FRANSA, AB ÜYELİĞİ HAYALİMİZE NOKTAYI KOYDU!

Cumhurbaşkanımızın; Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşmesinden sonra düzenlenen basın toplantısında, Avrupa Birliği üyeliğimizin sürüncemede bırakılmasından şikâyet ederek, “yeni fasılların açılmadığını' dile getirmesi üzerine, Fransa Cumhurbaşkanı Macron şu sözleriyle, AB'ye tam üyeliğimizin mümkün olmadığını çok açık bir şekilde dile getirmiş oldu:

“Müzakerelerde yeni fasıllar açılabileceğinin mümkün olduğuna dair ikiyüzlülükten çıkmak gerekir. Üyelik süreci yerine başka tür bir işbirliği ve ortaklığı düşünmeliyiz!”

Evet, bu kadar açık ve net! Zaten aslında, bugüne kadarki bütün iktidarlar bu gerçeğin farkındaydılar. Fakat milleti AB yalanı ile kandırmayı sürdürdüler! Yani millete karşı dürüst davranmadılar!

Avrupa Birliği üyeliğinin bir hayal olduğu konusunda bu sütunlarda birçok yazı yazdık. Geçenlerde arşivimizi karıştırırken, bu konuyu, mizahî bir tarzda ele aldığımız bir yazımıza rastladık. 13.07.2007 tarihli, “Millet Cahil Öyle mi?” başlıklı yazımız şöyle:

“Milletimiz, Avrupa Birliği'nin Türkiye hakkındaki gerçek niyetlerini anlayamamış olsa gerek ki, AB'ye girmek isteyenlerin oranı hızla düşüyor! Hayret bir şey! Demek ki, halkımıza Avrupa Birliği gerçeğini iyi anlatamamışlar!

AB karşıtlığının yükselmesi AB'ci lobiyi âdeta panikletmiş. Televizyonlarda, Avrupa Birliği konusunda yapılan tartışmalarda bu panik açıkça görülüyor. Şaşkınlık içindeler… Kimileri '40 yıllık mücadelemiz boşa mı gidecek' diye sızlanıyor! Papyonu ile meşhur emekli bir büyükelçimiz, yükselen AB karşıtlığını değerlendirirken, 'Millet cahil! Neye hayır dediğini bilmiyor' diyor! Bir başkası ise şöyle yakınıyor: 'Avrupa'dan vazgeçip Suriye ile mi birlikte olacağız?' Doğru söze ne denir! Bu Arapların, bizi I. Dünya Harbi sırasında arkadan vurdukları unutulur mu hiç! Demek ki, bunu daha sık dile getirmek gerek!

Görüldüğü gibi, vaziyet oldukça nazik! Bir şeyler yapılması gerek! 'Cahil' milletimize Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi bir refah cennetine dönüştürme projesi olduğu iyice belletilmeli!

Basında yer alan haberlerden anlaşıldığına göre, Avrupa Birliği hakkında kamuoyunda yükselen olumsuz havayı yok etmek için beyin yıkama, pardon milletimizi aydınlatma faaliyetlerine hız verilecek ve bu cümleden olarak 2007 yılında iki ayrı TV kanalı oluşturulacakmış! TRT 2 bünyesinde AB TV kurulması ve önümüzdeki yıl yayınlara geçmesi için faaliyete başlanmış! Haydi hayırlısı! (NOT: TRT bu kanalı kuramadı fakat, Tuncay Özkan, kendisine ait olan Kanal Türk televizyonunda, gazeteci Mine Kırıkkanat ile birlikte AB'yi yücelten bir program yapmaya başlamıştı!)

Evet, milletimizde gelişen bu Avrupa Birliği karşıtlığı bir şeyler yapılıp mutlaka izâle edilmelidir. Yoksa milletimizin geri kalmasına sebep olan bu Türk-İslâm kimliğinden kurtulup, 200 yıldır uğrunda mücadele edilen Avrupalılaşma hayâli bir kristal vazo gibi, paramparça olacak! Yazık! Gerçekten çok yazık! Entellerimiz, pardon aydınlarımız çok üzülecekler.

200 yıldır Türk Milletine kan kusturan Emperyalist Avrupa, yaptıklarından pişman olmuş ve milletimizi, kurduğu 'Medeniyet Projesi'ne dahil ederek, bir 'iyilik' yapmak istiyor fakat milletimiz anlaşılmaz bir dirençle buna karşı çıkıyor! Olacak iş değil doğrusu!

Adamlar, bizi de medenîleştirecekler! Çanakkale'yi geçemedikleri için 1915'te başaramadıklarını bu defa başaracaklar!

Türk Milletini Avrupalı yapmayı liberallerimiz, sosyal demokratlarımız, muhafazakâr geçinenlerimiz bugüne kadar başaramadılar; 'mütedeyyin' din kardeşlerimizin himmetleriyle 'Avrupalı dostlarımız' bu defa başaracaklar inşallâh!

Ne demişti İtilâf Devletleri donanmasının Çanakkale'yi geçememesi üzerine Sait Molla? “Bize medeniyet getireceklerdi, yazık oldu, Çanakkale'yi geçip gelemediler!”

Bu sefer olsun, 'gerçekleri görelim' ve ucuz kahramanlık yapmayalım! Destek olmayanlar, bari köstek olmasınlar; bırakın da, Avrupalı 'Dostlar' bizi adam etsinler canım!

TÜSİAD Başkanı sayın Ömer Sabancı'nın Yüksek İstişare Kurulu toplantısında yaptığı uyarıları dikkate alıp, muhalifi ve muvafığı Avrupa Birliği üyeliği hedefine dört elle sarılalım!

Artık bu emperyalist devletlerle birlikte dünyanın, yani mazlûm milletlerin sömürülmesine biz de ortak olacağız! Yetti gayri bu milletin yıllarca, 'Mazlûm milletlerin kurtuluş mücadelelerinin öncüsü' gazıyla yoksulluğa talim ettirilmesi! Refah içinde yaşamak bu milletin hakkı değil mi?

Emperyalist Avrupa dişlerini bilemiş, pardon kollarını uzatmış bizi bekliyor! Haydi Türkiye'm ileri!

Kıbrıs, Ege, ne isterlerse verelim; nasıl olsa bizi içlerine alacak değiller mi?”

Yazımız böyle!

AB üyesi olmak uğrunda vermediğimiz taviz kalmadı. Kıbrıs az kalsın elden gidiyordu! 'Yes be annem' sloganını unuttuk mu? M. Ali Talât'ın taraftarları bu sloganla Annan Plânı'na “Evet” denilmesini istiyorlardı! AKP iktidarı da, 'EVET' çıksın istiyordu! Ve Kıbrıs Türk halkı, Türkiye'yi adadan tamamen dışlayacak bu plâna yüzde 65 evet oyu verdi!

Allah'tan, verdiğimiz tavizleri yeterli bulmayan Rumlar, red oyu verdiler de, Kıbrıs şimdilik kurtuldu!

Şimdilik diyoruz, çünkü AB'nin baskıları devam ediyor. Bize 'garantörlük hakkınızdan vazgeçin' diye baskı yapıyorlar!

AB'nin baskısıyla biz, veto hakkımızı kullanmayarak, Kıbrıs'ın AB üyesi olmasına da razı olduk! AB baskısıyla Ege'de verilen tavizler; PKK'ya verilen tavizler cabası!

Bugünlerde Ege denizindeki bize ait olan fakat 2004 yılından itibaren Yunanların işgali altında bulunan adalar sıklıkla dile getiriliyor. Ancak, iktidar kanadından bu konuda tık yok! Sayın Cumhurbaşkanı Yunanistan seyahatinde, Batı Trakya Türklerinin müftülerini seçemediklerini dile getirdi de, Yunan işgali altındaki adalarımızın hesabını sormadı!

Biz, sayın İsmet Yılmaz'ın Millî Savunma Bakanı iken, Meclis'te sorulan bir soru üzerine verdiği şu cevabı hatırlıyoruz:

“Bu adalar Yunan işgalinde ama, hukuken bize aittir!”

Bu kara mizah örneği cevap, Avrupa Birliği hayâli ile, millî reflekslerimizin ne kadar aşındığının resmidir!

Bizim AB üyeliği sevdamız karşılıksız bir aşktı! Bu uğurda ne aşağılamalara katlanmadık ki! Umarız artık kendimize geliriz. Nitekim, iktidarı destekleyen medyanın bazı önemli isimleri, AB'nin ve NATO'nun artık bittiğini dile getiriyorlar.

Geç de olsa, uyanmak yine de iyi bir şeydir.

Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?