8 AYDA 1270 ÖLÜ !

Bu alanda da bir Barış Süreci oluşturmak gerek. Önce Akil İnsanlar ülkeyi dolaşıp halkı Analar Ağlamasın diye ikna etsinler. Sonra da müzakereler başlasın. Neler mi saçmalıyorum?  Rakamlara bakar mısınız? Bu da bir tür terör gibi… Hatta terörden de beter. İnsanlar ölüyor ve analar ağlıyor.  Nerede mi? İş kazalarında… Teröre çare bulan Türkiye bu alana da müdahale etmeli. 8 Ayda 1270 kişi hayatını kaybetmiş iş kazalarında. Anadolu'da orta büyüklükte bir ilçenin nüfusu kadar… Buna müdahale etmek birilerinin görev ve sorumluluğu değil mi? İstanbul'da Torun Center'da meydana gelen asansör kazasında 10 işçinin ölmesi Türkiye'de iş kazalarını bir kere daha gündeme getirdi. Birkaç gün konuşuruz, yazarız çizeriz sonra da ölenlere rahmet kalanlara sabır dileklerimizle her şeyi unuturuz.  Soma'da maden kazasında yaptığımız gibi… Şimdi bir de Soma'da ne olmuştu diye soranlar çıkmasın.  Türkiye iş kazaları sıralamasında ön sıralarda yer alıyor. 8 ayda 1270 kişinin öldüğü iş kazaları daha çok tarım, inşaat, taşımacılık ve enerji iş kollarında meydana geliyor.  Ölenlerin çoğunu ise taşeronlarda çalışan düşük ücretli ve sosyal güvencesiz işçiler oluşturuyor.  Peki, terör boyutunda iş kazalarının yaşandığı Türkiye'de yönetim bu konuya nasıl bakıyor? Neler yapıyor ve ne gibi önlemler alıyor? Mesela en üst düzey yönetici; Bu tür kazalar bu işlerin fıtratında var diyor. Onun altındaki yönetici ise, Fatiha okumakla yükümlüyüz diyor. Bir İstanbul gazetesinde aynen böyle yazıyor. Başbakan Davutoğlu sorumluluğunun bilinciyle; Gerekli önlemleri de alırız diyor.  Ah bu gerekli önlemler! Gerekli önlemleri almak da insanlar öldükten sonra insanların aklına geliyor. İnsanlar ölmeden gerekli önlemleri alamaz mısınız? Gerekli önlemleri alsanız bu kazalar olur muydu?  Demek ki gerekli önlemler alınmamış. Bir de ihmali olanları en ağır biçimde cezalandırırız sözü yok mu!..  Kime ne ceza verdiniz 8 ayda 1270 kişi ölmüşken. Galiba en doğru sözü Torunlar'ın Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun söylüyor. Sektörel vaka… Onun gerekli önlemleri almak gibi bir niyeti yok.  İşin fıtratı veya sektörel kaza neredeyse aynı anlama geliyor. Genel anlayış buysa gerisi laf-ü güzaf.  Boş laf yani! Daha, çok iş kazaları olacak ve daha çok insan ölecek demek ki! Analar ağlamaya devam edecek. İşçinin birisi ölecek birisi gelecek. İnşaat devam edecek. Peki, dünyada başka ülkelerde bu sektörlerde çalışma yapılmıyor mu? Maden işletmeciliği yapılmıyor mu? O dev yapılarda insanlar çalışmıyorlar mı? Türkiye'de 8 ayda 1270 işçinin öldüğü iş kollarında faaliyet gösterilmiyor mu?  Elbette bu iş kollarında yüz binlerce insan çalışıyor.  Neden bu ülkelerin insanları bu iş kollarında çalışırken düşüp ölmüyorlar? Neden onların asansörlerinin ipleri kopmuyor? Sorun ipteyse biz de o ipten kullanalım. Neden onların maden ocaklarında göçükler olmuyor? Oluyor da bizim mi harbimiz olmuyor? Madem bu işin fıtratında maden ocaklarında ölmek var; o ülkelerin fıtratı başka bizim ülkemizin fıtratı başka mı? Madem bu sektörel bir kazaysa o ülkelerin aynı sektöründe neden olmuyor?  Şimdi şeytan dürtüyor ve şunu sormadan geçme diyor: Yoksa o ülkeler Türkiye'nin çoğu maddelerini imzalamadığı Dünya Çalışma Örgütü İLO sözleşmelerine uygun mu çalışıyorlar?        Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihat Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?