ÇARE PLÂNLI KARMA EKONOMİ (5)

Türkiye'nin Beş Yıllık Kalkınma Plânlarına yönelmesi, Sovyetlerle ekonomik, politik, kültürel, askerî işbirliğine girişmesi ve özellikle Rus silâhları alması, azgelişmiş ülkeleri kendine bağımlı tutma tekelciliğine alışmış Batı kapitalist çevrelerini kaygılandırır. Batı basınında Türkiye'nin tutumunu eleştiren yazılar çıkar. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, bu işbirliğinden vazgeçilmesi için Batı'da devamlı sıkıştırılır. Hattâ, Türkiye'nin Bolşevikliğe yöneldiği ileri sürülür. Tevfik Rüştü Aras, Mart 1937'de La Stampa Gazetesi'ne şu açıklamayı yapmak zorunda kalır: “Rusya, sanayi araç ve gereçlerimizi ve ordu donatımımızı sağlamıştır. Bu, o zaman birçok biçimde yorumlanmıştı. Fakat size gerçeği söyleyeyim. Biz, hiçbir zaman Bolşevik olmayacağız. Fakat Rusya aleyhine de hiçbir zaman dönmeyeceğiz” (Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 1390)!

Ne yazık ki, çok partili sisteme geçilmesine karar verilmesiyle birlikte, 'Küçük Amerika' olmak uğrunda, önce Rusya düşmanlığı körüklenecek, sonra da, Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi siyaseti terk edilerek, Liberal Politikalar savunulmaya ve uygulanmaya başlanacaktır! Hazin olan ise, bu politikaları, İsmet İnönü'nün başında bulunduğu CHP'nin başlatması ve daha da hazini ise, bu politikayı sürdüren ikinci ismin, Atatürk'ün son Başbakanı Celâl Bayar olmasıdır!  

Bizim, bu tarihî hadiselerin üzerinde bu kadar durmamızın nedeni, Atatürk'ten sonra kimler tarafından ve nasıl, Batı'nın haysiyetsiz vesayetine girdiğimizi gözler önüne sererek, “Atatürk” ve “Diğerleri” gerçeğinin anlaşılmasına bir nebze olsun katkı sağlayabilmektir. 

 Atatürk 1 Kasım l937'de, Meclis'in açılışında şu konuşmayı yapmıştı: “Endüstrileşmek, en büyük millî davalarımız arasında yer almaktadır.  Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük küçük her çeşit sanayiyi kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan müdafaası olmak üzere, mahsullerimizi kıymetlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve refahlı Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir zarurettir. Bu kanaatle beş yıllık ilk sanayi plânının geri kalan ve bütün hazırlıkları bitirilmiş olan birkaç fabrikasını da süratle başarmak ve yeni plân için hazırlanmak icap eder. Teshilât ve teçhizat programımızın tatbikatı muvaffakiyetle ilerliyor. Bunları memleketimizde yapmak emelimiz tahakkuk yolundadır. Bu yıl içinde denizaltı gemilerini memleketimizde yapmaya başladık. Hava kuvvetlerimiz için yapılmış olan üç yıllık program, Büyük Milletimizin yakın ve şuûrlu alâkasıyla şimdiden başarılmış sayılabilir.  Bundan sonrası için bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve harp hava sanayimizin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi iktiza eder” (Kâzım Öztürk, “Atatürk'ün Gizli ve Açık Meclis Konuşmaları”,  s. 1122, 1132).      

5 Şubat l948 tarihli Ulus Gazetesi'nin birinci sayfasında yer alan,  “Çiftlik yakınlarındaki UÇAK MOTORU FABRİKASININ TAMAMLANDIĞINI, TEZGÂHLARIN MONTAJININ BİTTİĞİNİ” müjdeleyen haber bu konudaki kararlılığın bir müddet daha devam ettiğini gösteriyor. Sonrası mâlûm! “Amerika'dan çok daha ucuza alınan silâhları Türkiye'de üretmeye ne gerek var?” mantığı ile, Millî Sanayi'den vazgeçilir! Demiryolu yapılmasında gösterdiği üstün gayretler sebebiyle, soyadını Atatürk'ün verdiği Nuri Demirağ, 1939 yılında ilk yerli paraşütü üretir; uçak imalâtına başlar. Ne var ki, Türk Hava Kurumu, Demirağ'a verdiği siparişlere rağmen, imal ettiği uçakları almayarak iflâsına sebep olur! Devir, İnönü devridir! Şakir Zümre, ilk Türk denizaltı su bombalarını imal eder. 1937'de yurt dışına silâh ve cephane satar. Ancak ABD yardımları başlayınca kuzine ve soba üretmek zorunda kalır! Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa (Nuri Killigil), 1949'da Sütlüce'deki silâh fabrikasında şüpheli bir patlama sonucu 27 çalışanı ile birlikte hayatını kaybeder. İddia, bu patlamanın, İsrail Devleti'nin bir sabotajı olduğudur. Sebebi de Suriye'ye silâh satılmasıdır! Fakat doğru dürüst araştırılmaz! Amerikan yardımları başlayınca, Kırıkkale silâh fabrikaları da, gaz ocağı yapmaya başlar! 1940 yılında tank yaptık. Bunun sadece Ford motoru dışarıdan geldi. Dizaynı bizimdi. Zırh levhası, topu, paleti, aktarma organları hepsi bizim üretimimizdi. Bu tank 1946'da Cumhuriyet Bayramı töreninde geçit resmine katılır. Ancak sipariş gelmez (Özdemir İnce, Aydınlık, 22.11.2012)!

Atatürk'ün 1928 yılında kurdurduğu, Ankara'daki Refik Saydam Enstitüsü aşı yapıyordu. Bu kurumumuz, dünyadaki birçok ülkeden önce kuduz aşısı yapmıştı! 1998 yılından sonra artık bu kurumumuza aşı yaptırılmıyor! Tıpkı SSK'nın ilâç imalinin engellenmesi gibi! Uçak yapımını engelleyen, Kırıkkale silâh fabrikasına gaz ocağı yaptıran zihniyet, 1961 yılında, Devrim otomobilini saf dışı ederek, Türkiye'nin otomobil yapmasını da engellemiştir! Bu “Devrim Arabası”nın hikâyesinin anlatıldığı  'Devrim Arabaları' filminde ilginç bir sahne vardı. Eskişehir Cer atölyesinde, Devrim otomobilinin yapılmasını incelemeye gelen bir Amerikalı uzmana, refakatindeki bir devşirilmiş Türk Bürokratı çıkışta şu sözleri söyler: “Merak edilecek bir şey yok. Otomobil yapmayı başaramazlar!” Amerikalı uzman ona şu çok anlamlı cevabı verir: 

“Yapmaları önemli değil, asıl tehlikeli olan yapacaklarına inanmalarıdır!”

Atatürk'le, Türk'ün yapamayacağı fikrini yenmiştik. Ancak, ne var ki, Atatürk'ten sonra, yeniden, Batı Emperyalizminin akıl hocalığından medet umar hâle geldik! 'Müslüman'dan mucit çıkmaz' anlayışını savunan aciz politikacılar da bu anlayışın eseridir!

Bunları tekrar tekrar niçin yazıyoruz? Çünkü bu gerçekler bilinmeden bir Çkış Yolu bulamayız! Atatürk'ten sonra, kimlerin hangi hataları yaptığını iyi öğrenmezsek, bu gerçekleri öğrenerek, zihinlerimize yerleştirilen önyargıları ve kompleksleri yıkıp geçemezsek, ÇIKIŞ YOLUNUN ancak -Neo-liberal politikaları aşarak- Atatürk'te birleşmek ve yarıda bırakılan Kemalist Devrimi tamamlamak olduğunu da idrak edemeyiz. 'Canım, Yılmaz Özdil'in kitabı bir milyondan fazla sattı ya; 23 Nisan'da, 19 Mayıs'ta herkes balkonlarında, pencerelerinde İstiklâl Marşını söyledi ya; Türk Bayrakları, Atatürk posterleri ile gösteriler yapıldı ya! Atatürk hepimizin kalbinde değil mi? Daha nasıl Atatürk'te birleşeceğiz?' denilebilir. 

Atatürk'ü sevmek, O'nu anladığımız anlamına gelmez! Atatürk'ün, kendisini göremedikleri için yakınanlara söylediği şu söz, aslında, bize tam da bunu hatırlatıyor:  “Beni görmek demek yüzümü görmek değildir, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeterlidir!”

  Atatürk'ün şu çok önemli uyarısını da bir kez daha hatırlatalım: 

 “Emperyalizm bizi affeder mi? Yüz yıllık emeğinin ürünü Sevr'i ve Üçlü Anlaşmayı tarihe gömdük. Hevesi kursağında kaldı. Affetmez! Bizi yine uyutmak, istediklerini yaptırmak isteyecektir. Onun için gözümüzü daima dört açmalı ve çok çalışmalıyız. Tarihimizi iyi bilmeli, bağımsızlık bilincini güçlendirmeliyiz.”

   Ne yazık ki, Atatürk'ten sonra, bizi yok etmekte kararlı olan bu tarihî düşmanlarımızla müttefik olduk! Hem de, sonraki yıllarda, “Büyük devletle dostluk ayıyla yatağa girmeğe benzer” diyecek olan İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde! Sonra NATO'ya da girdik ve GLADYO yapılanmasına dahil olduk! FETÖ tezgâhı böyle kuruldu. PKK ile mücadelemiz böyle önlendi! Hâlen de, 'dağılmakta olan' AB üyeliği için 'Bekçi Kulübesinde' beklemekteyiz! 

  Atatürkçüsüyle, İslâmcısıyla, Milliyetçisiyle, Liberaliyle, AB'ye girmek Millî Hedef!

  NETİCE: İstikrarsızlık, Millî bir hedef ekseninde birleşemeyen paramparça bir İç Cephe ve Borç içinde kıvranan bir ülke! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?