyla birlikte yaşamak var. Ancak, atalarımızın bu hasletleri şimdi, karşımıza bir sorun olarak çıkarılıyor!
Urfalı Matheos, Selçuk Sultanı Melikşah'tan bahsederken şu ifadeleri kullanmaktadır: “Sultan'ın yüreği, Hıristiyanlara karşı şefkatle dolu idi. O, geçtiği memleketlerin halkına bir baba gözüyle bakıyordu!”
Böyle bir millet olmasaydık, bugün Kuzey Afrika'da, Balkan coğrafyasında bize bu kadar yakınlık gösterilir miydi?
BÜYÜK KÜRDİSTAN BOŞ HAYÂLDİR!
'Büyük Kürdistan' tuzağına takılanlar şunu iyi bilsinler ki, bu bir emperyalist projedir. Bu millet ikna edilmedikçe, bu kutsal topraklarda bir Kürt Devleti kurulabilmesi mümkün değildir. Varsayalım ki, Türk Milleti ikna edildi ve devlet kuruldu! Bu gerçekleştiğinde, bunu isteyenlerin de pişman olacakları; eski Türkiye'nin aranacağı bilinmelidir!
'Çözüm Süreci' başlatan AKP'nin başına, 7 Haziran 2015 seçimlerinde gelenler önemli bir ders niteliğindedir. Fakat buna rağmen, yeniden bu süreci başlatmak isteyenlerin varlığı da bir vakıadır! Biz, yüce milletimizin yine aynı tepkiyi vereceğine inanıyoruz. Fakat, Batılı 'dostlarımızın' ve hayâlperest aydınlarımızın bu uğraşlarının süreceği de bilinmelidir!
Etki Ajanları ve devşirilmiş aydınlar, 'Büyük Kürdistan' davasının hizmetindeler. Hiçbir Batılı ülkede, o ülkelerin aydınları böyle bir şeye aslâ tevessül etmezler; edemezler! Onların solcuları bile milliyetçidir; bizimkiler ise, kendi devletlerine karşı durmayı solculuk zannederler! Doğrusu bizim demokrasimizin dünyada eşi benzeri yoktur!
KÜRT VATANDAŞLARIMIZ BİRLİKTE YAŞAMAKTAN YANALAR!
İşte bilmemiz gereken önemli bir gerçek daha: Batıcı ve liberal bir Sivil Toplum Örgütü olan Açık Toplum Vakfı'nın 2014 yılı Eylül ayında, Türkiye'den kopartılmak istenen vatan topraklarında yaptığı, “Türkiye'de Kimlikler, Kürt Sorunu ve Çözüm Süreci, Algılar ve Tutumlar” başlıklı araştırma şu çok çarpıcı sonuçları vermiş:
Ana Dilim Türkçe diyenler yüzde 93! Türkçe dışında bir ana dilim var diyenler yüzde 6!
Kürtçüler, Kürt nüfusun yüzde yirminin üzerinde olduğunu iddia ediyorlar. Buna göre, demek ki, Kürt kökenli vatandaşlarımızın çok büyük bir çoğunluğu devletine bağlı; onların, Anadilde eğitim ve özerklik gibi bir meseleleri yok! Vatandaşın istediği iş, aş; huzur ve refah! Batılı 'DOSTLARIMIZ' ve Batı'yı kıble edinen 'demokratlarımız' ise, 'Özgür Kürdistan' peşindeler! Bizi Oslo'da, terör örgütü ile masaya oturtanlar da onlar!
Oslo sonrasında, Güneydoğu'da yaşanan o vahim hadiseleri hatırlatmaya gerek var mı?
TÜRK MİLLETİNE KARŞI BİR PSİKOLOJİK HARP YÜRÜTÜLÜYOR!
31 Mayıs 2020'de, Ankara'da bir genç, ezan okunduğu sırada, yüksek sesle müzik dinleyenleri uyardığı için bıçaklanarak öldürüldü. Fakat bu hadise, sözde özgürlükçü PKK yandaşları tarafından, 'Kürtçe müzik dinleyen bir genç öldürüldü' şeklinde verildi!
Kıbleleri olan Amerika'da, ırkçılık tavan yaptı ya, bir polis bir zenciyi hunharca öldürdü ya; illâ, Türkiye'den de bir 'IRKÇILIK' örneği bulacaklar! Ankara'daki olay 'hızır gibi imdatlarına yetişti' fakat duvara tosladılar. Çünkü, hiç araştırmadan bu provakatif habere sazan gibi atlayarak, bir kere daha, kendilerine güvenilemeyeceğini millete ispatlamış oldular! Aralarında kimler yok ki? Tabiî, en başta HDP ve yandaşları var! CHP milletvekili, Atatürk'e 'Kefere Kemal' diyen Mehmet Bekâroğu, “Mehmetçik de, gerilla da şehit olmasın” diyerek, Mehmetçik'le PKK'lı canileri aynı kefeye koyan Hasan Cemal; Şirin Payzın, Ece Temel Kuran ve Türklüğe karşı önyargılı çıkışları ile tanıdığımız bilinen isimler yine sahnedeydiler!
SARP ÖKSÜZ'Ü HATIRLAYAN VAR MI?
Mersin'de bir barda türkü söyleyen sanatçı Sarp Öksüz'ün öldürülmesi hadisesini hatırlayan var mı? Sarp Öksüz, kendisinden Kürtçe bir türkü okumasını isteyen Kürt iş adamına, samimî bir şekilde, 'o türküyü bilmiyorum' deyince, o iş adamı, hayatının baharındaki o genç sanatçıyı, tabanca ile vurarak öldürmüştü. Öldürülen Sarp Öksüz, Türk değil de, bir Kürt sanatçısı olsaydı, PKK yandaşlarının neler yapacaklarını tahmin edebiliyoruz! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?