ATATÜRK TEK ADAMLIĞA KARŞIYDI (2)

Şunu hiç tereddütsüz söyleyebiliriz ki, Atatürk,  günümüzün 'demokratlarından' çok daha demokrattı. CHP'nin Tek Parti iktidarı, İstiklâl Harbi sonrasının şartlarının bir zorunluluğuydu. CHP Tek Parti olarak Meclisteydi ama; Atatürk, Meclis'te muhalif seslerin de bulunmasını önemsiyor; hükümete de bunu telkin ediyordu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'tan yaptığımız şu alıntı, Atatürk'ün muhalefete verdiği önemin anlamlı bir göstergesidir: “Dördüncü Büyük Millet Meclisi yeni seçim yapılmasına karar vererek dağılmıştı. İzmir Mebusu Halil Menteş ve Kocaeli Mebusu Sırrı Bellioğlu Atatürk'e birer veda mektubu gönderdiler. Atatürk bu ikisinin yeniden müstakil olarak aday olmalarını istemekteydi.  Başbakan İnönü, Parti Genel Sekreteri Recep Peker ve ben, trendeki hususî vagonun arkasındaydık. Atatürk, Halil ve Sırrı Beylerin Meclis'teki faaliyetlerinin çok faydalı olduğunu söyledi ve kendilerinin tekrar bağımsız mebus seçilmelerine yardım etmenin muvafık olacağını belirtir.”  Recep Bey bu sözlere sinirlenerek şunları söyler: “Halil Bey için bir diyeceğim yoktur fakat Sırrı Bey geçen devre bize kök söktürdü. Onun tekrar Meclise girmesi katiyen doğru olmaz!”  İsmet Paşa da çok az söze karışmakta fakat başıyla Peker'i onaylamaktadır.  Peker'in bu cevabı üzerine Atatürk, sesinde bir kırgınlık ve üzüntü içinde, âdeta bir demokrasi dersi niteliğindeki şu sözleri söyler: “Elbet konuşacaklar, elbette tenkit edecekler. Biz bu arkadaşların Meclise girmelerini neden teşvik ve ihzar ettik Recep; bir oyun olsun diye mi? Hayır efendim; bilâkis, biz onları gayet ciddî bir düşünce ile işlerimiz hakkındaki fikir ve kanaatlerini açıkça söylesinler, yaptıklarımızı tenkit etsinler, yani yeri boş kalan muhalefetin, bir dereceye kadar olsun vazifesini görsünler diye Meclise getirdik, öyle değil mi? O hâlde niçin sinirleniyorsunuz, neden şikâyet  ediyorsunuz? Yoksa kendinizden emin değil misiniz?”  Atatürk'ün ısrarları üzerine Halil Menteş Bey yeniden milletvekili seçilir fakat Sırrı Bey için daha fazla ısrar edemez (Hasan Rıza Soyak, “Atatürk'ten Hatıralar”  s. 49).  Atatürk'e 'Tek Adam' diyorlar. Hâlbuki, bu Tek Adam'ın gücü, istediği bir ismin yeniden milletvekili listesine konulmasına bile yetmemektedir!  Atatürk döneminde, hâkimlere ve savcılara herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığını da hatırlatalım!  Atatürk'ün şu sözleri de, muhalefete verdiği önemi göstermektedir: “Memleketi, çağdaş memleketler seviyesine yükseltmek için yapılan inkılâplar aleyhinde tartışmalara meydan vermemek her samimî ve aydın vatanperverin kabul ettiği bir zarurettir fakat aynı derecede zarurî olan bir şey daha var; inkılâp esasları dışındaki meselelerimizi imkân nispetinde en iyi, en verimli hâl şekillerine bağlamak. Bu ancak, karşılıklı, açık, serbest, ciddî ve samimî tartışmalarla temin edilebilir. Binaenaleyh biz, bir an evvel Meclis'te böyle bir cihaz, bir serbest  tenkit ve münakaşa cihazı yaratmaya bakmalıyız” (Soyak, age.s. 391).  Nitekim, Atatürk, Terakkiperver Cumhuriyet Partisi'nin kurucularından Ali Fuat Cebesoy'un ve Refet Bele'nin, daha sonraki yıllarda müstakil olarak milletvekili seçilmelerini sağlayacaktır. Diğer taraftan, l93l seçimlerinde, CHP, 22 seçim bölgesinde, 30 kadar mebusluk için aday göstermeyerek, buralardan müstakil adayların kazanması arzu edilmiş ve Meclis'e 18 bağımsız milletvekili seçilmiştir (Soyak, age. s. 449).  'Tek Adam' Atatürk'ün demokrasi anlayışı işte buydu! Günümüzde ise, partilerimizin hemen hepsinde, parti içi muhalefete aslâ hoşgörü göstermeyen bir Tek Adam anlayışı söz konusudur! Ayrıca, anayasa değişikliği ile, Tek Adamlık ülkemizin yönetiminde, anayasal bir nizam hâline getirilmek istenmektedir!  İktidar, 16 Nisan'da sandıktan “EVET” çıkması için her vasıtayı kullanıyor. Bir iki televizyon kanalı ve gazete dışında, medya, referandumda “EVET” çıkması için seferber olmuş bir durumdadır! Yandaş Medyanın ve Merkez Medyanın, iktidar tarafından, siyasî etiğe aykırı bir şekilde kullanılmasından daha da vahim olan şey iktidar sözcülerinin “Hayır” diyecek olanları, PKK yandaşı ve FETÖ'cü ilân etmeleridir. Doğrusu, bu üslup hiç hoş değil. Biz, partili olmaktan önce bir milletiz. Bu iktidara destek olanlar da karşı olanlar da bu milletin mensuplarıdır. Millî Birliğimizi parçalayacak, insanlarımızı bölecek bir üsluptan herkes ve özellikle devlet adamları kaçınmalıdır. Yunus Emre'leri örnek alalım. Bakınız ne diyor büyük halk ozanı: Sözünü bilen kişinin/Yüzünü ak ede bir söz.  Sözü pişirip diyenin/ İşini   sağ ede bir söz. Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı.  Söz ola ağulu aşı/ Balıla yağ ede bir söz. Kişi bile söz demini/  Demeye sözün kemini. Bu  cihan cehennemini/ Sekiz uçmağ (cennet) ede bir söz. Yüce Allah, Zümer Suresi 18. ayette şöyle buyuruyor: “Haydi, müjdele, sözü dinleyip de, en güzeline uyan kullarım! İşte onlar, Allah'ın kendilerine doğru yol kılavuzu verdiği kimselerdir. Ve onlar, temiz akıl sahibi olanların ta kendileridir.” Demek ki, kutsal Kitabımız, Müslümanlardan, “Konuşanları dinlemelerini ve en güzeline uymalarını” istiyor! Bunu referanduma  uygulayacak olursak  olması gereken şudur: “EVET” denilmesini isteyen iktidar sözcüleri ve “HAYIR” diyen muhalefet sözcüleri, eşit imkânlarla, niçin “Hayır” ya da “EVET” dediklerini anlatabilmeli ve milletimiz, iki tarafı da dinleyerek kararını vermelidir. Fakat, Hukukun ve aynı zamanda dinimizin bu buyruğuna  uyulduğunu kim söyleyebilir? İstanbul'da bir Üniversitede, öğrencilerin düzenledikleri “HAYIR” etkinliğine, üniversite dışından bir grup, tekbirler getirerek saldırıyor! MHP Genel Başkan adaylarından sayın Meral Akşener'in konuşma yapacağı salonun elektriği kesiliyor! MHP Genel Başkan adaylarından sayın Sinan Oğan, bir salonda konuşma yaptığı sırada saldırıya uğruyor! Yine, eski MHP milletvekili sayın Prof. Ümit Özdağ ve MHP milletvekili sayın Yusuf Halaçoğlu'nun Mersin'de, konuşma yapacakları salon, “Hareketin lideri Devlet Bahçeli” diye bağıran bir grup tarafından basılıyor! Kim bilir, halk oylamasına kadar daha nelerle karşılaşacağız! Almanya ve özellikle Hollanda, referandum için “EVET” propagandası yapmak isteyen AKP'li Bakanlara izin vermedi. Çok çirkin görüntüler yaşandı. Bu ülkeleri şiddetle protesto ediyoruz. Ancak, Başbakan sayın  Binali Yıldırım'ın, “Hollanda'daki propaganda çalışmalarının, bu ülkedeki seçimlerden sonra yapılacağı” açıklamasına rağmen bu olayların yaşanmasının izaha muhtaç olduğunu belirtmek isteriz.  Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?